İstanbul’da büyük deprem olacak mı? Ünlü Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy açıkladı

Özel Haberler 20.03.2026 - 19:03, Güncelleme: 20.03.2026 - 19:03
 

İstanbul’da büyük deprem olacak mı? Ünlü Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy açıkladı

Merak edilen ve sık sık gündeme gelen ‘İstanbul’da olası büyük deprem olacak mı?’ sorusunu Ünlü Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy yanıtladı. Üşümezsoy, “İstanbul’da yok. Türkiye içinde apayrı bir konu” dedi.
Ünlü Jeolog, akademisyen ve aynı zamanda yazar Prof. Dr. Şener Üşümezsoy Türkiye’de sık sık gündeme gelen deprem senaryolarıyla ilgili Sarıyer Söz Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu. Üşümezsoy, Marmara Denizi’ndeki faylara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Büyük deprem olacak diyenlerin hepsi sustu. Onlar 70 kilometrelik bir fay kırılır, en iyimser senaryoyla 7.2 büyüklüğünde deprem olur diyordu. O da Yeşilköy ile Silivri arasındaki 70 kilometrelik fay kırılırsa 7’lik deprem olur diyorlardı. Ama oradaki hikâye iki ayrı fay. Bu iki ayrı faydan biri yaklaşık 30 kilometrelik bir fay, ikinci fay ise yok. Öyle olduğu için de deprem 70 kilometrede 7 büyüklüğünde oluyorsa 25 kilometrede 6’ya düşüyor. Enerji farkı da yaklaşık 30 kat düşüyor, yani logaritmik olarak düşüyor. O yüzden de bundan sonra İstanbul’da deprem konusunda herkes sustu. ‘Sekizlik deprem olacak, 7.8’lik olacak’ diyenlerin hepsi susuyor” dedi. “ADALAR İLE YEŞİLKÖY ARASINDAKİ FAY ÖLÜ “ Bazı çalışmalara da değinen Üşümezsoy, “Amerikalılar geldi, onların söylediği bir makale yazdılar. Onlar da benim söylediğim gibi birinci fayın kırıldığını ve 6.2’lik deprem olduğunu kabul ediyor. İkinci fay kırılırsa en kötü senaryoda 6 büyüklüğünde bir deprem daha olur dediğim noktayı alıyorlar. Ama şu anda ikinci fay yok. Çünkü orada söylenilen fay jeolojik olarak da yoktu. Fakat buna rağmen onu ilave etmiyorlar. 6.2’lik deprem yetmiyor, Adalar’dan Yeşilköy’den öteye kadar uzatıyorlar. Yeşilköy’den Yalova’ya kadar olan kısmı da ekleyerek 7.3’lük deprem olur diyorlar. Ama Adalar ile Yeşilköy arasındaki fay ölü bir fay. Bundan yıllar önce çalışmış, artık susmuş bir fay. Böyle olunca da bu sorunun bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı. "BİLGİ KİRLİLİĞİNİN ÖNÜNE GAZETECİLER GEÇEBİLİR" Üşümezsoy, Deprem konusunda uzmanlar arasında farklı senaryoların konuşulmasına değinerek, “Siz gazetecisiniz, kim ne diyor ne demiş ama ne çıkmış, bunları takip ederseniz halkı uyarırsınız. Halk da kim ne diyor ve ne çıkıyor görür. Dedikleri neydi? 17 Ağustos’tan sonra fay boydan boya kırılacak, her yerde 8’lik deprem olacak diyorlardı. Ya da üç tane büyük deprem olacak, bir tane Adalar’da, bir tane Tekirdağ’da, iki tane de 7.4’lük deprem olacak diyorlardı. Bunların hepsi çöpe atıldı” şeklinde konuştu. “MARMARA’DA BÜYÜK DEPREM YOK” Geçmişte yaptığı bazı deprem tahminlerini de hatırlatan Üşümezsoy, “Depremden sonra dedim ki, hayır, bu son yüzyılda beklediğim deprem buydu ve bundan sonra Marmara’da büyük deprem yok. Herkes Adalar’da büyük deprem olacak dediği zaman, Yılmaz Özdil de onu manşet olarak yapmıştı. O yüzden dedim ki deprem Adalar’da değil, Düzce’de olacak. Nitekim deprem Düzce’de oldu. Düzce’de olunca onu manşet olarak verdiler. İkincisi, herkes büyük deprem olacak derken ben ‘deprem Kumburgaz’da olacak’ dedim. Kumburgaz’daki deprem de 6.3 büyüklüğünde, dediğim gibi oldu. O zaman bana kâhin dediler, ama onu bir kenara bırakın. Ondan ötesi, herkes İzmir’de deprem olacak derken ben dedim ki İzmir’de değil, Sındırgı’da olacak. Adını bile bilmedikleri yerde, Sındırgı’da deprem olacak dedim. O yüzden de diğerlerinin artık adını anmaya bile, konuşmaya bile değmez” dedi. “İSTANBUL’DA YOK. TÜRKİYE İÇİNDE APAYRI BİR KONU” Üşümezsoy, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremi önceden tahmin ettiğini söyleyerek ve olası deprem senaryosuna değinerek, “İstanbul’da yok. Türkiye içinde apayrı bir konu” ifadelerini kullandı. “BEN ÖYLE MASA BAŞINDA İŞ YAPMAM” Röportaj sırasında hocayı gören, 6 Şubat depreminden sonra Adana merkezde ve Çukurova’da meydana gelen depremleri sadece kendi bölgelerinde hissettiğini belirten ve İstanbul’a taşınan bir vatandaş şunları söyledi: “Ben sizi 6 Şubat depreminden beri takip ediyorum. Sadece sizin düşüncelerinizi ve sizi bütün kanallardan