1918’de Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti’ni fiilen teslimiyete zorladı. Ordunun terhisi, cephanelerin toplanması ve stratejik bölgelerin işgal edilmesiyle Anadolu, İtilaf Devletleri için açık hedef haline geldi.
- İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar Anadolu’nun farklı bölgelerini kontrol altına aldı.
- 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e çıkarma yaparak Batı Anadolu’da işgali başlattı.
Bu gelişmeler, Türk milletinde derin bir infial yarattı. Ancak teslim olmak yerine tarih boyunca süregelen bağımsızlık iradesiyle Kuvayımilliye hareketi doğdu. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması, ulusal mücadelenin siyasi meşruiyetini sağladı ve direniş tek merkezden yönetilmeye başladı.
SAKARYA’DAN BÜYÜK TAARRUZ’A
Yunan ordusu 1921’de Ankara’ya yaklaşarak Polatlı’ya kadar ilerledi. Burada Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921) Türk ordusunun direnişiyle sonuçlandı.
Mustafa Kemal Paşa’nın tarihe geçen sözü, Sakarya’nın ruhunu özetler:
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”
Türk ordusunun Yunan ordusu ile Sakarya boylarında yaptığı Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos'ta başladı. Bu tarihten itibaren gece gündüz aralıksız süren savaşta, Mustafa Kemal Paşa, yeni bir savaş stratejisi uygulayarak ordularına, "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.
Türk askeri, bu emre uyarak vatanını canla başla savundu. Bu amansız mücadele, bütün şiddetiyle 22 gün 22 gece sürdü. Bütün cephe boyunca saldırıyı sürdüren Türk ordusu, 13 Eylül 1921'de Sakarya ırmağının doğusundan Yunan kuvvetlerini temizledi.
Sakarya Zaferi, Türk ordusunun savunmadan taarruza geçişini simgeledi. Ancak kesin sonuç için kapsamlı bir hazırlık gerekiyordu. Yaklaşık bir yıl süren bu hazırlığın ardından 26 Ağustos 1922 sabahı, Kocatepe’de Büyük Taarruz başladı.
BÜYÜK TAARRUZ VE DUMLUPINAR ZAFERİ
26 Ağustos’ta başlayan taarruzun ilk gününde Türk ordusu, Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi’ni ele geçirdi. 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos’ta ilerleyen Türk birlikleri, Yunan ordusunu sıkıştırarak Dumlupınar’da son darbeyi indirmeye hazır hale geldi.
30 Ağustos 1922 sabahı, Zafertepe-Çalköy’de Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi başladı. Türk ordusu Yunan birliklerini kuşatarak imha etti, General Trikopis dahil birçok komutan esir düştü. Böylece Yunan ordusu Anadolu’da bir daha toparlanamayacak şekilde dağıldı.
İZMİR’E DOĞRU: “ORDULAR, İLK HEDEFİNİZ AKDENİR’DİR”
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, zaferin ertesi günü şu tarihi emri verdi:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi orduları, Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muharebesi'nde, zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını, inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu, geleceğine güvenmekte haklıdır. Savaş alanlarındaki başarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum.
Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracılık etme görevinin arkasını bırakmayacak, sürekli olarak yerine getireceğim. Ödüllendirme için Başkumandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe Kumandanlığına buyurdum. Bütün arkadaşlarımın, Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri de verileceğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kullanarak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim. Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"
Bu emir doğrultusunda üç koldan ilerleyen Türk ordusu 1 Eylül'de Gediz ve Uşak'ı, 2 Eylül'de Eskişehir'i, 6 Eylül'de Balıkesir ve Bilecik'i, 7 Eylül'de Aydın'ı, 8 Eylül'de Manisa'yı geri aldı. 9 Eylül'de İzmir'de Yunan ordusunu denize döken Türk ordusu, Mustafa Kemal Paşa'nın emrini büyük bir başarıyla yerine getirdi.
ALBAY REŞAT BEY
Büyük Taarruz’un unutulmaz olaylarından biri, 57'nci Tümen Komutanı Albay Reşat Bey'in, 27 Ağustos'ta Çiğiltepe'nin alınmasının yarım saat gecikmesi üzerine, görevini yerine getirememenin üzüntüsüyle kendisini vurarak intihar etmesiydi.
Mustafa Kemal Paşa'ya, Çiğiltepe sırtlarında çarpışan 57'nci Tümen Komutanlığını yeniden telefonla aradığında Albay Reşat Bey'in intihar ettiği söylendi ve yazdığı "Yarım saat zarfında o mevkiyi almaya size söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam." notu okundu.
Çiğiltepe, Albay Reşat Bey'in ölümünün 15 dakika sonrasında düşman askerlerinden kurtarıldı.
30 Ağustos Zaferi yalnızca Yunan ordusunun yenilgisi değil, aynı zamanda Türk milletinin kaderini değiştiren bir dönüm noktasıdır.
- İşgal kuvvetleri Anadolu’dan çıkarıldı.
- Lozan Barış Antlaşması’na giden süreç başladı.
- Yeni Türk devletinin temelleri kesin olarak atıldı.
Atatürk, 1924’te Zafertepe’de yaptığı konuşmada bu gerçeği şu sözlerle dile getirdi:
“Türk ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Yeni Türk devletinin, genç Cumhuriyet’in temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı.”
30 Ağustos 1922, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği mücadelenin zirvesidir. Bu zafer, yalnızca Anadolu’nun kurtuluşunu değil, aynı zamanda çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunu müjdelemiştir.
Bugün her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlanan bu tarih, Türk ulusunun birlik, fedakarlık ve özgürlük iradesinin ebedi bir simgesi olarak yaşamaktadır.
#30 Ağustos
#Zafer Bayramı
#Büyük Taarruz
#Mustafa Kemal Atatürk