Külünk'ten Sarıyer Söz'e çarpıcı açıklamalar: 'AK Parti'de Erdoğan'ı devirmek isteyenler var'
Metin Külünk, Sarıyer Söz Gazetesi’ne verdiği özel röportajda AK Parti'nin içindeki durumlardan CHP’nin geleceğine, kadar gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
ÖZEL HABER/YAĞMUR ERTÜRK/EBRAR ULAŞ
Eski AK Parti Milletvekili Metin Külünk, Sarıyer Söz Gazetesi’ne verdiği özel röportajda Türkiye gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Daha önceki röportajlarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi geleceğine ilişkin sözlerinin çarpıtıldığını belirten Külünk, Erdoğan’ı hedef alan ve Türkiye’nin yönünü değiştirmek isteyen bir 'aklın' varlığından söz etti. Külünk, bu yapının AK Parti ve CHP başta olmak üzere siyaset üzerinde etkili olmaya çalıştığını savunurken, ekonomik sorunlardan emeklilerin durumuna, yapay zekâdan Terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
'ERDOĞAN’I DEVİRMEK İSTEYEN BİR AKIL VAR'
Külünk, AK Parti'nin kuruluş döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında bulunan birtakım kişilere işaret ederek, bu kişilerin 100 yıl önce dünyadaki aklın inşasına itiraz eden kesimlerden olduğunu belirtti. Külünk bu oluşuma Tel Aviv- Londra hattı denildiğini söyledi.

Külünk, "Bir kez daha bu coğrafyaya saypiko ve sevr anlaşmasını dayatanların hayatın bütün alanlarında karşılığı var maalesef. Yani Osmanlı'nın son döneminde, manda yönetimine razı olanların aklı hala devam ediyor. Osmanlı'nın yenilgisinden sonra oluşan kompleksi ruh hali sürdürülüyor. Yine yeniden başaramayız düşüncesiyle 'batı zaten galip biz de onların bir şubesi olalım' düşüncesiyle kendilerini konumlandırıyorlar. Sayın Erdoğan, buna itiraz ediyor. Biz yeniden başarırız diyor. Türkiye'nin tarihinde var bu ve çağrılıyor diyor. Buna itiraz eden solun ve sağın içerisinde buna kompleksli şekilde itiraz edenler var. Bu itirazlar sayın Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin konumlandığı noktayı örselemek için küreselci akla itiraz eden Türkiye'nin, bu coğrafyada ağırlık merkezinin İsrail olmasını isteyen aklın tanımladığı bir coğrafya var. Bu tanımda Türkiye bütün değil. Bu tanımda kürt kardeşlerimizi İsrail hattına itmek var. Bir anlamda PKK'yı İsrail'in kara ordusu haline getirmek var. Bu akıl kim?
Bu akıl, Hürmüz Boğazı'nda Amerika ve İsrail'in İran'a saldırısında zemin hazırlayan akıl, Ukrayna-Rusya savaşını çıkaran ve devamını isteyen bir akıl. Bu akıl, erken dönemde İsrail-Türkiye savaşını isteyen bir akıl. Beraberinde bir Yunanistan-Türkiye gerginliği ve savaşını isteyen akıl var ama bu onların dediği tarihte olmayacak. Bu aklın asıl amacı sayın Erdoğan'ı devirmek.
'BBC’YE KONUŞAN AK PARTİLİLERE DİKKAT EDİN'
AK Parti'de son dönem BBC televizyonuna konuşanlara dikkat ediniz. Neden oraya konuşuyorlar? Sayın Erdoğan'a yönelik içeride eleştirilerde bulunanlar şimdi BBC'ye konuşuyor. Rastgele bir konuşma zemini değil bu. Osmanlı'nın yıkılış döneminde harita çizen bir aklın dışa vurumu. Ya da dünyadaki yeni finansal sitemde Amerika'yı nasıl finans üzerinden kontrol ediyorlarsa bu DAOS aklı içerde Erdoğan'ı içerideki müttefikleriyle devirip, Türkiye'yi bir Zelenski'ye teslim etmek istiyorlar. Hala AK Partili kimliği üzerinden kendine konuşma hakkı gören bu uzantıdaki kişiler, Erdoğan'ı zayıflatmak için Türkiye'yi devirmek istiyorlar.
