Oray Eğin’den Murat Ongun Yorumu: Tipik Bir Güç Zehirlenmesi Hikayesi
Gazeteci Oray Eğin, tutuklu bulunan İBB Danışmanı Murat Ongun’un yıllar içindeki değişimini analiz etti. “Güç zehirlenmesi, kibir ve sınıf intikamı” ifadeleriyle dikkat çeken Eğin, Ongun’un kamuoyundaki tartışmalı rolünü ve lüks yaşam tercihlerinin yarattığı algı sorunlarını kaleme aldı.
Gazeteci Oray Eğin, Habertürk’te yayımlanan köşe yazısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu danışmanı Murat Ongun’un yıllar içindeki değişimine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Eğin, uzun yıllara dayanan kişisel tanıklığına dayanarak Ongun’un mesleki yolculuğunu ve kamuoyundaki algısını ele aldı.
Eğin, uzun yıllar önce tanıştığı, 2009 yılında kendi sunduğu programında bir dönem yayın editörlüğü yapan Murat Ongun’un ‘dününü ve bugününü’ kaleme aldı.
Yazısında, geçmişte aynı televizyon programında kısa süre birlikte çalıştığı Ongun’un medya kariyerinde kalıcı bir iz bırakamadığını ifade eden Eğin, Ongun’un entelektüel kapasitesinin sınırlı, yabancı dil yeterliliğinin ise yetersiz olduğunu öne sürdü.
“SINIF İNTİKAMI VE GÜÇ ZEHİRLENMESİ”
Oray Eğin, Ongun’un İmamoğlu ile çalışmaya başlamasından sonra kişisel değişiminin hızlandığını ve bunun tipik bir "güç zehirlenmesi" örneği olduğunu savundu. Yazısında Ongun’un kamuoyuna karşı sergilediği tutumda kibir ve küstahlığın baskınlaştığını, birçok gazeteci ve meslektaşının da bu görüşte birleştiğini ifade etti.
“BİAT MEDYASI KURMA GİRİŞİMİ”
Eğin, Murat Ongun’un görev süresi boyunca belediye yönetimine yönelik eleştirilere karşı sert bir tutum izlediğini, İmamoğlu hakkında yazı kaleme alan gazetecilerden “tam bağlılık” beklediğini ve bu süreçte belirli isimlerle yakın ilişkiler kurarak bir medya çevresi oluşturduğunu öne sürdü.
İmamoğlu'nun da, eleştirilere açık bir profil çizmesine karşın, ekibinin farklı görüşlere karşı hoşgörüsüz bir yaklaşım sergilediğini belirten Eğin, “Kısa sürede eleştirileri ayıklama refleksi devreye girdi” ifadelerini kullandı.
LÜKS VİLLA ELEŞTİRİSİ
Yazıda, Murat Ongun’un 350 bin TL aylık kira bedeliyle Acarkent’te oturduğu villa da tartışma konusu yapıldı. Eğin, bu tercihin kamuoyunda soru işaretlerine yol açtığını, özellikle görevdeki bir kamu yöneticisinin böylesi yüksek profilli bir yaşamı tercih etmesinin ciddi algı sorunları yarattığını belirtti. Villanın kirasının belediye kaynaklarından karşılandığına dair iddialar kamuoyunun gündemine gelmişti.
“PR REZALETLERİNDEN SONRA ‘PROPAGANDA MÜDÜRLÜĞÜNE’ GEÇTİ”
Eğin, Ongun’un basın sözcülüğü görevinden alınmasının ardından kamu iletişimindeki rolünün azalmadığını, ancak artık daha çok "propaganda yöneticisi" gibi bir pozisyonda hareket ettiğini ifade etti. Bu süreçte yaşanan bazı iletişim krizleri – örneğin yurt dışı gezileri, fırtına günlerinde yapılan programlar – yazıda PR zafiyetleri olarak değerlendirildi.
Eğin’in yazısından dikkat çeken başlıklar:
“İMAMOĞLU’NUN GAZETECİLERİ”
"Murat Ongun, İmamoğlu hakkında yazacak gazetecilerden tam biat bekliyor, hatta çetele tutuyordu. Kısa sürede kendi ordusunu yaratmış, Başkan’ın tercih ettiği bir gazeteci sınıfı oluşturmuştu. İmamoğlu her ne kadar hoşgörülü gözükse de ekibi en ufak bir eleştiriye bile itiraz ediyordu. Daha şimdiden cımbızla çalışmaya başlamışlardı.
Ne yalan söyleyeyim, ben bu soruşturma başlayana kadar belediyenin belli gazetecileri amiyane tabirle “beslediğinden” emindim, ama şu bir buçuk ayda ikna edici tek bir kanıt, tek bir belge bile çıkmadı.
“İMAMOĞLU BİAT MEDYASI İSTEDİ”
İmamoğlu ise bu emeklemeleri, ilk adımları hiçe sayarak daha ilk günden biat medyası istedi. Bu Murat Ongun’un tercihi miydi, İmamoğlu’nun isteği mi bilmiyorum. Genellikle liderlerin en yakınındaki Ongun tipi adamları patronlarından bağımsız karar almazlar, gerekirse kötü polis rolünü oynarlar.
