Oses
Göçmen's Ranch

Erdoğan'dan CHP çıkışı: 'Milletten daha çok tokat yersiniz': Salon kapma savaşının tarafı değiliz

Siyaset (Web Sitesi) - Web Sitesi | 10.06.2026 - 12:34, Güncelleme: 10.06.2026 - 13:46
 

Erdoğan'dan CHP çıkışı: 'Milletten daha çok tokat yersiniz': Salon kapma savaşının tarafı değiliz

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan konuşmasında, CHP'de yaşanan tartışmalara da değinerek, "CHP bu kafayla giderse daha çok hüsrana uğrar. Milletten daha çok tokat yersiniz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız" dedi.
AK Parti Grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'de yaşanan 'mutlak butlan' kararı için sert mesajlar verdi. Erdoğan konuşmasına, "Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti grubundaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Siyaseti marjinalize ediyorlar" sözleri ile başlayarak belde belediye seçimleri için seçilmiş başkanlara ve seçmenlere teşekkür etti.  Cumhur İttifakı'nın başarısına değinen Erdoğan, "Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak devam ediyor. Aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığını hafta sonu bir kez daha gördük. 6 beldede Belediye Başkanlarını ve Meclis Üyelerini seçmek için sandık başına gittik. 4'ün de AK Parti birinde ise Millet İttifakımızın ortağı ipi göğüsledi. Cumhur ittifakı çok önemli bir başarıya imza attı." ERDOĞAN, CHP'DE YAŞANANLARA DA DEĞİNDİ Gündeme dair dikkat çeken açıklamalrada bulunan Erdoğan'ın gündeminde mutlak butlan kararı da vardı. Erdoğan, "CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir" açıklamasında bulundu. Erdoğan, "Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır" dedi. Erdoğan konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Değerli arkadaşlarım, bakınız burada 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Malumunuz, bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların 3 gündür sesi, soluğu çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe biz 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde öndeyiz diye halkımıza yalan söylediler. "ŞİKAYET EDEN DE DAVA AÇAN DA CHP'Lİ" CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir. Siyaset vezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine çekilmek istemiyoruz. Burada şu gerçeğin bilinmesinde de fayda görüyorum. CHP'nin Genel Başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda bir önemi yoktur. AK Parti olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil. Bizim mücadelemiz baş örtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz mehter marşından rahatsız olanlarladır. Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. 'TBMM'NİN TERÖRİZE EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEYİZ' Bakın, açık söylüyorum. Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclisin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. 'BAŞKANLIK KOLTUĞUNU KİMİN İŞGAL ETTİĞİNİN HİÇBİR KIYMETİ YOK' Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar diğer başlıklar ise şu şekilde: "Öncelikle hemşerilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı Beldesi'nde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü Beldesi'nde Mustafa Altın'ı, Gümüşhane Tekke Beldesi'nde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa Beldesi'nde Mustafa Özer'i canıgönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Tokat Kuşçu Beldesi Belediye Başkanlığı'na seçilen Hikmet Temizel'e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize, beldelerine hizmet yolunda Rabbimden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza da partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak, milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız. 'TRUMP'IN KATILIMI KIYMETLİ BİR ADIM' 2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesi'nin NATO tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız. NATO dışında, biliyorsunuz, ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz. Coğrafyamızda ne yazık ki krizler kesilmiyor. İsrail kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru tehdit eden bir fonksiyon oluyor. Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. 'TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ HALEP'TEN, ŞAM'DAN, BEYRUT'TAN BAŞLAR' İsrail aynı anda İran'a saldırmış yetmemiş Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır, İsrail Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3700'e ulaşmıştır. İsrail eş zamanlı olarak Afrika ülkelerinin ve Akdeniz'i istikrarsız yapmak için sinsi bir çabanın içerisine girmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşımıştır, Suriye ve Lübnan bağımsız iki devlettir, ancak bu iki devlet aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil, Halep'ten Şam'dan Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. 'KİMSE MACERA PEŞİNDE KOŞMASIN' Kimse macera, hayal peşinde koşmasın. Kimse eli kanlı siyonistlerin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin, Kıbrıs Türk'ünün hak ve hukukuna kast edilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur. İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini tüm insanlık çekecektir. İsrail durdurulmalı. Türkiye elinden geleni yapacaktır. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı ve hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. 'CEVABIMIZ ÇOK SERT OLUR' Şimdi Akdeniz'de, özellikle de Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz. Ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler. Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler. Güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum. Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur."
Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan konuşmasında, CHP'de yaşanan tartışmalara da değinerek, "CHP bu kafayla giderse daha çok hüsrana uğrar. Milletten daha çok tokat yersiniz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız" dedi.