Özellikle Berlin, Londra, Brüksel hattı Rusya-Türkiye Savaşı olsun diye ısrar ediyor, Erdoğan da buna direniyor. Erdoğan dünyanın yeniden yapılanma sürecinin kilit taşıdır. Bu kilit taşı düşerse Türkiye'yi istedikleri yerde konumlandıracaklarını düşünenlerin, içerdeki uzantıları sürekli hareket halinde" ifadelerini kullandı.

'YENİ BİR HİBRİT DARBE HAZIRLIĞI VAR'
Külünk bahsettiği bu aklın siyaset üzerinde bugünlerde faaliyette olduğunu belirterek, AK Parti'yi parçalamanın peşinde olduklarını söyledi.
Külünk, "Dışardan saldırıyorlar olmuyor, kaos tetikçiliği yapıyorlar olmuyor. Özellikle bu süreçte dindarlık psikolojisi üzerinden oluşan yapılara dikkat edin. Açık açık son dönemdeki operasyonlar aslında, bu benim kendi şahsi fikrim, Abdülhamit'i deviren akıl geçmişte ne yaptıysa, aynısını bugün tekrarlamak istiyorlar. Bu akıl geçmişte de Gezi kalkışmasını denediler. Kim üzerinden? Sol gelenek üzerinden, arkada kim vardı FETÖ vardı. Ve onlar Gezi kalkışmasının önünü açtılar. Bu kalkışmayla bir hükümet darbesi yapmanın peşindeydiler, fakat sol gelenek üzerinden olmayınca Kuran ile aldatan, Allah ile aldatan, İslami jargonlarla aldatanlar üzerinden bir darbe kalkışmasında mıydılar? Doğal olarak da devlet kendini koruma refleksini gösterir, o yapılarla inanan masum insanların tabandaki istismar edilerek devletle karşı karşıya getirilmesine engel olmuştur. Hedef Erdoğan'ı devirmek. Bu olduğunda küresel sistemin inşa süresinde kilit taşını düşürerek, dünyayı daha derin bir kaosa sokmanın peşindeler hala. Sokak üzerinden düşündükleri hareket istedikleri gibi tutmadığı için şimdi başka bir şeyin hazırlığındalar" dedi.
Metin Külünk ilk kez Sarıyer Söz Gazetesi'ne bu oluşumun yaptığı yeni bir hazırlık olduğunu vurguladı.
Külünk, "FETÖ ve arkasındaki akıl bundan sonra Türkiye'de özellikle çerçeve yasadan sonra ultra Türk Milliyetçiliği üzerinden hareket ederek bu toplumun haklı hassasiyetlerini istismar etmenin kapısını açacaklar ve bir hibrit darbe peşinde koşacaklar. Kim? FETÖ'nün arkasındaki o ifade ettiğim akıl. Bu akıl şimdi dindarlık odaklı yapılar üzerinden düşünüp planlayıp deneme şansı bulamadıklarını şimdi yapmaya niyetleniyorlar. Bunun ipuçları var. Yakın tarihteki düşünce adamlarıyla asla bir bağları olmamasına rağmen o düşünce adamlarına yönelik güzelleme yapılıyor ve o güzelleme üzerinden bir istismar alanı açmak istiyorlar. Çünkü Türkiye dünyanın kilit taşıdır. Düşünce odaklarında kendi aralarında çatışırken Türkiye'yi her iki tarafta kendi yanında tutmak istiyor. Türkiye'nin özgür karar vermesine müdahale etmeye çalışıyorlar. Biz onlarca devlet kurmuş bir devletiz, kurduklarımızı yeniden yapmasını bilen bir devletiz. Kendi kabuğuna sığan bir millet değiliz" dedi.
