Bu hatayı yapanlar büyük risk altında! Kene vakaları neden arttı? Uzman isim tek tek anlattı!
Yaz aylarıyla birlikte artan kene vakaları vatandaşlarda endişeye neden olurken, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Okay, Sarıyer Söz Gazetesi'ne önemli açıklamalarda bulundu. Küresel ısınmanın kenelerin yaşam süresini uzattığını belirten Okay, yanlış kene çıkarma yöntemlerinden KKKA'nın belirtilerine kadar merak edilen tüm soruları yanıtladı.
Yaz aylarında artan kene vakaları ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle vatandaşların endişesi büyürken, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Okay, Sarıyer Söz Gazetesi'ne yaptığı açıklamalarda hem riskli bölgeleri hem de doğru korunma yöntemlerini anlattı.
Okay, "KKKA virüsünü bulaştıran keneler aslında yazın aktifleşen, çoğalan canlılar. Bunlar son yıllarda tabii ki dünyada görülen küresel ısınmayla birlikte, işte kışlar daha ılıman hale geldi, baharlar daha erken başlar hâle gelmesiyle birlikte bu kenelerin yaşam süreleri ne oldu, uzadı. Dolayısıyla miktarları da daha hızlı çoğalabilmekte ve buna bağlı olarak kene vakaları sayısında artış söz konusu olabilir” dedi.
VİRÜS YENİ İLLERE YAYILDI MI?
Türkiye'de KKKA açısından riskli bölgelerin değişmediğini belirten Okay, hastalığın halen belirli coğrafyalarda yoğunlaştığını söyledi.
Okay şu ifadeleri kullandı:
“Hayır, tek tük vakalar olabilir başka yerlerde ama yayılım söz konusu değil. Hâlâ ülkemizde sizin az önce saydığınız Tokat, Yozgat, Amasya çevresindeki iller, Kelkit Vadisi olarak tanımladığımız bölgeler, İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyi ve Orta Karadeniz Bölgesi en sık vakaları gördüğümüz bölgeler oluyor. Diğer bölgelerde tek tük vakalar olabilir ama bunlar ön planda, hani daha çok belki seyahat ilişkili olabilir. Bu bölgeyi ziyaret etmiş olan hastalar ya da hayvan taşınmasıyla ilgili vakalar olabilir. Tek tük vaka görülmesini o bölgede yerleşik virüs yayılımının artışıyla ilişkilendirmek lazım. Ön planda yine aslında görülen vakalar, İç Anadolu Bölgesi'nde az önce saydığımız iller çevresinde görülmekte.”

Büyükşehirlerde yaşayan vatandaşların gereksiz paniğe kapılmaması gerektiğini vurgulayan Okay, İstanbul'da KKKA açısından ciddi bir risk bulunmadığını söyledi.
KENE FARK EDİLMEDEN DÜŞEBİLİR MI?
Okay KKKA hastalarının tamamında kene tutunmasının fark edilmediğini belirterek, “KKKA vakalarında her zaman yüzde yüz kene tutulmasını tespit edemeyebiliyoruz. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Kendilerinin bazı çok küçük olan formları fark edilmemiş olabilir ya da keneler genellikle kan emme işlemini bitirdikten sonra kendiliğinden düşerler. Bu dönemde fark edilmemişse bu şekilde düşmüş olabilir. Ya da başka bir yolla bulaş söz konusu olabilir. Tabii ki özellikle hayvanlarla yakın teması olan mezbaha çalışanları, hayvancılıkla uğraşanlar, bu hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temasıyla da KKKA'nın bulaştığını biliyoruz. Özellikle hastalığın yoğun olduğu bölgelerde daha dikkatli davranılması gerekiyor” diye konuştu.
“KULUÇKA SÜRESİ 1 İLA 9 GÜN ARASINDA DEĞİŞEBİLİYOR”
Virüsün belirtilerinin temas şekline göre değiştiğini ifade eden Okay, “Kene tutulması sonrasında bir ila üç gün kadardır inkübasyon süresi (kuluçka süresi), bu 9 güne kadar uzayabilir. Kan ve vücut temasında, vücut sıvılarıyla temas sonrasında hayvanlarda 5–6 gün ile 13 güne kadar da uzayabilir” dedi.