“ONGUN BENİ DE HEDEF GÖSTERDİ”
Murat Ongun benim özellikle geçen Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP içindeki kavgaları, partinin liderlik katından itibaren İmamoğlu’nu ekarte etmek istediğini ayrıntılarıyla yazmamı kabullenemedi. Bir CHP yöneticisinin seçimdeki potansiyel adayla ilgili bana “Herkes olur ama Ekrem olamaz,” demesini ve benim de bunu aynen yazmamı affetmedi. Bu yazıdan sonra Ongun’a yakın bazı mecralarda hedef gösterildim, buradan biliyorum.
“HERKES KİBRİNDE VE KÜSTAHLIĞINDA HEMFİKİRDİ”
O dönem tamamen profesyonel sebeplerle ama başka bir vesileyle ona ulaştığımda aldığım yanıtları güvendiğim birkaç kişiye gösterdim. Herkes üsluptaki kibir ve küstahlıkta benimle hemfikirdi. Bir ara ‘Şimdi böyleyse kim bilir biraz daha güç elde ettiğinde nasıl olur’ diye aklımdan geçirdim.
“ÇOK SAYIDA KİŞİYİ KÜSTÜRMÜŞ”
Belki başka nedeni vardır, ama fazlasıyla kişiseldi. Ben yine de profesyonel olduğunu varsayıp İmamoğlu’nun işine gelmeyecek yazılarıma vuruyorum. Dönem dönem sorduğum bazı soruları, yürüyen merdivenlerin neden çalışmadığı ya da bu konuyla ilgili kimlerin muhatabımız olduğu gibi soruları yanıtsız bıraktı.
Bunu hatırlatmamın nedeni “Birkaç kişiyi küstürmüş,” dediğimde “Birkaç kişiyi mi?” itirazını açıklamak. Bana bile böyle davrandıysa kim bilir başkalarına neler yapmıştır.
"PR rezaletlerinden sonra 'propaganda müdürlüğüne' geçti"
Belki de işi başından aşkındı. İtalya ve Karadeniz gezileri, kayak tatili, kar fırtınasındaki balıkçı gibi ardı ardına gelen PR rezaletinin ardından kellesi alınmamış ama basın sözcülüğü makamı kaldırılmıştı. Aslında hala gazetecilerle doğrudan muhatap oluyordu ama anladığım kadarıyla işi artık bir tür “propaganda müdürlüğü”ydü.
"Yılbaşı partilerinde ve havuz başlarında yeni Türkiye'yi tasarlıyordu"
Bir yandan da vaktinin bir bölümünü yılbaşı partilerinde, yaz tatillerinde havuz başında akıl hocası bellediği insanlarla birlikte yeni Türkiye’yi tasarlıyordu.
“GÜÇTEN GÖZÜ DÖNMÜŞ”
Bir insan kirası maaşının kat be kat üstünde bir evde, kendisi ödemese dahi neden oturmayı kabul eder? Ekselsiyor Apartmanı’nda falan otursa en azından göze batmazdı. Site istiyorsa eminim Alkent’te Hıncal’ınki olmasa da bir bahçe dubleksi bulunurdu.
Ancak 350 bin TL’ye, üstelik kirasını da Başkan’a ödeterek, daha çok futbolcuların ve şarkıcıların tercih ettiği Acarkent’te villa tutmak ya şuursuzlukla açıklanabilir, ya da güçten gözünün dönmesiyle. Bu örnekte her ikisi de geçerli: Gücün hiçbir zaman elinden alınamayacağını zannedecek kadar şuursuz olmalı. Hiçbir şey yapmamış olsa dahi bu evin etrafında oluşan şüphe yeteri kadar yıpratıcı.
“EŞİ BİR DÖNEM TUR REHBERİ OLARAK ÇALIŞIYORDU”
Ongun’un nereden geldiği belli. Kendi ailesinin, bir dönem tur gezilerinde rehber olarak çalışan eşinin malvarlığı ortada. Şaşa ve lüks yaşam böylesi birinde illaki göze batar, ayak bağı olurdu. Dahası, çok daha iddialı bir makama oynarken bütün gözlerin üzerinde olacağını bilip, başkalarından yedi kat daha dikkatli davranması gerekirdi. Bu durum İmamoğlu için de geçerli."
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Deniz Göktaş havalimanında gözaltına alındı
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Sarıyer’de rezerv alan isyanı büyüyor! CHP'li Gökan Zeybek, Poligon Mahallesi'nden sert çıktı: 'Garibana milyon, müteahhide milyarlar'




Son Haberler
Sarıyer’de rezerv alan isyanı büyüyor! CHP'li Gökan Zeybek, Poligon Mahallesi'nden sert çıktı: 'Garibana milyon, müteahhide milyarlar'