'AK PARTİ’Yİ ELE GEÇİRME PLANI YAPILDI'
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) meydana gelen parçalanmaya ilişkin de düşüncelerini dile getiren Külünk, "FETÖ ve arkasındaki akıl Berlin, Londra ve Tel Aviv hattı FETÖ üzerinden CHP'yi tamamen ele geçirdiğini sanıyordu. Geçmişte AK Parti'yi ele geçirmeyi istediler. Cumhurbaşkanımızın özellikle 2014 seçimi sonrası halkımızın teveccühü ile Cumhurbaşkanı seçilip, Cumhurbaşkanlığı biten sayın Gül'ün ısrarla AK Parti'nin genel başkanlığını tekrar Putin Medvedev modellemesi istenmesinin bu anlamda bunun beklenilmesi ve bu iş oldu olacak noktasında bakılmasının sebeplerinden birisi sayın Cumhurbaşkanımız o makama çıkınca FETÖ adı geçen isimler üzerinden AK Parti'yi tamamen ele geçirme planı yapıyordu. Ancak sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, iradesi AK Parti tabanı bu isimlere bakmaz. Konuşuyorlar şimdi ortalıkta 'hodri meydan' açık açık söylüyorum, Abdullah Gül çıkın bakalım sokağa, Cumhurbaşkanı adayıyım deyin, Bülent Arınç çıksın desin, Ali Babacan çıksın desin. Sayın Erdoğan'ın karşısında, bakalım sokak ne diyor. Evet maddi sıkıntılar var, sokağın itirazları var. Bunların hepsine saygı duyuyorum ve bir an evvel bu sorunların çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle sofra, tencere ve mutfak üzerinden mutlaka ve mutlaka AK Parti'nin üzerinde toplumun tartıştığı gölgelerin tamamen ortadan kaldırılması. Ama sokak bütün bunlarla beraber sokak sayın Erdoğan'ın basireti ve feraseti ile tüm bunları liderliğinin farkında. Anketlere bakıyoruz, halk muhalefete güvenmiyor bile. Neden? Dünya tarihsel bir kırılma ve geçiş yaşıyor bu geçişte ülkelerin en stratejik üstünlüklerinden birisi ülkeleri yöneten liderlerin tarihsel tecrübesi, birikimleri ve sokağa verdikleri güvendir. Bu anlamda CHP'nin sağduyulu tabanı da bunun farkında" ifadelerini kullandı.

'CHP KENDİ ARINMA SÜRECİNİ BİR ANDA YAPTI'
CHP'nin şu anki sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Külünk, CHP'nin kendini yenileyerek var olma sürecinin çok önemli olduğunu belirtti. Külünk, "CHP şimdi kendi içindeki tüm safrasını attı. Kendi içindeki FETÖ yapılanmasını çok önemli ölçüde üzerinden attı" dedi.
'YENİ PARTİ FETÖ’NÜN GÖLGESİ ALTINDA'
YENİ Parti hakkında da düşüncelerini dile getiren Metin Külünk, "Kurulan YENİ Parti FETÖ'nün gölgesi altında. Doğrudan FETÖ'nün kuruluş sürecinde akıl verdiği, paradigma inşasında 'şöyle yapın, böyle yapın' dediği ama bir türlü beceremedikleri bir şey var. Kadrolarının sokakta güvenilirliği yok. Neden? Çünkü kamuoyu bu kadrolar CHP'de egemenken 2024 seçimlerinde halkın yerel yönetimlerde CHP'ye sandıkta belirlediği rolü çıkaramadı. Ve belediyeleri yönetilemez hale getirmek şekline soktular. Dolayısıyla sokak bunların hepsinin farkında ve CHP kendi arınma sürecini bir anda yaptı. Bahsettiğim akıl, FETÖ'yü CHP'nin hale getirmek istediler ama hukuk duvarına çarptılar ve butlan kararıyla bekledikleri olmadı. Kendi adreslerini inşa ettiler.