KİMLER HASTALIĞI DAHA AĞIR GEÇİRİYOR?
Okay, hastalığın ağır seyretmesine neden olan risk faktörlerine değinerek, "Genel itibarıyla, aslında ölümcül seyreden ya da ağır seyreden vakalarda yapılan çalışmalarda şunlar görülmüştür. Kandaki virüs miktarı çok yüksek olanlar, koruyucu antikor geliştirilmemiş olan vakalar ve altta yatan, belki kanama bozukluğuyla ilgili bir hastalığı olan kişilerde hastalığın bir miktar daha ağır seyrettiği bilinmektedir” ifadelerini kullandı.
HASTALIĞI GEÇİRENLER TAMAMEN KORUNUYOR MU?
KKKA geçiren kişilerde bağışıklık geliştiğini ancak bunun ne kadar sürdüğünün bilinmediğini söyleyen Okay, “Geçirmiş olan kişilerde kanda antikorların geliştiğini biliyoruz. Bu antikorların bir miktar koruma sağladığı düşünülmektedir. Ancak şu ana kadar hangi oranda koruyuculuk sağladığı ve ömür boyu koruyuculuk sağlayıp sağlamadığı tam olarak bilinmemektedir. Bir miktar koruma sağlasa da kişilerin kene teması açısından kendilerini güvende hissetmemeleri gerekir; tekrar hastalık bulaşmayacağı anlamına gelmez. Kene tutunması riski devam ettiği için, hastalığı geçirmiş olan kişilerin de gerekli önlemleri almaları önerilmektedir” dedi.

KENE NASIL ÇIKARILMALI?
Toplumda yaygın olan yanlış uygulamalara dikkat çeken Okay, kolonya, yağ ya da sigara gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Okay, “Sigara basma, yağ sürme ve çeşitli kokularla uzaklaştırma yöntemleri doğru yöntemler değildir. Bu yöntemler, kenenin kısmen sakinleşmesine neden olup bulaştırma süresini artırabilir. En doğru yöntem ise, vatandaşlarımızın uygun şekilde keneyi kendilerinin çıkarabilmesidir. İnce uçlu bir cımbızla ya da bir poşet yardımıyla, kenenin vücuda en yakın tutunduğu bölgeden kavranarak çıkarma işlemi yapılabilir” diye konuştu.
“İLK 24 SAAT İÇİNDE ÇIKARMA KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR”
Kenenin vücutta kalma süresinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Okay, “Kene tutulduktan sonra kalış süresi arttıkça virüsü bulaştırma riski artmaktadır. Kan emme işleminden sonra genellikle 6 ile 12 saat sonra virüsün kendini saldığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Bu yüzden ilk 12 saatte, mümkünse ilk 24 saat içerisinde kenenin vücuttan tamamen uzaklaştırılması virüsün bulaş riskini oldukça düşürmektedir. Bu anlamda ilk 24 saat içinde kenenin fark edilip, tabii ki öncelikle tutulduğunun tespit edilmesi ve çıkarılması önemlidir” dedi.
TÜRKİYE TEDAVİDE NE DURUMDA?
Türkiye'nin KKKA konusunda önemli bir deneyime sahip olduğunu belirten Okay, “KKKA vakalarının en sık görüldüğü ülkelerden birisi ülkemizdir, dolayısıyla da en çok tecrübeye sahip ülkelerden biriyiz sağlık çalışanları olarak. Spesifik bir antiviral tedavisi söz konusu değildir; günümüzde henüz tam olarak etkili olan bir antiviral yoktur. Çeşitli antiviraller kullanılmaktadır ama etkinliği tam olarak kanıtlanmamış durumdadır. Dolayısıyla tedavi, destek tedavisi asıl tedavisini oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

