Bakan Göktaş’tan çalışan annelere müjde!
Bakan Göktaş’tan çalışan annelere müjde!
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda çalışan anneler için müjdeyi verdi. Göktaş, “Kamu ve özel sektörde çalışan anneler için doğum iznini 16 haftadan 24 haftaya, babalık iznini ise 10 güne çıkaracak teklifin Meclisimizin onayına sunulmasını bekliyoruz” dedi.
Çalışmalarını her alanda ‘aile dostu bir ekosistem’ oluşturmak için sürdürdüklerini ifade eden Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, hayata geçirdikleri sosyal politikaların temelinde ‘aile’ olduğunu vurguladı.

BAKAN GÖKTAŞ’IN AÇIKLAMALARINDAN ÖNE ÇIKAN SATIR BAŞLARI ŞUNLAR:
“Aile; kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle ve yaşlısıyla toplumumuzun en güçlü dayanağıdır. Biliyoruz ki; güçlü aile olmadan güçlü toplum, güçlü toplum olmadan güçlü devlet olmaz. Bu anlayış doğrultusunda da tüm politikalarımızın merkezine aileyi yerleştiriyoruz. Biz sosyal politikalarımızı; aileyi güçlendiren bir anlayışla inşa ediyoruz.”
“DOĞURGANLIK DÜŞÜŞÜ MİLLİ GÜVENLİĞİ ETKİLİYOR”
“Nüfus yapımıza yönelik önümüzdeki tabloyu açıkça konuşmak zorundayız. Bugün tüm araştırma sonuçları gösteriyor ki; Türkiye, doğurganlık hızında kritik bir eşiğin altına düşmüş durumda. Bu düşüş sadece demografik bir veri değil; ekonomiden sosyal yapıya, çalışma hayatından milli güvenliğe kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen bir gelecek meselesidir. Bu nedenle, nüfus meselesini, günübirlik tartışmaların ötesinde, uzun vadeli ve kararlı bir devlet politikası olarak ele alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in çok düşük senaryosuna göre, mevcut eğilimler devam ederse Türkiye nüfusu 2100 yılında 25 milyona kadar gerileyecek. TÜİK'in düşük senaryosuna göre ise 54 milyona gerileyecek. Bugün baktığımızda ise 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızımız, bugün itibarıyla 1,48’e gerilemiş durumda.”

“YASAL DÜZENLEMELERİ BİRBİRİ ARDINA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
“Ülkemiz, bu doğurganlık hızıyla Avrupa ülkelerinin düşük doğurganlık oranlarına yaklaşmış hatta Fransa’nın gerisinde kalmıştır. Bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in altındadır ve bu Türkiye’yi Avrupa’nın en düşük doğurganlık oranlarına sahip ülkeleriyle aynı seviyeye getirmiştir. Sadece istatistikten ibaret olmayan bu durum üretimden savunmaya, sosyal güvenlikten kalkınmaya kadar her alanı etkileyecek stratejik bir meseledir. Bu yüzden nüfus meselesini milli güvenlik ve beka sorunu olarak ele alıyor, çok boyutlu stratejilerle nüfus artışını teşvik eden politikalar yürütüyor ve yasal düzenlemeleri birbiri ardına hayata geçiriyoruz.”
“NÜFUS POLİTİKALARINDA İKİ BÜYÜK KIRILMA GÖRÜYORUZ”
“Cumhuriyet tarihimize baktığımızda, nüfus politikalarında iki büyük kırılma görüyoruz. 1960 öncesi dönemde doğurganlığı teşvik eden ve çok çocuklu aileyi destekleyen politikaların, 1960’lardan itibaren ise aile planlaması merkezli ve doğurganlığı azaltmayı hedefleyen kapsamlı çalışmaların yapıldığı bir dönemin başlatıldığını görüyoruz.”
“İLK ANNE VE BABA OLMA YAŞIMIZDA ARTIŞ VAR”
“Ortalama ilk evlenme yaşı artıyor, ilk anne olma yaşımızda artış var. Kadınlarda ilk anne olma yaşı 2001’de 25,8 iken, 2024’te ilk anne olma yaşı 29,3’e çıktı. İlk baba olma yaşı 26 iken 28’e yükseldi. Bu durum, doğurganlığı doğrudan etkilemektedir.”
“GENÇLERİMİZİN ÇOCUK SAHİBİ OLMASINI DESTEKLEMEDEN NÜFUS MESELESİNİ ÇÖZEMEYECEĞİMİZE İNANIYORUZ”
“Bugün Türkiye’de hanelerimizin yüzde 57’sinde ne yazık ki hiç çocuk bulunmuyor. Bu ne demek? Bugün hanelerimizin yarısından fazlasında çocuk sesi duyulmuyor. Bu oran, sadece aile yapısındaki değil, toplumsal yapımızdaki sessiz dönüşümü de göstermesi bakımından önemlidir. Gençlerimizin evlenmesini, aile kurmasını ve çocuk sahibi olmasını desteklemeden nüfus meselesini çözemeyeceğimize inanıyoruz.”
