Bankaların finansal tüketicilerden kredi kartı aidatı (yıllık üyelik ücreti) alabilmesinin şartları, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ve BDDK'nin ilgili düzenlemeleriyle belirlenmektedir.
Sözleşmede yazması kart aidatı alınması hakkını doğurmaz.
Banka ile tüketici arasında imzalanan bankacılık müşteri sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olsa da kart aidatının mutlaka alınacağı anlamı taşımaz. Kanundaki belirli sınırlandırmalar ve tüketiciyi koruyucu hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Bu sınırlandırmalar ve yasal çerçeveler şöyle sıralanabilir.
1-Aidatsız Kart sunma Zorunluluğu
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, banka en az bir tür aidatsız kredi kartı tüketiciye sunmak zorundadır. Bu bir tercih değil yasal zorunluluktur.
Nitekim, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 31/3 maddesinde;
“Kart çıkaran kuruluşlar, tüketicilere yıllık üyelik ücreti ve benzeri ad altında herhangi bir ücret talep etmedikleri bir kredi kartı türünü sunmak zorundadır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan düzenleme ile kart çıkaran kuruluşlara yalnızca aidatsız kart türü bulundurma yükümlülüğü değil, aynı zamanda tüketicinin bu konuda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesini ve tercih hakkını serbestçe kullanabilmesini sağlayacak şekilde hareket etme yükümlülüğü de yüklenmiştir.
Diğer taraftan, Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2020/7)’in 5/3 maddesi "Sözleşmeler kapsamında ücret alınabilecek her bir ürün veya hizmet için finansal tüketicinin onayının alınması zorunludur. Sözleşmede ücreti belirlenmiş olan ürün ve hizmetler haricinde bir ürün veya hizmetin kuruluşlar tarafından ücret karşılığı verilebilmesi için işlemin gerçekleştirildiği alanın yapısına uygun bir şekilde, finansal tüketiciye işlem öncesinde ücrete ilişkin bilgi verilmesi ve finansal tüketicinin onayının alınması gerekmektedir. Kuruluşlar tarafından finansal tüketicinin onayının alındığı ispat edilemediği takdirde, onay alınmamış sayılır” denilmektedir.
Finansal tüketiciden herhangi bir ücret tahsil edilebilmesi için, tüketicinin işlem öncesinde açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesi ve bu hususta açık onayının alınması zorunludur.
Tüketicinin Onay Verdiği Nasıl İspatlanır? İspat yükü kimde?
Yasal mevzuat gereği bankanın tüketiciyi bilgilendirdiği ve aidatsız kart seçeneğini sunduğunu banka ispatlamalıdır. Sözleşmede yazması yeterli değildir. Zaten bu tür sözleşmeler matbu yani standart sözleşme kabul edilir ve Tüketici Kanunu kapsamında tüketici aleyhine hükümler haksız şart olarak kabul edilir. Bu durumda banka tüketicinin el yazısı ile ‘bana aidatsız kart seçeneği sunuldu, aidatsız kart istemiyorum, aidatlı kart istiyorum’ şeklinde yazıp imzalaması gerekir.
2-Aidat Alma Hakkının Sözleşmede Yazılması ve Sınırlandırılması
Bankalar, kredi kartı aidatı talep edebilmesi için aidatsız kart seçeneğini sunduklarını ispat etmelerinin yanında sözleşmede mutlaka aidat alınabileceği ve bunun kapsamının yanı sınırının belirlenmiş olmalıdır. Aidat, kredi kartı sözleşmesinde veya ekinde açıkça belirtilmiş olmalıdır. Bankalar, aidat tutarını ve olası artışları sözleşme imzalanmadan önce müşteriye bildirmek zorundadır. Ayrıca, herhangi bir ücret artışı uygulanmadan en az 30 gün önce yazılı, kalıcı veri saklayıcısı (e-posta, SMS gibi) veya telefon yoluyla müşteriye haber verilmesi zorunludur.
Aidat Tutarları ne olmalı?
Aidat tutarları, BDDK'nin "Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" (2020/7) ile düzenlenir. Bu tebliğe göre ücretler, sağlanan hizmetlerin maliyetiyle orantılı ve makul olmalıdır. BDDK, aidatlar için doğrudan bir üst limit belirlememiş olsa da, ücretlerin fahiş olmaması için denetim yapar. Örneğin, hareketsiz kartlardan (180 günden fazla kullanılmayan) aidat alınamaz.
BDDK, aidatları doğrudan sınırlamak yerine, genel ücret politikalarını denetlemekte. Ancak bankalar aidatlara aşırı artışlar yapmakta. BDDK’nın kart aidatlarına bir üst sınır koyması gerekir.
Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’e göre her ücretli ürün/hizmet için tüketicinin onayı zorunludur (yazılı, kalıcı veri saklayıcısı veya kaydedilen telefon yoluyla). Aidatlarda yapılacak artış 30 gün önceden tüketiciye bildirilir (yazılı, kalıcı veri saklayıcısı veya kaydedilen telefon). Bildirim sonrası tüketici, 15 gün içinde üründen vazgeçme hakkına sahiptir.
Ücretler ve parasal sınırlar her yıl en fazla bir önceki yılsonu TÜFE artış oranında artırılabilir. Keyfi artış yapılamaz. Ancak uygulamada buna uyulduğu konusunda şüphelerimiz bulunmaktadır.
Tüketici Kart Aidatını Almak İçin Ne Yapmalı?
Tüketici, kart aidatının iadesi için Tüketici Hakem heyetine başvurarak ticari avans faizi ile iadesini talep edebilir.
Hukuku Uygulayan Hakem Heyetleri
Hukuku bilen ve mevzuatı uygulayan bazı hakem heyetleri kart aidatının iadesine karar vermekte. Ancak birçok hakem heyeti sözleşmede kart aidatı alınacağına dair hüküm var diyerek tüketicinin talebini red ediyorlar. Hem tüketicinin talebini retederek mağduriyetine neden oluyorlar hem de hukuku uygulamıyorlar.
Hakem heyetleri sözleşmelerin maktu ve standart sözleşme olduklarını görmedikleri gibi bankanın tüketiciye aidatsız kart sunduğunu ve bunun tüketicinin el yazısı ile ispatlaması gerektiği konusunu göz ardı etmekteler. Bu kabul edilemez.
Bankaların faiz dışı kazançlarının büyük bölümünü kart aidatları oluşturduğu da dikkate alındığında tüketici mağduriyetlerine derhal son verilmeli ve hakem heyetleri hukuku ve mevzuatı (önce aidatsız kart sunulduğunun ispatı ve tüketicinin bilgilendirdiği vs aşamaları) uygulamalıdır.