izliyorum. ‘Ben yerinde incelerim’ diyorsunuz. ‘Ben öyle masa başında iş yapmam’ diyorsunuz” “ADANA’NIN İÇİNDEN GEÇEN DOĞU ANADOLU FAYI YOK” Vatandaşa karşılık olarak konuşan Üşümezsoy, şunları aktardı: “Şimdi Adana’da hikâye şuydu. Adana’da Naci Görür ve Celal Şengör’ün söylediği Doğu Anadolu Fayı, Pazarcık’tan geçip Amanos Dağları’nı doğudan Türkiye’de, batıdan Düziçi üzerinden Osmaniye’ye, oradan Yumurtalık’a ve aşağıya Karataş’a doğru giden bir fay hattı kırılacak diyordu. Dolayısıyla Adana’nın içinden geçen Doğu Anadolu Fayı yok. Hâlen de yok. Sorunun cevabı bu. Eğer 6 Şubat depremi o hatta meydana gelmiş olsaydı hem İskenderun hem Adana’nın Ceyhan hem de Seyhan tarafı yıkılacaktı. Ama orada o fay olmadığı için, kırılma söyledikleri gibi değil, Antakya’ya doğru gitti. Antakya’ya doğru gideceğini söyleyen tek kişi bendim” TOKAT DEPREMİ DEĞERLENDİRMESİ Üşümezsoy, 13 Mart’ta Niksar ilçesinde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremi de değerlendirerek, "Tokat’taki depreme geldik. 1942 yılında, 1939 depreminden sonra Erzincan’dan başlayıp Suşehri ve oradan Tokat’a doğru gelen fay hattı kırıldı. 1939’da kırılan o fay, birdenbire sıçrayarak 1942’de Niksar, Erbaa ve Taşova’ya doğru giden bir fay hattında kırıldı. Ondan sonra da Ladik’te 1943’te bir kırılma oldu, ardından 1944’te başka bir kırılma oldu. O fay Orta Kuzey Anadolu Fayıydı ve 1600’lerde kırılmıştı. O kırılan kesim 1940’larda bir daha kırıldı ama bir daha yeniden kırılması o anlamda mümkün değil. Çünkü yılda 2 santimden, yüzyılda 2–2,5 metre atım gerekiyor, 6 metre atım için 300 yıla kadar gerekiyor. Ama burada az kırılmış kesim, yani 1942 kırığı bir yay gibi düşünürsek, o tam büyük kırığın doğu ucundaki kesimde olan bir depremdi. Orada 5.3–5.5’lik bir deprem vardı” şeklinde konuştu. TOKAT’TAKİ DEPREM GEÇMİŞİ Tokat çevresindeki diğer faylara da değinen Üşümezsoy, “Tokat’ta, Almus’tan içeri doğru, Tokat’ın günbatısına doğru giden faylar var. Bunlardan en önemlisi Kazova dediğimiz fay. Fakat o faylar eski faylar, bunları kesen kuzeydoğu–güneybatı doğrultulu yalıtımlı faylar mevcut. Bu deprem, Hamidiye Fayı’nda meydana geldi. Bundan önce de Tokat’ta 5.7 büyüklüğünde bir deprem olmuştu” dedi. “BATI ANADOLU EN RİSKLİ BÖLGELERDEN” Üşümezsoy, Türkiye’deki deprem riskinin bölgesel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Şimdi, kimse Sındırgı’da deprem olacak demez iken, herkes İzmir’de olacak derken biz Simav ve Sındırgı’da bir depremin olacağını belirtmiştim. Bu ay sonunda da Gediz’de, 1970 yılında meydana gelen depremin tarihine ilişkin bir programa gidiyorum. Gediz’de 7.2 büyüklüğünde deprem olmuştu. Hemen onun yanına, Simav Dağı’nın önünde 2010 yılında bir deprem olmuştu. Onun batısında, Türkmen Dağı’nın önünde, yani Demirci’de 4 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Daha sonra da Sındırgı’da 2’den küçük fayda depremleri oldu. Yani burada fayları segment segment görebildiğimiz zamanlar, Batı Anadolu’da sürekli bahsettiğim konu ortaya çıkıyor. Batı Anadolu’da Manisa, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Sarıgöl, Buldan ve Pamukkale hattı en riskli bölüm olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı. EGE’NİN EN AKTİF BÖLGELERİ Tarihsel olarak bölgede birçok büyük deprem yaşandığını belirten Üşümezsoy, “Bu hatta Hristiyanlığın ilk 7 kutsal kilisesi burada yerleşmiş durumda ve böyle olunca da ortaya çıkan durum şu ki, burada geçen hafta olan 5.1’lik deprem Pamukkale’nin kuzeyinde, Pamukkale Fayı’nda bir riski gösteriyor. Yani bu, gördüğümüz en riskli, göreceğimiz yer budur. Tokat’ta o riski görmüyoruz çünkü Tokat’taki fay 1942 yılında kırılmış bir kesim. Ama İsa’dan sonra 17’de Sardes’te olan bir deprem bu fayı boydan boya kırmış. Manisa Spil Dağı, Sardes, Alaşehir ve Sarıgöl kırılmış. Daha sonra 1900’lerde, İsa’dan sonra 40 civarında ise Laodikya, yani Pamukkale kırılmış. Ve bu anlamda da 7 kutsal kilise, kehanet kiliseleri veya felaket kiliseleri, Apokaliptik kıyamet kiliseleri olarak verilen bu kiliseler, bu yaşanan depremden dolayı burası da Ege’nin en aktif bölgesini oluşturuyor” şeklinde konuştu.
Merak edilen ve sık sık gündeme gelen ‘İstanbul’da olası büyük deprem olacak mı?’ sorusunu Ünlü Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy yanıtladı. Üşümezsoy, “İstanbul’da yok. Türkiye içinde apayrı bir konu” dedi.

