Türkiye neden hâlâ denizci bir ülke olamadı? Mustafa Aydemir bilinmeyenleri anlattı: Batıklardan çıkan tarih
Türk Kabotaj Hakkı’nın 100. yılı dolayısıyla denizcilik kültürünü, su altı arkeolojisini ve Türkiye’nin denizlerle ilişkisini değerlendiren ressam ve araştırmacı Mustafa Aydemir, ‘Türkiye neden hâlâ denizci bir ülke olamadı?’ sorusuna ilişkin Sarıyer Söz’e önemli açıklamalar yaptı. Aydemir, “Türkiye maalesef denizci ülke olma yolunda ilerliyor, halen olamadık” dedi.
ÖZEL HABER/ BERNA ASLAN
Dünyanın en büyük Atatürk portresini Erzincan’da 3 bin askerle, hiçbir maddi yardım almadan yaparak rekorlar kitabına giren araştırmacı, ressam ve yazar Mustafa Aydemir, denizcilik kültüründen su altı arkeolojisine, Amfora ve Deniz Müzesi hayalinden Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un unutulan hikâyesine kadar birçok konuya ilişkin Sarıyer Söz Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.

“TÜRKİYE DENİZCİ OLMAK ZORUNDA”
Türk Kabotaj Hakkı’nın 100. yılına ulaşılırken Türkiye’nin ne kadar denizci bir ülke olabildiğini söyleyen Aydemir, “Türkiye maalesef denizci ülke olma yolunda ilerliyor, halen olamadık elbette biz her şeyi Atatürk'e borçluyuz. Her tarafı denizlerle çevrili bir ülke ama kendi denizlerini kullanamıyor. Bu zinciri Atatürk kırdı. Sömürülen bir ülkeydi. Türkiye denizci olmak zorunda çünkü hakikaten üç tarafı denizle çevrili. Bugün denizler hem güvenlik açısından hem geleceğimiz açısından, su altındaki kritik madenler, petrol, doğalgaz açısından hem de denizcilik ticareti açısından çok önemli” dedi.
“DENİZLERE HAKİM OLAN TİCARETE HAKİM OLUR”
Aydemir, “Denizdeki üstünlüğünü kaybeden ülkeler karalarına da sahip çıkamazlar” sözünü hatırlatarak yorumlayarak, “16. yüzyılda Osmanlı'nın imparatorluk kurma nedeni denizler hâkim olmasıdır. Denizlere hakimiyet bir donanma gücüyle olur. Denizlere hakim olan ticarete hakim olur, ticaretine hakim olan paranın hakim olur, paranın hakim olan dünyanın hakim olur. Osmanlı 16. yüzyılda denizlere hakim olduğu için cihanşümul bir imparatorluk kurdu. Ne zaman ki denizlerden koptu, 17-18. yüzyıllarda imparatorluktan oldu. Yani biz koskoca Avrupa'yı, Balkanları, Kuzey Afrika'yı, Orta Doğu'yu, bütün adaları, pek çok şeyi kaybettik ve Anadolu'ya hapsolduk” şeklinde konuştu.

“KIYILARIN SERBEST OLMASI GEREKİR”
Ülke olarak denizci gençlerin yetişmesi için devlete seslenen Aydemir, “Önce devletin farkındalığı, devlet adamlarının farkındalığı ve halkın denizlerle buluşabilmesi, kıyıların serbest olması ve denizcilik müzelerinde bu denizcilik kültürüne aşılanmasıdır” ifadelerini kullandı.
“ÜLKEDE DENİZCİLİK MÜZESİ BİR ELİN PARMAKLARI KADAR YOK”
Aydemir yıllardır mücadele verdiği ‘Amfora ve Deniz Müzesi’ projesinin gelindiği noktaya değinerek, “Rumelifeneri Kalesi için çok şey yaptık. Hatta oradan 5-6 kamyon da çöp çıkartmıştık çünkü o zamanın Kültür Bakanımız Atilla Koç gelecekti. Bütün o çöpleri, şişeleri attırmıştı, temizlemiştik. Orada yapılacaktı fakat sonra biliyorsunuz bu tür şeylerde, kamu yararına olan şeylerde mutlaka birileri araya girer ve kendine rant yaratacak bir şekle dönüşür. Amerika'da 500'ün üzerinde denizcilik müzesi var. İngiltere'de 700'ün üzerinde denizcilik müzesi var. Dünya denizcilik tarihi aslında bizim kıyılarımıza başladı ama bizde ne kadar var biliyor musunuz? Bir elin parmakları kadar yok” diye konuştu.

