Sariyer Söz
Sariyer Söz
Bilinmiyor
Afyonkarahisar · 19°C
Diğer
Bizi Takip Edin
03 Nisan 2025 - 16:29

Murat Ongun'un Avukatlarından Tutukluluğa İtiraz: Somut Delil Yok

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatları, Ongun’un tutuklanmasının soyut ve kanaate dayalı, somut delil bulunmayan ve çelişkili tanık ifadelerine dayandığını belirterek, tahliyesine karar verilmesini talep etti.

0 Okunma 0 Paylaşım
Murat Ongun'un Avukatlarından Tutukluluğa İtiraz: Somut Delil Yok

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatları, Prof. Dr. Köksal Bayraktar ve Serkan Günel, İBB’ye yönelik yürütülen soruşturmada tutuklanan müvekkillerinin tutukluluğuna itiraz etti.

İtiraz dilekçesinde, Ongun ve diğer şüphelilerle ilgili soruşturmanın gizlilik kararı nedeniyle avukatların, Ongun’un tutuklanmasına gerekçe gösterilen rapor ve ses kayıtlarını inceleyemedikleri ifade edildi. Buna rağmen, 133 sayfa ve 12 saat süren kolluk ifadesinde müvekkillerinin tüm iddialara somut ve açık cevaplar verdiği vurgulandı. Şunlar kaydedildi:

"Müvekkili, İBB iştiraki Medya A.Ş'de Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta, ancak bu görev çerçevesinde ihale hazırlama, ihale sözleşmesi imzalama veya idari tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Bu kapsamda sadece gelir getirici işlerde imzası bulunan müvekkilin görev tanımı gereği ihaleye fesat karıştırma iddiaları ile suçlanabilmesi mümkün değildir."

Dilekçede, Murat Ongun hakkında "örgüt yöneticiliği" suçlaması yöneltilmiş olmasına rağmen, Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesi gereği bu suçun unsurlarından olan hiyerarşik yapı, emir-komuta ilişkisi, suç işleme kastı ve görev dağılımı gibi unsurların soruşturma belgelerinde somut olarak yer almadığı ifade edildi.

İtiraz dilekçesinde, iddialara ilişkin tanık beyanlarının soyut ve kanaate dayalı olduğu, tanıkların sunmuş oldukları hiçbir somut delilin bulunmadığı ve beyanlarındaki çelişkilerin Ongun'un ifadesiyle ortaya konduğu belirtildi.

Dilekçede, Ongun'un kolluk ifadesinde, çeşitli tarihlerde açık bir şekilde ifade verdiği ancak soruşturmanın gizliliği nedeniyle avukatlara gösterilmeyen tanık ifadelerinin sorulduğu ifade edildi. Bu çerçevede, dilekçede şu tespitlere yer verildi:

"Öncelikle böyle bir uygulama, soruşturmanın gizliliği kararı söz konusu olsa dahi hukuka aykırıdır. Bu kişiler koşulları var ise gizli tanık olabilirler ancak kendi iradeleriyle açık tanıklık yapmaya karar vermişler ise bu kişilerin ifadelerinin bir husumete dayanıp dayanmadığını ve çelişkilerini ortaya koyabilmek adına bu açık tanıkların isimleri ‘silahların eşitliği’ ve ‘savunma hakkı’ gereği tarafımıza bildirilmelidir. Gerek emniyet ve gerek savcılıkta tanıkların ve gizli tanıkların kimlikleri saklı tutulduğu gibi bunların tanıklık yapabilip yapamayacakları, müvekkilimizi tanıyıp tanımadıkları, hangi somut olayla ilgili olarak ifade verip vermedikleri ve hangi makam önünde ifade verdikleri, ifadelerinin yeminli olup olmadığı, bize, savunmaya hiç açıklanmamıştır. Tanıklığın var olabilmesi için gerekli şartlara riayet edilip edilmediği belli değildir."

Dilekçede, soruşturma dosyasındaki Mülkiye Müfettişliği tevdi raporundaki iddiaların da Ongun'un görev ve sorumluluk alanına girmediği kaydedildi.