Ünlü Jeolog, akademisyen ve aynı zamanda yazar Prof. Dr. Şener Üşümezsoy Türkiye’de sık sık gündeme gelen deprem senaryolarıyla ilgili Sarıyer Söz Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu.

Üşümezsoy, Marmara Denizi’ndeki faylara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Büyük deprem olacak diyenlerin hepsi sustu. Onlar 70 kilometrelik bir fay kırılır, en iyimser senaryoyla 7.2 büyüklüğünde deprem olur diyordu. O da Yeşilköy ile Silivri arasındaki 70 kilometrelik fay kırılırsa 7’lik deprem olur diyorlardı. Ama oradaki hikâye iki ayrı fay. Bu iki ayrı faydan biri yaklaşık 30 kilometrelik bir fay, ikinci fay ise yok. Öyle olduğu için de deprem 70 kilometrede 7 büyüklüğünde oluyorsa 25 kilometrede 6’ya düşüyor. Enerji farkı da yaklaşık 30 kat düşüyor, yani logaritmik olarak düşüyor. O yüzden de bundan sonra İstanbul’da deprem konusunda herkes sustu. ‘Sekizlik deprem olacak, 7.8’lik olacak’ diyenlerin hepsi susuyor” dedi.

ADALAR İLE YEŞİLKÖY ARASINDAKİ FAY ÖLÜ “

Bazı çalışmalara da değinen Üşümezsoy, “Amerikalılar geldi, onların söylediği bir makale yazdılar. Onlar da benim söylediğim gibi birinci fayın kırıldığını ve 6.2’lik deprem olduğunu kabul ediyor. İkinci fay kırılırsa en kötü senaryoda 6 büyüklüğünde bir deprem daha olur dediğim noktayı alıyorlar. Ama şu anda ikinci fay yok. Çünkü orada söylenilen fay jeolojik olarak da yoktu. Fakat buna rağmen onu ilave etmiyorlar. 6.2’lik deprem yetmiyor, Adalar’dan Yeşilköy’den öteye kadar uzatıyorlar. Yeşilköy’den Yalova’ya kadar olan kısmı da ekleyerek 7.3’lük deprem olur diyorlar. Ama Adalar ile Yeşilköy arasındaki fay ölü bir fay. Bundan yıllar önce çalışmış, artık susmuş bir fay. Böyle olunca da bu sorunun bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.

