Rumeli müziğinin güçlü sesi Cüneyt Şentürk: Fırsatçılar sektörü iğrençleştiriyor
Rumeli müziğinin güçlü sesi Cüneyt Şentürk: Fırsatçılar sektörü iğrençleştiriyor
Hem sahnede hem de setlerde iz bırakan Rumeli müziğinin güçlü sesi Cüneyt Şentürk, üretim ve sanat yolculuğunun yanı sıra gündeme dair pek çok konuyu Söz Haber'e değerlendirdi.
Balkan ve Rumeli müziğinin sevilen ismi Cüneyt Şentürk, hem sahnede hem de yapımcı kimliğiyle kamera arkasında sanat camiasına büyük izler bırakıyor. Müzik yolculuğuna küçük yaşlarda başlayan Şentürk, günümüzde yüz binlerce insana ulaşan projeler üretmeye devam ediyor. Söz Haber Muhabiri Kevser Karaduman'a konuşan Şentürk, müzik yolculuğundan yapımcılık kariyerine, dijital çağın getirdiklerinden sanatçının siyaset ile ilişkisine kadar pek çok konuyu değerlendirdi.
" BALKAN MÜZİĞİNİ 5 DİLDE YAPIYORUZ"
Müzik yolculuğuna çok küçük yaşlarda başladığını belirten Şentürk, "Sesimi rahmetli annemin sesinin güzelliğinden ve genlerden aldığım gibi yakınlarımızda da müzisyenler vardı. Şarkı söylemeye başladığımda 13 yaşındaydım. Dinlediğim şarkılar ve albümlerden dolayı, biz Balkan- Rumeli eserleri okuduğumuz için benimsemiştim. Kendimce de küçük yaşlarda büyük bir heyecanla yorumlar kattım. Ben aslında aynı heyecanı şu anda bile yaşıyorum. İlk düğüne gittiğimde, bir taraf Kastamonulu bir taraf Trakyalıydı. İki tarafa nasıl uyum sağlarım telaşı ve heyecanı vardı içimde ama çok mutlu ayrılmıştık oradan. Ben ilk çıktığım zamanlar 2003 yılında, düğünlere haftanın her günü gündüz gece gidiyordum. Son 10-12 yıldır festivallerde en çok tercih edilen Rumeli sanatçısıyım. Balkan müziğini 5 dilde yapıyoruz. Mekanlarda sahne aldığımız zaman hem Rumeli hem de her tarz müzik okuduğumuz için bu en büyük avantajımız. Bir çok ödül aldım ama en anlamlısı Karadağ'da bir festivalde aldığımdı. Bu festival 13 ülkenin adına yapılan barış ve ödül festivaliydi. Bu festivalde en iyi Rumeli, Balkan müziği yapan Türk sanatçı ödülünü aldım." dedi.
"HEM TÜRKİYE'DE HEM DE YURT DIŞINDA BÜYÜK İLGİ OLUYOR"
"Hem sanatçı hem de yapımcı kimliğinizle tanınıyorsunuz. Bunun dezavantajları ve avantajları oluyor mu?" sorusuna yanıt veren Şentürk şu ifadeleri kullandı:
"Dezavantajları şu şekilde; bölündüğün zaman inanılmaz yorucu. Ben işimi titizlikle yapan bir insanım. 'Acaba orada bir aksama olacak mı?' düşüncesine kapıldığım oluyordu. Çünkü biz sette dostlarımızla beraberken, benim set zamanına konserlerim denk gelmişti. Hep aklım orada kalmıştı ama Allah'tan ekibimiz o konuda beni hiç zor durumda bırakmadı. Avantajları ise şu şekilde; üretiyorsun, kendi tırnaklarınla bir yere geliyorsun, sponsorları buluyorsun, oyuncuları ayarlıyorsun, set ekibini ayarlıyorsun. Çok zor bir şey bunları bir araya getirmek. Çıkan işten sonra haklı mutluluğunu ve gururunu yaşıyorsun. Bu yüzden ben aslında avantajdan yanayım. Her televizyon programına çıktığım zaman yapımcı ve sanatçı olarak anılıyorum. Hem Türkiye'de hem de yurt dışında sana büyük ilgi oluyor, senaristler ve oyuncu olmak isteyenler arıyor. Kendimiz baş edemiyorsak dostlarımızı yönlendiriyorduk, bir kaç kişinin de bu şekilde önünü açtık. Bence insanlara yardımcı olmaktan daha güzel bir şey yok, ben böyle düşünüyorum."