Şimdi bütün bunları gördüğümüzde göre dikkat etmemiz gereken şu, AK Parti'nin bütünlüğü ve sayın Erdoğan'a olan tabanın doğrudan güveni Türkiye'nin çok önemli bir gücü. Milliyetçi Hareket Partisi'nin sayın Devlet Bahçeli liderliğinde bu kararlı duruşu dolayısıyla Türkiye'nin bu dönemdeki en yüksek stratejik üstünlüğü noktasıdır" şeklinde konuştu.
'ERDOĞAN ZİRVEDE BIRAKMALI' SÖZLERİNE AÇIKLIK GETİRDİ
Metin Külünk, daha önceki röportajlarında 'Erdoğan zirvede bırakmalı' sözlerine ilişkin o şekilde bir cümle kullanmadığını bunun saptırıldığını ifade etti.
Külünk, "Ben o şekilde söylemedim, sayın Erdoğan 15 Temmuz'dan sonra Aralık 2016'daki kamuoyu desteği %80'lerdeydi. Şunu söyledim, sonuçta Türkiye Cumhuriyeti devleti anayasal bir yapıdadır. Geçmişte başbakan ve milletvekillerinin nasıl bir görev yapacağı, cumhurbaşkanlarının ne kadar süre görev yapacağı en nihayetinde bu görev süreleri bitici. Sayın Erdoğan'ın bu ülke için ifade ettiği mananın karşılığı olarak desteği en yüksek seviyede olmalı. Sonuçta sayın Cumhurbaşkanımız anayasanın belirttiği süreçte görev yapmayacak mı? Erken seçim olur, bir daha seçilir ben yine aynı cümleyi söylüyorum seçildikten sonraki süreçte de sayın Erdoğan'ın toplumsal karşılığının ortalama yüzde 65-70'lerden aşağı düşmemesi için. Benim öyle bir cümlem yok, tam zıttı zirvedeyken belirlenen süre içinde görevi devrederken sosyolojik olarak da zirvede anayasanın belirlediği süre içerisinde görevini devretmeli. Sayın Erdoğan'a bugün Türkiye'nin kurulduğu dönemden daha çok ihtiyacı var. Böyle bir süreçte bu karakterde, bu tecrübe birikimindeki bir liderin toplumsal karşılığının yüzde 65'ten aşağıya düşmemesini sağlayan bir adam. Dolayısıyla bu cümlemin önünü arkasını dinlemediler" dedi.
'TÜRKİYE YARI BAŞKANLIK SİSTEMİNİ TECRÜBE ETMELİ'
Erken seçim hakkında fikirlerini beyan eden Külünk, "Bana göre Türkiye'nin yarı başkanlık sistemini tecrübe sürecinin yaşanmasıyla parlamentonun etkinleşip, bakanlıklarda bakanlık yardımcılığı ve müsteşarlık döneminin tekrar yerine bıraktığı parlamentoya karşı yürütmenin sorumluluk katsayısının ciddi anlamda yukarı çıkartılıp kendini izole edilmiş hissetmediği, sayın Cumhurbaşkanımızın yüklerinin büyük bir kısmın üzerinden alındığı onun tecrübesiyle birikimiyle liderliğiyle dünyada Türkiye önlenemez bir yükseliş sürecine girdi.

‘BUNDAN SONR İSRAİL DÜŞÜNSÜN’
Kendimizi re organize etmeliyiz ve Türkiye'de son yüzyıllık bütün birikimlerimize sahip çıkarak Türkiye kendini hayatın bütün alanlarında yenilemeli. Dünyadaki sistem Türkiye üzerinden şekillenecek. Bunu görerek içerde birlik, çatışma alanlarını ortadan kaldıracak, sosyolojik olarak çürümüşlüğü bir milli güvenlik meselesi kabul edip insan ve toplum, değerler hak ve adalet temelinde bütün her şeyimizin re organize edildiği yeni bir sayfayı açmak zorundayız. Çünkü artık Türkiye dünyanın kilit taşıdır. Bundan sonrasını İsrail düşünsün. İsrail'in önlenemez çöküş süreci hızlanmıştır. Ama çok çabuk olmayacak bu, karşımızda 3 bin yıllık bir akıl var. Özellikle 7 Ekim 2023 Gazze katliamları başladığı andan itibaren siyonist İsrail'in bu modelle kendi içlerinde Yahudilerin de önemli bir kısmının kabul etmediği bir modelle dünyaya meydan okuyuşları tepkilere sebep oluyor. Bundan sonra dünyada Türkiye'nin merkezde olduğu bir barış dönemi geliyor. Ama bu kolay olmayacak. Zor ve ağır olacak ama olacak" şeklinde konuştu.
