Av. Murat Sacit Koçak
Köşe Yazarı
Av. Murat Sacit Koçak
 

Mahkemelerin Birleştirilmesi ve Adalet Hizmetlerinde Nitelik Sorunu

Son dönemde mahkemelerin birleştirilmesi uygulaması, yargı sisteminin etkinliği ve verimliliği gerekçesiyle kamuoyuna sunulmuştur. Ancak uygulamanın sahadaki yansımaları, ciddi soru işaretlerini beraberinde getirebilir. Mahkemelerin birleştirilmesi yalnızca fiziki ya da idari bir düzenleme değildir. Bu süreç, yıllar içinde belirli alanlarda uzmanlaşmış, tecrübe kazanmış ehil kadroların görev yerlerinin değiştirilmesine ve fiilen tasfiye edilmesine yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Geçmişde yaşananlar bunun göstergesidir. Oysa adalet hizmetinin kalitesi; birikim, uzmanlık ve kurumsal hafıza üzerine inşa edilir. Uzmanlaşmış hâkim ve personelin dağıtılması: Dosya yoğunluğunu artırmakta, Yargılamaların uzamasına neden olmakta, Kararların tutarlılığı ve öngörülebilirliği konusunda zafiyet doğurmakta, Vatandaşın adalete erişimini zorlaştırmaktadır. Bu durumdan yalnızca yargı mensupları değil; en başta vatandaş ve avukatlar etkilenmektedir. Süreçlerin uzaması, belirsizliğin artması ve dosya yükünün kontrolsüz biçimde büyümesi, savunma hakkını da dolaylı olarak zedelemektedir. Adalet; sadece karar vermek değil, zamanında, öngörülebilir ve liyakat temelli bir sistem içerisinde karar verebilmektir. Kurumsal yapının yeniden düzenlenmesi, eğer liyakat ve uzmanlık gözetilmeden yapılırsa, verimlilik artışı değil; sistemsel zayıflama doğuracaktır. Yargı teşkilatında yapılacak her reformun temel ilkeleri şunlar olmalıdır: Liyakat ve uzmanlığın korunması, Vatandaşın adalete hızlı erişiminin sağlanması, Savunma makamının güçlendirilmesi, Yargı bağımsızlığı ve kurumsal hafızanın muhafazası. Aksi takdirde, idari tasarruf olarak görülen düzenlemeler uzun vadede adalet sistemine olan güveni zedeleme riski taşımaktadır. Adalet sistemi, idari kolaylık değil; toplumsal güven inşa etme mekanizmasıdır. Bu güveni zayıflatacak her uygulama, en çok devlete ve millete zarar verir. Çocukluk yıllarından itibaren adliye atmosferini teneffüs etmiş; uzun yıllar Ticaret Mahkemesi Üyeliği ve Başkanlığı yapmış, Yargıtay Onursal Üyeliği ile meslek hayatını tamamlamış, ardından kısa bir hakemlik sürecinden sonra hakemlik yapmama kararı almış; Başbakanlık Etik Kurulu Üyeliği görevinde bulunmuş salih bir babanın hukukçu evladı olarak, yapılan her düzenlemenin ülkemiz ve adalet sistemimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ömer Koçak'ın vefatının üzerinden üç yıl geçti. 28 Şubat sürecinde Genelkurmay brifingleri mağduru olarak yaşadığı süreci ve vakur duruşunu rahmetle anıyorum. Saygılarımla...
Ekleme Tarihi: 20 Şubat 2026 -Cuma

Mahkemelerin Birleştirilmesi ve Adalet Hizmetlerinde Nitelik Sorunu

Son dönemde mahkemelerin birleştirilmesi uygulaması, yargı sisteminin etkinliği ve verimliliği gerekçesiyle kamuoyuna sunulmuştur. Ancak uygulamanın sahadaki yansımaları, ciddi soru işaretlerini beraberinde getirebilir.

Mahkemelerin birleştirilmesi yalnızca fiziki ya da idari bir düzenleme değildir. Bu süreç, yıllar içinde belirli alanlarda uzmanlaşmış, tecrübe kazanmış ehil kadroların görev yerlerinin değiştirilmesine ve fiilen tasfiye edilmesine yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Geçmişde yaşananlar bunun göstergesidir.

Oysa adalet hizmetinin kalitesi; birikim, uzmanlık ve kurumsal hafıza üzerine inşa edilir.
Uzmanlaşmış hâkim ve personelin dağıtılması:
Dosya yoğunluğunu artırmakta,
Yargılamaların uzamasına neden olmakta,
Kararların tutarlılığı ve öngörülebilirliği konusunda zafiyet doğurmakta,
Vatandaşın adalete erişimini zorlaştırmaktadır.

Bu durumdan yalnızca yargı mensupları değil; en başta vatandaş ve avukatlar etkilenmektedir. Süreçlerin uzaması, belirsizliğin artması ve dosya yükünün kontrolsüz biçimde büyümesi, savunma hakkını da dolaylı olarak zedelemektedir.

Adalet; sadece karar vermek değil, zamanında, öngörülebilir ve liyakat temelli bir sistem içerisinde karar verebilmektir. Kurumsal yapının yeniden düzenlenmesi, eğer liyakat ve uzmanlık gözetilmeden yapılırsa, verimlilik artışı değil; sistemsel zayıflama doğuracaktır.

Yargı teşkilatında yapılacak her reformun temel ilkeleri şunlar olmalıdır:
Liyakat ve uzmanlığın korunması,
Vatandaşın adalete hızlı erişiminin sağlanması,
Savunma makamının güçlendirilmesi,
Yargı bağımsızlığı ve kurumsal hafızanın muhafazası.
Aksi takdirde, idari tasarruf olarak görülen düzenlemeler uzun vadede adalet sistemine olan güveni zedeleme riski taşımaktadır.
Adalet sistemi, idari kolaylık değil; toplumsal güven inşa etme mekanizmasıdır. Bu güveni zayıflatacak her uygulama, en çok devlete ve millete zarar verir.
Çocukluk yıllarından itibaren adliye atmosferini teneffüs etmiş; uzun yıllar Ticaret Mahkemesi Üyeliği ve Başkanlığı yapmış, Yargıtay Onursal Üyeliği ile meslek hayatını tamamlamış, ardından kısa bir hakemlik sürecinden sonra hakemlik yapmama kararı almış; Başbakanlık Etik Kurulu Üyeliği görevinde bulunmuş salih bir babanın hukukçu evladı olarak, yapılan her düzenlemenin ülkemiz ve adalet sistemimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ömer Koçak'ın vefatının üzerinden üç yıl geçti. 28 Şubat sürecinde Genelkurmay brifingleri mağduru olarak yaşadığı süreci ve vakur duruşunu rahmetle anıyorum. Saygılarımla...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.