"BİLGİ KİRLİLİĞİNİN ÖNÜNE GAZETECİLER GEÇEBİLİR"

Üşümezsoy, Deprem konusunda uzmanlar arasında farklı senaryoların konuşulmasına değinerek, “Siz gazetecisiniz, kim ne diyor ne demiş ama ne çıkmış, bunları takip ederseniz halkı uyarırsınız. Halk da kim ne diyor ve ne çıkıyor görür. Dedikleri neydi? 17 Ağustos’tan sonra fay boydan boya kırılacak, her yerde 8’lik deprem olacak diyorlardı. Ya da üç tane büyük deprem olacak, bir tane Adalar’da, bir tane Tekirdağ’da, iki tane de 7.4’lük deprem olacak diyorlardı. Bunların hepsi çöpe atıldı” şeklinde konuştu.

“MARMARA’DA BÜYÜK DEPREM YOK”

Geçmişte yaptığı bazı deprem tahminlerini de hatırlatan Üşümezsoy, “Depremden sonra dedim ki, hayır, bu son yüzyılda beklediğim deprem buydu ve bundan sonra Marmara’da büyük deprem yok. Herkes Adalar’da büyük deprem olacak dediği zaman, Yılmaz Özdil de onu manşet olarak yapmıştı. O yüzden dedim ki deprem Adalar’da değil, Düzce’de olacak. Nitekim deprem Düzce’de oldu. Düzce’de olunca onu manşet olarak verdiler. İkincisi, herkes büyük deprem olacak derken ben ‘ deprem Kumburgaz’da olacak’ dedim. Kumburgaz’daki deprem de 6.3 büyüklüğünde, dediğim gibi oldu. O zaman bana kâhin dediler, ama onu bir kenara bırakın. Ondan ötesi, herkes İzmir’de deprem olacak derken ben dedim ki İzmir’de değil, Sındırgı’da olacak. Adını bile bilmedikleri yerde, Sındırgı’da deprem olacak dedim. O yüzden de diğerlerinin artık adını anmaya bile, konuşmaya bile değmez” dedi.

“İSTANBUL’DA YOK. TÜRKİYE İÇİNDE APAYRI BİR KONU”

Üşümezsoy, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremi önceden tahmin ettiğini söyleyerek ve olası deprem senaryosuna değinerek, “İstanbul’da yok. Türkiye içinde apayrı bir konu” ifadelerini kullandı.

“BEN ÖYLE MASA BAŞINDA İŞ YAPMAM”

Röportaj sırasında hocayı gören, 6 Şubat depreminden sonra Adana merkezde ve Çukurova’da meydana gelen depremleri sadece kendi bölgelerinde hissettiğini belirten ve İstanbul’a taşınan bir vatandaş şunları söyledi:

“Ben sizi 6 Şubat depreminden beri takip ediyorum. Sadece sizin düşüncelerinizi ve sizi bütün kanallardan izliyorum. ‘Ben yerinde incelerim’ diyorsunuz. ‘Ben öyle masa başında iş yapmam’ diyorsunuz”

“ADANA’NIN İÇİNDEN GEÇEN DOĞU ANADOLU FAYI YOK”

Vatandaşa karşılık olarak konuşan Üşümezsoy, şunları aktardı:

“Şimdi Adana’da hikâye şuydu. Adana’da Naci Görür ve Celal Şengör’ün söylediği Doğu Anadolu Fayı, Pazarcık’tan geçip Amanos Dağları’nı doğudan Türkiye’de, batıdan Düziçi üzerinden Osmaniye’ye, oradan Yumurtalık’a ve aşağıya Karataş’a doğru giden bir fay hattı kırılacak diyordu. Dolayısıyla Adana’nın içinden geçen Doğu Anadolu Fayı yok. Hâlen de yok. Sorunun cevabı bu. Eğer 6 Şubat depremi o hatta meydana gelmiş olsaydı hem İskenderun hem Adana’nın Ceyhan hem de Seyhan tarafı yıkılacaktı. Ama orada o fay olmadığı için, kırılma söyledikleri gibi değil, Antakya’ya doğru gitti. Antakya’ya doğru gideceğini söyleyen tek kişi bendim”