AMFORA TUTKUSU İLK NE ZAMAN BAŞLADI?
Aydemir, dünyanın en büyük amfora koleksiyonlarından birine sahip olan ve ilgisinin ne zaman başladığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
“1977 yılında Teksas Üniversitesi adına ‘Su Altı Arkeolojisi’nin Babası’ Prof. Dr. George F. Bass ile çalıştım. Orta Çağ Batığı’nda çalıştım. Serçe Limanı, Marmaris taraflarında bir yerdedir. 1025 yılına tarihlendi zaten. Batık Bizans batığıydı ama içindekiler Suriye'de üretilmiş İslam eserleriyle, cam eserleriyle topluydu. Ben orada çalışmıştım. Ondan önce de ilgim vardı ama orada ne kadar önemli olduğunu gördüm. İstanbul'da da bunların, bu amforaların ya balıkçı tezgahlarında satıldığını ya da balıkçılar tarafından kırılıp denize atıldığını gördüm, ya da kaçırıldığını, yurt dışına böyle başladı.”
MUSTAFA ERTUĞRUL’UN UNUTULAN HİKÂYESİ
Araştırmaları arasında Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un hikâyesi de önemli bir yer tuttuğunu dile getiren Aydemir, “Ben bir tarih çıkartmak, bir tarihi ortaya çıkartmak için dalıyorum. Benim hazinelerim, bu bir hazinedir. Ben her zaman söylüyorum, altınlar, elmaslar değil bilgiler ve belgelerdir. Eğer bir batıkta insanın kaybolmuş bir tarihi yatıyor ise, Türk milletinin, tüm dünya insanlarının bir tarihi var ise, gizli bir tarihi, hiç bilinmeyen, bu elbette çok önemlidir” dedi.

“TAM 9,5 YILIMI ALDI”
Aydemir araştırma sürecini şöyle anlattı:
“1995 yılında daldım bir batığa. Buhar makinalı, delik deşik edilerek batırılmış bir savaş gemisinden bu milletin unutulmuş, aynı zamanda tüm dünyanın unutulmuş, şanla şerefle, kahramanlıkla dolu ve aynı zamanda insanlıkla dolu bir tarihini buldum. Tam 9,5 yılımı aldı. 25 kişilik bir ekip kurdum. Bu ekiple tabii ki önce bizim Genelkurmay arşivlerimiz, Osmanlı arşivlerimiz, ATASE arşivlerimiz tarandı. Sonra İngiliz tersane arşivleri, askeri arşivleri, denizcilik arşivleri, Deniz Kuvvetleri arşivleri, Fransız arşivleri, Alman arşivleri, o günün basın arşivleri, gemisi batırılan komutanların anılarına kadar ulaşıldı. Bu da iki buçuk yıl aldı.”
Devamında ise Aydemir, “Mustafa Ertuğrul gemisini batırdığı, denize döktüğü yaralı askerleri, ölürken ölümü beklerken onları denizden kurtarıyor. Yaralarını sarıyorlar, hastanede tedavilerini yapıyorlar. Ve o günün gecesine şunu yazmış, ‘Zaferden mütevellit neşemizi, mustarip yaralı esirlerimize hürmetten göstermedik’” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE SU ALTI ARKEOLOJİSİNDE BİRİNCİ”
Aydemir, Türkiye’nin su altı arkeolojisindeki bugün ne durumda sorusunu yanıtlayarak, “Dünya su altı arkeolojisinde Türkiye birincidir, her zaman da birinci kalacaktır” dedi.
“DENİZ KÜLTÜRÜ ÇOCUKLUKTAN BAŞLAR”
Gençlere deniz sevgisinin aşılanması için yapılması gerekenleri de tek tek anlatan Aydemir, “Bir kere avcılığın yasak olması gerekiyor. Yani boğazlarda, boğaz girişinde avcılığın yasak olması gerekir. Büyükdere Limanı'nın bir örnek olarak söylüyorum, içine en az 10-15 tane küçük marina yapılabilir. Amatör denizcilik teşvik edilebilir. Deniz kültürü çocukluktan başlar. Eğer biz o çocuklara gününde yüzmeyi öğretmiyorsak, küreği, yelkeni öğretmiyorsak denizcilik kültürü nasıl gelişecek?” diye konuştu.

