4 Aralık’ta yeraltının kahramanları anıldı
4 Aralık’ta yeraltının kahramanları anıldı
4 Aralık Dünya Madenciler Günü, resmi programların aksine, bir anma ve hesap sorma çağrısıdır. Çalışanlar, sektördeki yoğun üretim baskısına ve yargı süreçlerindeki cezasızlık algısına dikkat çekerek işçi güvenliği ve adalet taleplerini güçlü bir şekilde dile getiriyor.
4 Aralık Dünya Madenciler Günü, resmi törenlerde "emek" ve "fedakârlık" temalarıyla kutlansa da, Türkiye'deki yeraltı işçileri için bu tarih, kutlamadan çok bir yüzleşme anlamına geliyor. Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır'ın ifadesiyle, "kefeni cebine koyarak" inilen maden ocaklarında, her yıl yüzlerce hayat sönüyor ve bu kayıplar, adaletle taçlanmaktan uzak kalıyor.
EMEKLİLİĞİN BİLE YOKSULLUK GETİRDİĞİ MESLEK
Madencilik, Türkiye’de ağır risk, düşük ücret ve bitek bilmeyen geçim baskısının birleşimiyle tanımlanan bir meslek. 22 yıl madende çalışmış olan Gökay Çakır, mesleğin psikolojisini ağır cümlelerle özetliyor: "Madene girerken helalleşirsin; çıkarsan çıktığın zaman da 'geçmiş olsun' derler. Yani ölüsündür madende." Köyünden koparılarak patronların eline teslim edildiğini belirten Çakır, ödenen bu bedelin karşılığında emekli olduğunda aldığı 21 bin 400 liralık maaşla yoksulluk sınırında yaşamaya devam etmenin hayal kırıklığını dile getiriyor.
SON BEŞ YILDA EN AZ 336 CAN KAYBI
Resmi istatistiklerin dahi ürkütücü olduğu madencilik sektöründe, son beş yılda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden madenci sayısı en az 336'ya ulaştı. 2022'de Bartın Amasra'da yaşanan ve 42 madencinin ölümüne neden olan grizu patlaması, Karadon, Kozlu, Soma ve Ermenek gibi büyük faciaların yarattığı acı zincirine yeni bir halka ekledi. 2024 yılının ilk 10 ayında bile en az 38 madenci, yerin altında hayatını kaybetti. Madenciler, depremde yaşanan büyük can kayıplarının hızla unutulması gibi, kendi ölümlerinin de toplum ve siyaset nezdinde hızla değersizleştirilmesinden yakınıyor.
Türkiye’nin madencilik hafızasına kazınan facialar, sektöre dair kronikleşmiş güvenlik sorunlarını ve cezasızlık hissini derinleştiriyor. 2014’te 301 işçinin öldüğü Soma faciasının mağdurlarından Durmuş Olgunsoy, facianın ardından aynı ocağa geri dönmek zorunda kalmalarını, "Başka çaremiz yok" sözleriyle açıklıyor. Madenciler, kayıplara rağmen geçim derdi yüzünden riske geri dönmek mecburiyetinde.
Kazaların ardından yürütülen yargı süreçleri ise madencilerin adalete olan inancını zedeliyor. Soma davasında kamu görevlilerine verilen ve ailelerin "taksirle ölüme neden olma" yerine "görevi kötüye kullanma" olarak nitelendirdiği cezalar, cezasızlık algısını güçlendiriyor. Çakır'ın ifadesiyle, 301 kişinin öldüğü faciada kişi başına dört gün cezaevinde kalındı. Bu durum, yargının işçi ölümleri karşısında yeterince caydırıcı olmamasını gözler önüne seriyor.

ÜRETİM BASKISI
Eski maden işçisi Erdinç Demirtaş'ın aktardığına göre, kazaların ardındaki en büyük etkenlerden biri, üretim baskısıdır. Amirler ve mühendisler, güvenlik zafiyetlerini görseler bile "Devam edin, kömür çıksın" talimatı verebiliyor. Ayrıca madenlerdeki denetim mekanizması da kağıt üzerinde kalıyor. Demirtaş, müfettişlerin madenin sadece yüzde 30-35'lik, yani önceden hazırlanmış, "makyajlanmış" güvenli bölgelerine sokulduğunu, tehlikeli galerilere girmediklerini belirtiyor. Bu durum, denetimlerin yalnızca göstermelik olduğunu ve kazaları önlemede yetersiz kaldığını gösteriyor.
Maden işçileri, yeraltında geçen yılların karşılığında aldıkları emekli maaşlarının hayal kırıklığı yarattığını vurguluyor. Yüksek risk altında çalışan madencilerin, bakkal gibi farklı sektörlerden emekli olanlarla neredeyse aynı maaşı alması, mesleğin zorluğunu ve fedakarlığını maddi açıdan değersiz kılıyor. Madenciler, mevcut koşullar ve azalan istihdam nedeniyle madencilik sektörünün genç kuşaklar için cazip olmaktan çıktığını ve gelecekte sektörün varlığını sürdüremeyeceğini öngörüyor. 4 Aralık bu şartlar altında, bir kutlama değil; acı kayıpların, yarım kalan davaların ve geçim sıkıntısının yeniden hatırlatıldığı bir yüzleşme günüdür.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