TOKAT DEPREMİ DEĞERLENDİRMESİ

Üşümezsoy, 13 Mart’ta Niksar ilçesinde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremi de değerlendirerek, "Tokat’taki depreme geldik. 1942 yılında, 1939 depreminden sonra Erzincan’dan başlayıp Suşehri ve oradan Tokat’a doğru gelen fay hattı kırıldı. 1939’da kırılan o fay, birdenbire sıçrayarak 1942’de Niksar, Erbaa ve Taşova’ya doğru giden bir fay hattında kırıldı. Ondan sonra da Ladik’te 1943’te bir kırılma oldu, ardından 1944’te başka bir kırılma oldu. O fay Orta Kuzey Anadolu Fayıydı ve 1600’lerde kırılmıştı. O kırılan kesim 1940’larda bir daha kırıldı ama bir daha yeniden kırılması o anlamda mümkün değil. Çünkü yılda 2 santimden, yüzyılda 2–2,5 metre atım gerekiyor, 6 metre atım için 300 yıla kadar gerekiyor. Ama burada az kırılmış kesim, yani 1942 kırığı bir yay gibi düşünürsek, o tam büyük kırığın doğu ucundaki kesimde olan bir depremdi. Orada 5.3–5.5’lik bir deprem vardı” şeklinde konuştu.

TOKAT’TAKİ DEPREM GEÇMİŞİ

Tokat çevresindeki diğer faylara da değinen Üşümezsoy, “Tokat’ta, Almus’tan içeri doğru, Tokat’ın günbatısına doğru giden faylar var. Bunlardan en önemlisi Kazova dediğimiz fay. Fakat o faylar eski faylar, bunları kesen kuzeydoğu–güneybatı doğrultulu yalıtımlı faylar mevcut. Bu deprem, Hamidiye Fayı’nda meydana geldi. Bundan önce de Tokat’ta 5.7 büyüklüğünde bir deprem olmuştu” dedi.

“BATI ANADOLU EN RİSKLİ BÖLGELERDEN”

Üşümezsoy, Türkiye’deki deprem riskinin bölgesel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Şimdi, kimse Sındırgı’da deprem olacak demez iken, herkes İzmir’de olacak derken biz Simav ve Sındırgı’da bir depremin olacağını belirtmiştim. Bu ay sonunda da Gediz’de, 1970 yılında meydana gelen depremin tarihine ilişkin bir programa gidiyorum. Gediz’de 7.2 büyüklüğünde deprem olmuştu. Hemen onun yanına, Simav Dağı’nın önünde 2010 yılında bir deprem olmuştu. Onun batısında, Türkmen Dağı’nın önünde, yani Demirci’de 4 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Daha sonra da Sındırgı’da 2’den küçük fayda depremleri oldu. Yani burada fayları segment segment görebildiğimiz zamanlar, Batı Anadolu’da sürekli bahsettiğim konu ortaya çıkıyor. Batı Anadolu’da Manisa, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Sarıgöl, Buldan ve Pamukkale hattı en riskli bölüm olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.

EGE’NİN EN AKTİF BÖLGELERİ

Tarihsel olarak bölgede birçok büyük deprem yaşandığını belirten Üşümezsoy, “Bu hatta Hristiyanlığın ilk 7 kutsal kilisesi burada yerleşmiş durumda ve böyle olunca da ortaya çıkan durum şu ki, burada geçen hafta olan 5.1’lik deprem Pamukkale’nin kuzeyinde, Pamukkale Fayı’nda bir riski gösteriyor. Yani bu, gördüğümüz en riskli, göreceğimiz yer budur. Tokat’ta o riski görmüyoruz çünkü Tokat’taki fay 1942 yılında kırılmış bir kesim. Ama İsa’dan sonra 17’de Sardes’te olan bir deprem bu fayı boydan boya kırmış. Manisa Spil Dağı, Sardes, Alaşehir ve Sarıgöl kırılmış. Daha sonra 1900’lerde, İsa’dan sonra 40 civarında ise Laodikya, yani Pamukkale kırılmış. Ve bu anlamda da 7 kutsal kilise, kehanet kiliseleri veya felaket kiliseleri, Apokaliptik kıyamet kiliseleri olarak verilen bu kiliseler, bu yaşanan depremden dolayı burası da Ege’nin en aktif bölgesini oluşturuyor” şeklinde konuştu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.