'GARİBANDAN ALIP SERMAYEYİ RAHATLATMAMALIYIZ'
Türkiye'nin son günlerde yaşadığı ekonomik sıkıntıyla alakalı, sokaktaki vatandaşın ve emeklinin hakkıyla ilgili en çok ses çıkaran isimlerden biri olan Metin Külünk mevcut ekonomik durumu değerlendirdi. Külünk, yapılan yeni uygulamalar vatandaşı mutlu ediyor mu sorusuna yanıt verdi. Külünk, "Türkiye tarihsel bir geçişi yaşıyor. Bütün mesele şu, bu geçişin sokağa doğru anlatılması ancak, sofrası ve mutfağı sıkıntılı vatandaşa bunları anlatabilmek kolay değil. Bugün geldiğimiz nokta Türkiye'nin ekonomik anlamda nüfusun çok önemli bir kısmı bana göre yüzde 60'lık, 70'lik kısım elbette ki alışveriş ve tatil bölgelerinin dolu olduğu aşikar. Ama nüfusun ne kadarı bunu yapabiliyor ve nasıl hareket ediyor? Kaç milyon nüfus bunu yapabiliyor? Biz olana değil olmayan kısmın feryadına bakmalıyız. Sokakta durum sıkıntılı, esnafın durumu sıkıntılı. Nüfusun yüzde 70'lik kesiminden sürekli alarak değil, dolaylı ya da vergilerle değil, nüfusun yüzde 30'luk kısımdan alarak yüzde 70'i rahatlatmalıyız. Garibandan alıp, sermaye kesimi bu kadar rahat olmamalı. Yoksulun, dar gelirlinin esnafın, emeklinin, çiftçinin, işçinin geliri üzerinden düşünmek yerine yüzde 30'luk servetin ne kadarının aldığına bakılmalı.
‘BIRAKALIM ESNAF NEFES ALSIN’
Biz sürekli esnaf üzerinden hareket edersek, bırakalım esnaf nefes alsın. Esnaf feryat ediyor, kredi kaynaklarına da ulaşamıyorlar, ulaşsalar maliyetler ortada. Ama öbür taraftan mutlu azınlık 'vur patlasın, çal oynasın'. Restoranlar dolu ama ya gidemeyenler? Paranın partisi yok, para hangi parti iktidardaysa orada kendine kanal açar. Yol belli. Üç yıldır yüksek sesle ifade ediyorum, Türkiye'de servet sahibi 1 milyon mu var, 2 milyon mu var, 3 milyon mu var devlet bunu biliyor Devlet kasasındakini de biliyor, kasasında olmayanı da biliyor. Devletin, milli güvenlik meselelerinde tedbir alması noktasında son derece kritik önemde" dedi.