“TÜRKİYE’NİN GENÇ VE DİNAMİK YAPISINI MUHAFAZA EDECEĞİZ”
“Çok yönlü çalışmalarımızla illere göre doğurganlık hızı, hane çocuk sayısı gibi pek çok parametreyi belirledik ve çalışmalarımızı bu bilimsel veriler ışığında sürdürüyoruz. Her attığımız adımı ince eleyip sık dokuyoruz ve nüfus gibi beka meselesi yaptığımız bir konuyu çok ciddiye alıyoruz. İnanıyorum ki attığımız adımlarla, hayata geçirdiğimiz projelerimizle, teşvik programlarımızla nüfus hızımızı istediğimiz seviyeye çıkaracak ve Türkiye’nin genç ve dinamik yapısını muhafaza edeceğiz.”
“EKONOMİK AVANTAJLARLA AİLELERİMİZİN YANINDA OLDUK”
“Bildiğiniz üzere 2025 Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından “Aile Yılı” olarak ilan edilmişti. Bu kararın ardından yoğun bir program takvimiyle 2025 yılını en iyi şekilde değerlendirdik. Aile Yılı’nı ailenin önemini yeniden hatırlattığımız, risklere karşı aileyi topyekûn desteklediğimiz bir toplumsal farkındalık seferberliği olarak gördük ve çalışmalarımızı büyük bir aşkla, şevkle yürüttük. Amacımız ailenin itibarını güçlendirmek, kuşaklar arası bağları kuvvetlendirmek ve aileyi risklere karşı desteklemek. 81 ilde gerçekleştirdiğimiz 19 bin 67 faaliyet, imzalanan protokoller ve sağlanan ekonomik avantajlarla ailelerimizin yanında olduk. Bu kapsamda 2024 indirim anlaşması yaptık. Ailelerimize ekonomik fayda sağladığını düşündüğümüz birçok sektörde indirimler, kampanyalar ve özel kontenjanları devreye aldık.”
“ÇİFTLERİMİZİN EVLİLİK HAZIRLIKLARINI KOLAYLAŞTIRDIK”
“Aile Yılı’nda “Aile ve Gençlik Fonu”nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Bugüne kadar 68 bin 763 çiftimiz, bu Fon’dan yararlanmaya hak kazandı, 8 milyar 466 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Ayrıca, farklı sektörlerde yaptığımız 2.024 indirim anlaşmasıyla çiftlerimizin evlilik hazırlıklarını kolaylaştırdık. Faizsiz sunduğumuz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan gençlerimize ise her çocuk için 12 ay erteleme imkânı sunduk.”
“TEK SEFERLİK DOĞUM DESTEĞİNİ 5 BİN LİRAYA ÇIKARDIK”
“Önemli ve ilk kez duyuracağımız bir bilgiyi de burada sizlerle paylaşmış olayım. Fondan faydalanan 4 bin 715 gencimizin 4 bin 765 çocuğu dünyaya geldi. Bu gençlerde ilk anne olma yaşı ortalaması 23, ilk baba olma ortalama yaşı 26. Bu veri Aile ve Gençlik Fonu’nun işlevselliği açısından da son derece umut verici. Yine Aile Yılı’nda, doğum yardımlarında da önemli bir reformu hayata geçirdik. 2025 yılı itibarıyla doğan her çocuk için hiçbir kriter aramaksızın teşvikler getirdik. İlk çocuk için sağladığımız tek seferlik doğum desteğini 5 bin liraya çıkardık. 2’nci çocuk için bin 500 lira, 3’üncü ve sonraki çocuklar için 5 bin liralık desteklerimizi her ay çocuklar 5 yaşını doldurana kadar düzenli olarak annelerin hesaplarına yatıracağız. Bu kapsamda Aile Yılı’nda, 721 bin çocuk için toplam 8,7 milyar lira ödeme gerçekleştirdik.”
2026–2035 DÖNEMİ ‘AİLE VE NÜFUS ON YILI’ İLAN EDİLDİ
“Nüfus konusunun sadece bir yıla sığdırılamayacağını biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2026–2035 dönemi “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak ilan edildi. Bu dönemi geçici çözümler değil, kalıcı ve yapısal adımlar atacağımız bir yol haritasıyla sürdüreceğiz. Aileyi, nüfusu ve sosyal yapıyı birlikte ele alan uzun soluklu bir vizyonu hayata geçiriyoruz. Çalışmalarımızı bir genelgeyle yapısal çerçeveye oturtacağız. Önümüzdeki ay Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle bu genelgeyi tanıtacak ve adımları atacağız.”
YARIM ZAMANLI ÇALIŞMA
“Diğer yandan hem kadın hem erkek memurların, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkından faydalanmalarını sağladık. Ayrıca, doğum izni ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına da öncülük ettik.”
DOĞUM İZNİ ARTIRILIYOR!
“Bu kapsamda, hem kamu hem de özel sektör çalışanları için için doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya, babalık izninin ise 10 güne çıkarılmasını sağlayacak kanun teklifinin yakın zamanda Meclisimizin onayına sunulmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı da hızlandırdık.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