AK Parti Grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'de yaşanan 'mutlak butlan' kararı için sert mesajlar verdi.

Erdoğan konuşmasına, "Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti grubundaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Siyaseti marjinalize ediyorlar" sözleri ile başlayarak belde belediye seçimleri için seçilmiş başkanlara ve seçmenlere teşekkür etti. 

Cumhur İttifakı'nın başarısına değinen Erdoğan, "Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak devam ediyor. Aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığını hafta sonu bir kez daha gördük. 6 beldede Belediye Başkanlarını ve Meclis Üyelerini seçmek için sandık başına gittik. 4'ün de AK Parti birinde ise Millet İttifakımızın ortağı ipi göğüsledi. Cumhur ittifakı çok önemli bir başarıya imza attı."

ERDOĞAN, CHP'DE YAŞANANLARA DA DEĞİNDİ

Gündeme dair dikkat çeken açıklamalrada bulunan Erdoğan'ın gündeminde mutlak butlan kararı da vardı. Erdoğan, "CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir" açıklamasında bulundu. Erdoğan, "Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır" dedi.

Erdoğan konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Değerli arkadaşlarım, bakınız burada 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Malumunuz, bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların 3 gündür sesi, soluğu çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe biz 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde öndeyiz diye halkımıza yalan söylediler.

"ŞİKAYET EDEN DE DAVA AÇAN DA CHP'Lİ"

CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir. Siyaset vezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine çekilmek istemiyoruz.

Burada şu gerçeğin bilinmesinde de fayda görüyorum. CHP'nin Genel Başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda bir önemi yoktur. AK Parti olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil. Bizim mücadelemiz baş örtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz mehter marşından rahatsız olanlarladır.

Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır.

'TBMM'NİN TERÖRİZE EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEYİZ'

Bakın, açık söylüyorum. Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclisin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır.

'BAŞKANLIK KOLTUĞUNU KİMİN İŞGAL ETTİĞİNİN HİÇBİR KIYMETİ YOK'

Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar diğer başlıklar ise şu şekilde:

"Öncelikle hemşerilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı Beldesi'nde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü Beldesi'nde Mustafa Altın'ı, Gümüşhane Tekke Beldesi'nde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa Beldesi'nde Mustafa Özer'i canıgönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Tokat Kuşçu Beldesi Belediye Başkanlığı'na seçilen Hikmet Temizel'e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize, beldelerine hizmet yolunda Rabbimden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza da partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak, milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız.

'TRUMP'IN KATILIMI KIYMETLİ BİR ADIM'

2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesi'nin NATO tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız.

NATO dışında, biliyorsunuz, ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.

Coğrafyamızda ne yazık ki krizler kesilmiyor. İsrail kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru tehdit eden bir fonksiyon oluyor. Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir.

'TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ HALEP'TEN, ŞAM'DAN, BEYRUT'TAN BAŞLAR'

İsrail aynı anda İran'a saldırmış yetmemiş Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır, İsrail Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3700'e ulaşmıştır. İsrail eş zamanlı olarak Afrika ülkelerinin ve Akdeniz'i istikrarsız yapmak için sinsi bir çabanın içerisine girmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşımıştır, Suriye ve Lübnan bağımsız iki devlettir, ancak bu iki devlet aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil, Halep'ten Şam'dan Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.

'KİMSE MACERA PEŞİNDE KOŞMASIN'

Kimse macera, hayal peşinde koşmasın. Kimse eli kanlı siyonistlerin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin, Kıbrıs Türk'ünün hak ve hukukuna kast edilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur. İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini tüm insanlık çekecektir. İsrail durdurulmalı. Türkiye elinden geleni yapacaktır. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı ve hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz.

'CEVABIMIZ ÇOK SERT OLUR'

Şimdi Akdeniz'de, özellikle de Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz. Ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler. Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler. Güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum. Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.