'YAPAY ZEKA DEVLETLE BÜTÜNLEŞMELİ'
Yapay zekanın devletle bütünleşmesi ile alakalı konuşan Külünk, vergi politikalarının tabana yayılması ve sonrasında ciddi anlamda devletin işine yarayacağını söyleyerek, bugünlerde suç örgütlerine yönelik yapılan operasyonlara değindi. "Suç örgütleri neyle ortaya çıkarılıyor? Bunun doğru kullanılması gerekiyor. Hak ve adaletle. Devletin elinde tüm bilgiler var. Bu ülkenin 86 milyonu zengin olsun yeter ki. Devletin, zenginlere servetlerinin belli bir oranında toplumsal denge vergi verilmesi gerekiyor, demesi lazım. Ne zamana kadar, bu zorluklardan birlikte çıkıncaya kadar. Esnaf veriyor, bir kere şundan vazgeçmek lazım, emeklilere ikide bir eleştirel yaklaşıyorlar. Bu doğru değil, bu insanlar bizim çıkardığımız kanunla emekli oldular. Bu insanlar ortalama her biri 25 sene ister işçi ister memur olarak ister esnaf olarak bu ülkeye katma değer sağladılar. Bu insanları emekli olmaları üzerinden eleştirel bir yaklaşımla haksız cümleler kullanılması şık değil, doğru da değil. Model geliştirelim. Yaşı 40'ın, 50 ve 60'ın üzerinde olan vatandaşlarımızın hayata bütün tecrübelerini katması için model geliştirelim. Emekli olmuş yaş ortalaması hala sağlam emekli polis ve bekçilerimiz, uzmanlarımız katkı sağlasınlar onlara yol açalım. Hem emeklilikten sonra hayata katmaya devam etsinler. Okullarda güvenlik problemi var. Emekliler sapasağlam tecrübeli bilgi birikimi yüksek. Hayatın tüm alanlarında tecrübeleri aktarmaya devam etsinler. Neredeyse bazı insanların emeklilere öyle cümleleri var ki bunlar kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİ HATIRLATTI
Pandemi enflasyon ve savaşların ekonomiye olan olumsuz etkilerine karşı konuşan Külünk, "Bu olumsuzluklardan sonra 6 Şubat depreminin Türkiye'ye verdiği hem can hem de mal zararı oldukça fazla. 130 milyar dolar. Türkiye'nin 81 vilayetinin 10 şehrinin etkilenmesi ve 4 şehrin yeniden yapılması kolay mı? Bir de 500 bine yakın konut teslim edilmiş. Bu sayın Erdoğan'ın güçlü liderliği ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un kadrosuyla beraber ortaya konulan tavır ve uygulama çok kıymetli" şeklinde konuştu.
‘EMEKLİNİN ÜZERİNE GİTMEYİN’
Emeklinin İstanbul'da emekli maaşı ile geçinemediğine değinen Külünk, vatandaşların yaşadığı sıkıntıyı şikayet ederek değil kapsamlı bir şekilde fotoğraflanıp Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunulduğunda gereğini yapacağına şüphesi olmadığını vurguladı. Külünk, "İstanbul'da yaşayabilmek başlı başına bir vaka. 30 bin lira, 80 bin lira kiranın karı-koca emekli maaşı aldığı durumda sadece maaş kiraya gider. Esnaf, siftahsız dükkan kapatıyor, üstüne bir de vergi. Kredi imkanları da yok. Siz bu insanlara neyi anlatacaksınız? Gelir dağılımında adalet problemi sadece Türkiye değil dünyanın problemi. Özellikle yapay zekanın gelişmesiyle gücü ele geçiren tekno şirketlerin egemenliği altında bu mesafe alabildiğince insanın artık anlamının kalmadığını konuşturmak istiyorlar. Şimdi emeğin anlamsızlığını konuşuyorlar. Yarın yapay zekanın ortaya çıkaracağı ilerlemenin 86 milyon insan evladına yönelik hangi politikaları geliştirmek zorundayız? Anadolu'yu keşfetmeliyiz, ucuz peynir et, süt her şeyi yeriz. Yeter ki biz yapay zeka üzerinden yeni bir konsept oluşturalım. Bunun altyapısını oluşturmamız lazım. Serbest piyasa anlayışından vazgeçmeliyiz" dedi.
