Önce çerçeveyi net koyalım. Bu tür çelik ve metal tarifeleri için ilk doğal mecra çoğu durumda Dünya Ticaret Örgütü’dür. Yatırım Tahkimi değildir.
Çelik – Alüminyum tedbirleri konusunda, Devletlerarası düzlemde en klasik hukuki yol hâlâ “Dünya Ticaret Örgütü Uyuşmazlık Sistemi”dir. Yatırım tahkimi değildir.
Ancak yatırım tahkimi tamamen dışarıda değildir. Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID) uyuşmazlığın doğrudan yatırımdan kaynaklanması ve tarafların yazılı rızası kapsamında değerlendirmeleri yapabilmektedir.
Yani; “Ben Türkiye’den çelik ihraç ediyorum, tarife geldi” vakası tek başına çoğu zaman ICSID dosyası oluşturmaz. Ama hedef ülkede depo, servis merkezi, işleme hattı, JV veya üretim tesisi varsa ve yeni rejim bu yatırımı fiilen değersizleştiriyorsa, o zaman dosya yaptırım hukuku kapsamında; ayrımcılık veya dolaylı kamulaştırma eksenine kayabilir.
ABD iç hukuku nezdinde anayasal yetkinin salt anayasal değil, uluslararası hukukta da meşru amaç-araç ilişkisi sorusuna dönüşebilir. İç hukukta bu, nondelegation veya ultra vires tonları taşıyan bir yetki tartışmasıdır. Yürütme, Kongre’nin devrettiği yetkiyi ulusal güvenlik sınırını aşacak kadar geniş mi kullandı? Sorusu üzerinden bu dönüşüm oluşabilir.
Ölçülülük ilkesi, anayasal yetki argümanından sonraki ikinci büyük argümandır.
Ford örneğinde veya Express Fasteners davasında olduğu gibi, önlem yukarı akış metali koruyayım derken aşağı akış sanayiyi ağır biçimde vuruyorsa, bu orantısızlık iddiasını güçlendirir. WTO dilinde bu, bağlayıcı tarife yükümlülükleri ve güvenlik istisnasının sınırı; yatırım tahkimi dilinde ise FET, meşru beklenti ve aşırı/ayrımcı düzenleme olarak okunabilir. Ölçülülük, özellikle “tüm ürün değerini vergileme” ve “yerli tedarik yokken yüksek oran sürdürme” gibi dosyalarda çok güçlüdür.
Eşitlik ilkesi ise üçüncü ayaktır. Eğer düzenleme kağıt üzerinde genel olsa da fiilen belli ürünleri, belli ülkeleri ya da belli yatırımcıları orantısız vuruyorsa, WTO’da MFN/ulusal muamele; yatırım tahkiminde ise ayrımcılık ve keyfi muamele argümanları gündeme gelir.
Amerika Birleşik Devletleri-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) metinleri de burada önemlidir: yatırım bölümü kapsamı sınırlı olsa da “vergilendirme tedbirleri” ile “gümrak vergisi” ayrımı yaparak gümrük vergisini vergi istisnasından tamamen kaçırmaz; bu, bazı savunmaların otomatik işlemesini engeller.
Son tahlilde; Tarifeler ile ilgili hukuki girişimler, önce WTO/yerel mahkeme, uygun yatırım yapısı varsa sonra ICSID/UNCITRAL yoluna gidebilir.
Hukuki çekirdek argümanlar da, yetki, ölçülülük ve eşitlik olarak konumlandırılabilir.