“HENÜZ KANITLANMIŞ ETKİLİ BİR AŞI BULUNMADI”
Okay, devamında şu ifadeleri kullandı:
“Vücut ihtiyaca göre sıvı desteği, kan ve kan ürünleri desteği verilerek yoğun bakımda tedavi ve takipleri yapılmaktadır bu hastaların. Ülkemizin tecrübesiyle birlikte, dünyaya göre oranlar çok daha düşük durumdadır. Bu da tecrübenin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşı çalışmaları dünyada ve ülkemizde devam etmektedir ama etkinliği henüz kanıtlanmış etkili bir aşı bulunmuş durumda değildir. Çalışmalar devam edecektir.”
DOĞAYA ÇIKARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Korunmanın en etkili yönteminin kişisel önlemler olduğunu vurgulayan Okay, “Bu bölgelere giderken kene tutunma riskine karşı uzun kollu, uzun bacaklı kıyafetler giymek lazım. Ön planda açık renkli kıyafetler tercih etmek lazım, keneyi görebilmek adına. Yine vücuda kene uzaklaştırıcı repelantlar sürülmesini öneriyoruz. Erken dönemde çıkarılırsa biliyoruz ki virüs bulaşma riski çok çok düşük oluyor. Yani tüm vücudun ayrıntılı olarak, kene tutunması açısından bakılması lazım. Çünkü bu keneler bazen vücudun kıvrım bölgelerine özellikle yerleşebiliyorlar” dedi.
“EN ÇOK KASIK VE KOLTUK ALTLARINA TUTUNUYORLAR”
Okay, kenelerin özellikle vücudun kıvrım bölgelerini tercih ettiğini belirterek, “En çok kıvrım bölgeleri dediğimiz kasık ve koltuk altlarına da daha sık tutunma olasılığı söz konusu, o yüzden tüm vücudun ayrıntılı olarak kontrol edilmesini öneriyoruz” diye konuştu.
“DOĞADA KENELERİ TAMAMEN YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞIL”
Doğadaki tüm keneleri yok etmenin mümkün olmadığını belirten Okay, “Doğada keneleri tamamen yok etmek mümkün değil, gerçekçi de değildir. Bu nedenle yaygın bir ilaçlama yapılması da çok uygun görünmemektedir. Elbette bu konuda bir mücadele söz konusu olacaktır. Özellikle hayvan barınaklarında, hayvanların bulunduğu ortamların temizlenmesi önerilebilir. Keklik ve sülün salınımı gibi, kendi popülasyonunu azaltmaya yönelik yöntemler de kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemler kene popülasyonunu %100 tamamen ortadan kaldırmaz” ifadelerini kullandı.

HANGİ DURUMDA PANİK YAPILMAMALI?
Vatandaşların özellikle büyükşehirlerde gereksiz korkuya kapıldığını belirten Okay, şu uyarıda bulundu:
“Kene tutulması ile karşı karşıya kaldığımızda vatandaşlar büyük bir panikle hastanelere gidebiliyorlar. Özellikle İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerde parklarda ve bahçelerde görülen kene tutunmalarında bulaş riski çok çok düşüktür, bu nedenle endişeye kapılmaya gerek yoktur. Kene tespit edildikten sonra en kısa sürede çıkarılması riski önemli ölçüde azaltır.”
“O BÖLGENİN SABUNLU SUYLA VEYA ANTİSEPTİKLE TEMİZLENMESİ ÖNERİLİR”
Okay devamında ise, “Kene çıkarıldıktan sonra, kişi keneyi kendisi çıkarmışsa o bölgenin sabunlu suyla veya antiseptikle temizlenmesi önerilir. Ayrıca bir sağlık kuruluşuna başvurulması da uygundur. Kişilerin 10 gün boyunca kendilerini ateş, halsizlik, kas ve vücut ağrıları, bulantı, kusma, ishal ve bazen kanama belirtileri açısından takip etmeleri gerekir. Herhangi bir belirti gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.
Video
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Sarıyer'de 'rezerv' operasyonuna yargı freni! Mahkeme 'ucuz satışa' dur dedi




Son Haberler
LGS sonuçları açıklandı



