Bu dosya; Maden Mahallesi 912–913–914 adalar dosyası hakkında kamuoyunda, basında, idare nezdinde ve siyasi çevrelerde yöneltilmesi muhtemel itirazlara karşı net, ölçülü ve hukuki güvenliği yüksek cevaplar üretmek amacıyla hazırlanmıştır.
“Bu dosya yatırım ve özel mülkiyet düşmanlığı mı yapıyor?”
Hayır. Bu dosya ne yatırımı ne de özel mülkiyeti hedef almaktadır. Aksine, mülkiyet hakkının hukuki belirlilik ve kamusal denge içinde korunmasını savunmaktadır. Özel mülkiyetin değersizleşmesine yol açan asıl unsur; plansızlık, belirsizlik ve uzun süreli çözümsüzlüktür.
“Bir beton şirketinin açtığı dava neden bu kadar büyütülüyor?”
Çünkü söz konusu dava, yalnızca tarafları arasında sonuç doğurmamaktadır. Binlerce parsel malikinin barınma ve yerleşik hayatını dolaylı biçimde etkileyen sonuçlar üretme potansiyeline sahiptir. Hukukta bir işlemin etkisi kitleselleşiyorsa, mesele artık bireysel değil kamusal nitelik kazanır.
“Bu mesele belediyenin sorunu değil mi?”
Belediyeler bu sürecin önemli bir parçasıdır; ancak tek başına çözüm merci değildir. Çok hisseli mülkiyet, parselasyon sorunları ve yargıya intikal etmiş süreçler söz konusu olduğunda, belediyecilik araçları yetersiz kalır. Bu nedenle merkezi idarenin de sürece dahil olması zorunludur.
“Belediye neden bugüne kadar çözemedi?”
Bu soru, hukuki olarak yanlış bir varsayım içerir. Belediyeler, kanunla sınırlandırılmış yetkiler içinde hareket eder. Yetki dışı bir çözüm üretmeleri, ileride daha ağır hukuki sorunlara yol açar. Çözümsüzlük, her zaman ihmalden değil; çoğu zaman yetki sınırlarından kaynaklanır.
“Bu dosya yargıya müdahale anlamına gelmez mi?”
Hayır. Dosya, derdest davalar hakkında hüküm vermemekte; yargıyı yönlendirmeye çalışmamaktadır. Yapılan değerlendirme, yargı süreçlerinin doğurduğu toplumsal ve idari sonuçlara ilişkindir. Bu, demokratik bir kamuoyu tartışmasıdır.
“Ortaklığın giderilmesi davası hukuka uygun değil mi?”
Ortaklığın giderilmesi davası hukuken meşru bir yoldur. Ancak hukuka uygunluk, her durumda adil sonuç doğurduğu anlamına gelmez. Anayasa ve AİHM içtihatları, mülkiyet hakkının ölçülülük ve orantılılık ilkeleriyle değerlendirilmesini zorunlu kılar.
“Bu bir kamulaştırma çağrısı mı?”
Hayır. Bu dosya, kamulaştırmayı tek ve zorunlu çözüm olarak sunmamaktadır. Kamulaştırma; trampa, pay karşılığı inşaat ve değer bazlı mülkiyet koruması gibi karma modellerden yalnızca biridir. Amaç, mülkiyeti ortadan kaldırmak değil; değerini koruyarak düzenlemektir.
“Büyük proje demek rant demek değil mi?”
Hayır. Rant, plansız ve denetimsiz uygulamalarda ortaya çıkar. Hukuki çerçevesi net çizilmiş, kamu denetimine açık ve yerinde dönüşümü esas alan büyük projeler, rant değil düzen üretir. Sorun projenin büyüklüğü değil, hukuksuzluğudur.
“Mahalleli yerinden edilecek mi?”
Dosyanın temel ilkelerinden biri yerinde dönüşüm ve sosyal dengedir. Hak sahiplerinin mülkiyet ve barınma hakkı korunmadan yapılacak hiçbir çözüm, hukuki ve toplumsal meşruiyet kazanamaz.
“Bu dosya siyasi bir pozisyon mu alıyor?”
Hayır. Dosya, herhangi bir siyasi parti veya aktör lehine ya da aleyhine konumlanmamaktadır. Ele alınan mesele, siyasi değil kamusal ve hukuksaldır. Dosyanın muhatabı kişiler değil, kurumlardır.
“Bu mesele neden ulusal basına taşınıyor?”
Çünkü sorun yalnızca Sarıyer’e özgü değildir. Türkiye’nin birçok kentinde benzer mülkiyet ve imar krizleri yaşanmaktadır. Maden Mahallesi örneği, bu sorunların ulusal ölçekte tartışılması gerektiğini göstermektedir.
“Bu dosya neyi hedefliyor?”
Bu dosya;
- Çözümsüzlüğün normalleşmesini engellemeyi,
- Hukuki belirliliği sağlamayı,
- Mülkiyet hakkı ile kamusal yarar arasında denge kurmayı,
- Yerel krizlerden ulusal politika üretmeyi
hedeflemektedir.
Bu dosya polemik üretmek için değil, tartışmayı hukuk zemininde tutmak için hazırlanmaktadır. Yargı bağımsızlığına, idarenin yetki sınırlarına ve kamusal meşruiyete saygı esas alınarak hukuki yol haritası, kamuoyu bilgilendirmesi ve yerel yönetimler ile merkezi yönetimin çözüme etkin katılımını sağlamayı hedeflemiştir.