“BENDEN ÇOK KİTAPLAR ÇIKMAZ AMA ÇIKANLARDA ÇOK ÖNEMLİ KİTAPLAR”
Aydemir, üzerinde çalıştığı yeni kitap ve araştırmaların da devam ettiğini söyleyerek, “Tabii ki bu ‘10 Batık 12 Ay’ yeni çıktı. Onun arkasından başkaları var tabii sırada. Dediğim gibi benden çok kitaplar çıkmaz ama çıkan kitaplarda çok önemli kitaplar olduğunu düşünüyorum” dedi.
“DERİN KARANLIK SULARA DALIYORSUNUZ”
Yıllardır su altında dalış yapan Aydemir, “Derin karanlık sulara dalıyorsunuz. Hele hele batıklara dalıyorsanız o batıklara ağlar takılmıştır, misinalarda dolanmıştır, yosunlanmıştır. O ambarları ya da içini gezerken takılabilirsiniz, bir yerlere takılıp kalabilirsiniz. Vurgun yiyebilirsiniz, başka şeylerle karşılaşabilirsiniz. Dalmadan önce neyle karşılaşacağınızı bilmediğiniz için içinize bir tedirginlik olur” ifadelerini kullandı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ATATÜRK PORTRESİNİN HİKÂYESİ
Aydemir’in hayatındaki dikkat çekici çalışmalardan biri ve hatta en önemlileri de Erzincan’da askerlik yaptığı dönemde 3 bin gönüllü askerle birlikte yaptığı dünyanın en büyük Atatürk portresi oldu.
O dönem henüz 21 yaşında olduğunu belirten Aydemir, “Ben onu yaptığımda 21 yaşındaydım. Oraya gittiğimde de gördüm ki Erzincan'a bakan boş bir tuval gibi bu Atatepe, şimdiki adı Atatepe. Hem Erzincan'a bakıyor tepeden hem de altında 59. Topçu Tugayı var. Bizim zamanımızda 7 bin kişiydi. Hemen onun yanında Üçüncü Ordumuz var, 100 bin kişi herhalde. Herkes onun altında eğitim yapıyor. Yirmili yaşlardaydım ve ben bunu yapacak yetenekteydim” dedi.
Aydemir devamında şu ifadeleri kullandı:
“Ama hiç dağlara böyle bir resim yapmamıştım. O portreyi yapmak için para istesem milletimiz sanata para vermez. O zaman ne yapacaksın? Dünyanın en büyük portresini yapmayı kafaya takmışsın. Bu Atamızın portresi olacak çünkü aşağıda vereceği moralite çok önemli. Ama sana da para kimse vermeyeceği için bunun için bedava yapman lazım. Nasıl olacak bu? Çünkü 600 küsur ton taş, 200 küsur ton boya, 200 küsur ton kum, bilmem ne, bilmem ne… Nasıl olacak? Yaratıcı olman gerekiyor.”

“BİZİM ÖNDERLERİMİZ KİMDİ?”
Aydemir, “Bizim önderlerimiz kimdi? Fatih Sultan Mehmet Han'dan başladık, Atatürk'le devam ettik, Mustafa Ertuğrul'la yineledik. Bizim önümüzdeki örnekler onlar. Ey Türk genci, sen yaparsın, sen kendine güven. Ve yaptım. 5 kuruş para harcamadan, 30 günde, 44 yıl önce. Halen dünyanın en büyük portresi. Bu da gurur verici bir şey elbette” dedi.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Sivas'ta katliam gibi kaza! Hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu: Olay yerinden son görüntüler Sarıyer Söz'de




Son Haberler
Türkiye neden hâlâ denizci bir ülke olamadı? Mustafa Aydemir bilinmeyenleri anlattı: Batıklardan çıkan tarih