'AKIN GÜRLEK’İN FAİLİ MEÇHUL DAVALARINI ARAŞTIRMASI DOĞRU'
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul davaları yeniden araştırmasına yönelik düşüncesini dile getiren Külünk bu reformun son derece doğru bir hareket olduğunu açıkladı. Külünk, "Sayın Akın Gürlek bir anlamda 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye'de oluşmuş paralel devleti tasfiye etmek için bir büyük mücadele içerisinde kendisini tebrik ediyorum. Çok önemli bu olay aslında. Bu bir seksen yıllık Türkiye'nin faili meçhuller ve siyasi kaos ve devalüasyonlar üzerinden 12 Eylül öncesi gençlerimizin birbirine kırdırılması üzerinden, 28 Şubat ve 90'lı yıllardaki faili meçhuller üzerinden, kürt kardeşlerimizi bu topraklardan koparmaya çalışmış modeller üzerinden Türkiye'yi kontrol etmek isteyen FETÖ ve bazı güçlerden arınma sürecidir. Akın Gürlek ve Cumhurbaşkanımızın süreci yönetme biçimi çok kıymetlidir. Devlet artık kendisini kontrol etmek isteyen, paralel yapıların tamamından arınma mücadelesi veriyor" ifadelerini kullandı.
'TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE İLETİŞİM DİLİ ZAYIF'
Son olarak Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Metin Külünk, "Bu hassasiyet oldukça önemli. Süreç sokağa düzgün anlatılmalı, üzgünüm bu sürecin en temel problemlerinden birisi maalesef iletişim dilinin zayıf olması. İletişim dilinin zayıf olduğu yerde bu süreci sabote etmek isteyen bütün unsurlar, kürt kardeşlerimizi İsrail'in hattına itmek isteyen bütün unsurlar bu sefer toplumun bütün hassasiyetlerini istismar ederek hareket halinde. Buna izin verilmemeli. Sokağın bütün sorunları doğru bir şekilde yanıtlanmalı. Bu zor bir süreç, kolay değil 40 yıllık silahlı bir terör örgütünün kendisini feshederek siyasal bir dil geliştirmesi karşısında devlet aklının kavramsal hakimiyetini kaybetmemesi gerekiyor. Açık yüreklilikle söylüyorum kavramsal egemenlik İmralı'nın kontrolüne verilmemelidir. Doğu ve güneydoğuda PKK terör örgütüne karşı yıllarca mücadele etmiş vatansever kürt kardeşlerimiz var. Sürecin dışında tutulmamalı, mesele tek başına inisiyatif alanı sadece İmrali üzerinden şekillenmemeli. İmralı'nın 'kürtler İsrail'in çizgisinde olamaz', 'İsrail'in doğu ve güneydoğuyu Gazzeleştirme sürecine biz asla evet demeyiz' bunlar kıymetli cümleler. Başka bir örgüt elemanının her dile bağımsızlık iddiasının yanlış olduğunu söylemeleri önemli. Bu süreç kolay bir süreç değil, bu cümleler tek başına bir şey ifade etmez bizim şehitlerimiz var. Toplumsal hafızamız var. Türkiye'nin kaynakları terörle mücadeleye gitti" dedi.
'VATANSEVER KÜRTLER SÜRECİN DIŞINDA TUTULMAMALI'
Terör örgütü PKK'ya ilişkin Terörsüz Türkiye süreciyle alakalı sözlerine devam eden Külünk, "Devlet kurup özerklik fikrinden vazgeçmiş olmaları ve bütün bunların hepsinin hükümet ve devletimiz tarafından kendi kavramlarımızın çatısı altında topluma doğru anlatılması çok kıymetli. Özetle iletişim dili zayıf, sokağın hassasiyeti kıymetli. Sokak şundan emin olsun Türkiye'yi Amerika'nın ikinci bir Çin tahammülü yok Çin'in yükselişi Amerika'yı rahatsız ediyor. Çin'in Afrika ve diğer devletlerle inşa edeceği güç Amerika'yı mutlu etmez. Dünya Türkiyesiz ve Türkler olmadan şekillenmez" şeklinde konuşmasını noktaladı.
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Sarıyer Söz kırtasiyelerde: Okul zili değil; masraf zili çaldı




Son Haberler
Külünk'ten Sarıyer Söz'e çarpıcı açıklamalar: 'AK Parti'de Erdoğan'ı devirmek isteyenler var'