Gizli tanık Meşe’nin ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı, Meşe’nin, “Ongun’un elde ettiği rüşveti İlker Aslan, Dursun Subaşı, Ufuk İnan ile Kasımpaşa’daki ek hizmet binasında bölüştüğü” yönündeki iddiasının, HTS kayıtlarıyla çürütüldüğü ifade edildi. HTS kayıtları incelendiğinde, Ongun’un bu kişilerle aynı anda Kasımpaşa İBB binasında bulunmadığı tespit edildiği belirtilerek, gizli tanığın savcılığı yanıltmış olabileceği kaydedildi.

Dilekçede, Murat Ongun’a yönelik belgelerde sıkça gizli tanıkların yer aldığı ve soruşturmada gizli tanığa sıkça başvurulduğu belirtilerek, gizli tanıklığın ceza yargılamasında istisnai bir uygulama olduğu vurgulandı. Ayrıca, diğer tanık beyanlarında olduğu gibi gizli tanıklar aracılığıyla ortaya atılan iddialara dair somut bir belge sunulmadığı ifade edildi.

Yargıtay içtihatlarına göre, yalnızca ispatla ilgili karar verecek mahkeme önünde verilen beyanların tanık beyanı olarak kabul edilebileceği vurgulandı.

Yargıtay içtihatlarına göre, yalnızca ispat konusunda karar verecek mahkeme önünde verilen beyanın tanık beyanı olarak kabul edildiği vurgulanan itiraz dilekçesinde, “Müvekkilin tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen ve tarafımıza ismi bildirilmeyen tanıklık beyanları henüz mahkeme önünde çapraz sorgu ile sorgulanmamış olması da düşünüldüğünde soyut iddialardan ibaret olup tutuklamaya gerekçe gösterilemez” denildi.

İtiraz dilekçesinde ayrıca, “Müvekkile ihale yetkilisi olmamasına rağmen Medya AŞ ve Kültür AŞ ihalelerinde tespit edilen ancak herhangi bir yargılama sonucunda usule aykırılıkları ortaya konulmamış ve aslen bu zamana kadar yapılan Sayıştay denetimleriyle de hiçbir usulsüzlük tespit edilmemiş ihalelere ilişkin sorular sorulmuş müvekkil bunlara ilişkin kolluk ifadesinde samimiyetle ifade vermiştir” değerlendirmesi yapıldı.

Kişisel verilerin çalındığı iddiasıyla ilgili ses kaydı

Murat Ongun’un tutukluluk gerekçesinde ayrıca, “milyonlarca kişiye ait kişisel verileri fiiliyatta kendisine ait ancak görünürde Mustafa Nihat Sütlaş’a kayıtlı firma üzerinden pazarladığı, bu suretle kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma suçunu işlediği”nin belirtildiği kaydedildi. Bu suçlamanın, “gizli tanık Meşe tarafından dosyaya sunulan bir ses kaydı üzerinden yöneltildiği” belirtilen dilekçede, hukuka uygun şekilde elde edilmeyen ses kaydına dayanarak, Ongun'un tutuklanamayacağı ifade edildi.

"Suç örgütünün ne zaman ne şekilde kurulduğu…"

İtiraz dilekçesinde, Ongun'un tutuklanmasına yönelik iddiaların, temelde “Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir suç örgütünün yöneticisi olması ve kendisine bağlı kişilerce bu suç örgütüne yasa dışı yollarla para kazandırdığı” iddiasına dayansa da bu suç örgütünün ne zaman ne şekilde kurulduğu ve Ongun'un yönetici olduğunun ortaya konulamadığı kaydedildi.

Dilekçede, şunlar kaydedildi:

"İddia edilen gizli toplantıların yapılmadığı HTS kayıtlarıyla ortaya konmuş, iddia edilen zenginleşmenin yaşanmadığı da yine hem müvekkilin hem yakınlarının mal varlığı incelemesi ile ortadadır. Dolayısıyla ortada soyut tanık beyanlarından başka bir şey yokken müvekkilin haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılması hukuken kabul edilemez."

Dilekçede, Ongun hakkında kuvvetli suç şüphesinin oluşmadığı, kaçma ve delil karartma şüphesinin de bulunmadığı kaydedilerek, tahliyesi istendi.

#Murat Ongun #Avukat #Delil

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!