Halk TV'de neler oluyor? Fatih Altaylı tüm detayları yazdı, işte istifaların perde arkası...
Halk TV'de neler oluyor? Fatih Altaylı tüm detayları yazdı, işte istifaların perde arkası...
Muhalif medyanın amiral gemilerinden Halk TV’de sular durulmuyor. Seda Selek ile başlayan ve Sorel Dağıstanlı ile devam eden ayrılık dalgasının ardındaki asıl nedenin "ulaşım ve adalet" tartışması olduğu ortaya çıktı. Fatih Altaylı krizin detaylarını aktardı.
Halk TV ekranlarının sevilen isimlerinin peş peşe kanalla yollarını ayırması, medya dünyasında geniş yankı uyandırmıştı. Gazeteci Fatih Altaylı, kendi köşesinde bu "istifa depreminin" fitilini ateşleyen detayları okurlarıyla paylaştı. Altaylı'nın aktardığına göre kriz, ideolojik bir anlaşmazlıktan ziyade, lojistik bir talebe verilen yanıtla başladı.
KRİZ NASIL BAŞLADI?
Fatih Altaylı, yakın dostu Sorel Dağıstanlı ile yaptığı görüşmeye dayanarak, ilk istifayı veren Seda Selek’in yaşadığı süreci anlattı. İstanbul’un Anadolu yakasında oturan Selek, Topkapı’daki kanala gelmek için her gün toplu taşıma kullanıyordu. Yönetimden kendisini en azından Marmaray çıkışından alacak bir araç talep eden Selek'in bu isteği defalarca geri çevrildi.

SOREL DAĞISTANLI ANLATTI
Sorel Dağıstanlı, Altaylı’ya yaptığı açıklamada meselenin sadece bir araç olmadığını, asıl sorunun "ayrımcılık" olduğunu vurguladı. Bazı ekran yüzlerinin evlerinden özel araçla alınıp bırakıldığını, Seda Selek’in ise kanal kapısında taksiden inerken meslektaşlarının şirket aracıyla geldiğini görmesinin bardağı taşıran son damla olduğunu belirtti. Selek’e sosyal medyadan destek veren Dağıstanlı’ya ekran yasağı getirilince, o da görevinden ayrılma kararı aldı.
"BİR ZAHMET KENDİLERİ GELSİNLER"
Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile de görüşen Altaylı, patronun sert tavrını şu sözlerle aktardı: Mahiroğlu, yüksek maaş alan çalışanların ulaşımlarını kendilerinin çözmesi gerektiğini savunarak, "20 asgari ücret alanlar, bir zahmet kanala kendileri gelsin" ifadelerini kullandı.
Fatih Altaylı, yazısında muhalif kanal patronu olmanın zorluklarına değinirken, çalışanlardan sadece ideolojik bağlılık nedeniyle aşırı özveri beklemenin yanlış olduğunu savundu.

İşte Fatih Altaylı'nın yazısının ilgili bölümü:
"Dün ‘ Seda Selek Halk TV izleyicilerine bir açıklama borçlu.’ diye yazdım.
Zaten zor durumda olan muhalif kanalda bir depremi tetiklemişti çünkü. Hatta geçenlerde X’te izlediğim bir videoyu hatırlatmıştı. Adamın biri bir yamaçtaki kayayı yerinden oynatıyor, ardından bütün dağ çöküyordu.
Selek’in istifası da peşinden art arda gelen istifalar da benzer bir etki yaratmıştı.
Seda Selek’ten bir açıklama gelmedi ama ben 30 yıllık kardeşim Sorel Dağıstanlı’yı arayıp sordum.
O da anlattı.
Seda Selek, İstanbul’un Anadolu yakasındaki evinden Topkapı’daki Halk TV binasına her gün toplu taşıma ile geliyormuş. Önce Marmaray ile Yenikapı’ya, oradan da kanala. Yönetimden kendisini hiç değilse Marmaray’dan bir araç ile almalarını talep etmiş. Defalarca talep edilmesine rağmen bu kabul edilmeyince o da istifa etmiş. Sorel Dağıstanlı da Seda Selek’i haklı bulduğunu belirten bir tweet atınca ona da ekran yasağı gelmiş. Sorel bu konuda kendisine haber verilmeden böyle bir karar alınmasını kabul etmemiş ve o da bırakmış.
Sorel’e ‘Kanal herkesi evinden almak zorunda mı?’ diye sordum.
‘Elbette değil Fatih Abi, ama kimini alıp kimini almazsan adaletsizlik oluyor, haksızlık oluyor. Bazı sunucular evlerinden alınırken, bazıları alınmıyor. Seda Selek kanalın önünde taksiden inerken, evinden alınan ve evine bırakılan sunucunun şirketin otomobilinden indiğini görünce tepesi atıyor’ dedi. İsyan ayrımcılığa idi. Sorel kimlerin alınıp kimlerin alınmadığını da söyledi ama bunu açıklamak benim vazifem değil.
Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile de konuştum. O da Sorel ile aynı şeyleri söyledi ve istifanın nedeninin evden araçla alınma meselesi olduğunu anlattı. ‘20 asgari ücret alanlar, bir zahmet kendileri gelsin kanala’ dedi ancak farklı muameleden söz etmedi. Tavsiyemin aksine kendine hâkim olamadı, konuyu büyüttü ve bir istifa dalgasına neden oldu.
Doğrusunu isterseniz Türkiye’de muhalif bir kanalın patronu olmak kolay değil.
Ancak muhalif kanallarda çalışan arkadaşlarımızdan da ‘siyasi bir figür’ gibi davranmalarını ve ideolojik bağlılık nedeniyle fazlasıyla özverili olmalarını beklemek de çok yerinde bir beklenti değil.
Sonuçta baktığınız zaman bazen muhalif, bazen iktidara yakın kanallarda emekleri karşılığı bir maaş alıyorlar. Misyonları, işlerini iyi yapmak, yorumcular dışındakilerden fazlasını beklemeye hakkımız yok."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