"FİLM YAPIMCISI OLMAMDAKİ EN BÜYÜK SEBEP EŞİM"
Film yapımcılığı kimliğiyle de tanınan Şentürk, bünyesinde sevilen oyuncuları barındıran 'Külahıma Anlat' filmine de değinerek yapımcılık yaptığı zamanlara dair yaşadıklarını paylaştı. Şentürk, "'Külahıma Anlat' çok büyük bir tecrübeydi benim için. Oraya git gel yaparak 3 ayımı verdim. Kimse yüzümüze bakmıyordu. Sonra bir şekilde MADO ile tanıştık, yönetimiyle tanıştık. Bize sahip çıktıktan sonra bütün belediyeler ve sponsorlar kapılarını açtılar. Tabi benim film yapımcısı olmamdaki en büyük sebep eşim, çünkü eşim senarist olduğu için beni bu konuda motive etti. Önümü açtı. Sevgili Banu Şentürk'e bu konuda çok teşekkür ediyorum, iyi ki var. Daha sonra çevreme büyük bir itibar bırakmışım ki çevremden de çok güzel destekler aldım. Neticede de Külahıma Anlat, Balkanlarda Ayak Sesleri, Koca Yusuf gibi çok önemli eserleri çıkarmış olduk. Bizim ilk çektiğimiz proje Balkanlarda Ayak Sesleri aslında. O proje orta metraj, yarım saatlik bir proje ve Makedonya'da çekmiştik. Orada da imkansızlıklarla yaptık. Eğer biz onu uzun metraj yapsaydık, milyonlarca izlenirdi. 2 buçuk yıldır Lüleburgaz'da yaşıyorum. Koca Yusuf'ta Trakya'ya yerleşmeye karar verdikten sonra ortaya çıktı. Çok güzel ilişkiler kurduk. Bulgaristan'da oradaki belediye ile konser anlaşması yapıldı. Ekibimizle 5 gün orada konakladık ve çok da güzel bir eseri ortaya çıkardık." dedi.
YENİ BELGESEL VE FİLMLER YOLDA
Geleceğe dönük projelerinden bahseden Şentürk, "'Kel Aliço'yu tekrar belgesel olarak düşünüyoruz. Cihan pehlivanı yine. 'İz Peşinde' diye bir film var yapmayı düşündüğümüz. Bir de 'Öğretmen Ferit' var. İmkanları yakalarsak bu projeleri hayata gerçirmek istiyoruz." dedi.
"FIRSATÇILAR SEKTÖRÜ İĞRENÇLEŞTİRİYOR"
Dijital çağda yaşanan fırsatçılıkları eleştiren Şentürk, sektörün içinde bulunduğu durumu ve çözüm önerilerini şu sözlerle paylaştı:
"Dijital çağ, bizi biz olmamıza kazandıran bir çağ oldu. Fakat her şeyde olduğu gibi o kadar çok fırsatçılar var ki bot alarak, kendilerini daha ön plana atarak hem televizyon yapımcılarını zor durumda bırakıyor hem de festival ve düğün yapan insanlar 'Bu çok izlenmiş' diyerek tuttuktan sonra büyük hayal kırıklığına uğruyorlar. Çünkü bu kişiler sanat yapan insanlar değil. Bunlar hokkabazlık yapan insanlar ve hokkabazlık yapan insanlar böyle fırsatçılık düşünür. Bu fırsatçılık her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de mevcut ve bizim sektörümüzü çok iğrenç bir hale getiriyor maalesef. Çok kızgınız bu konulara. Bakıyorum bazen mesela, adam 7-8 milyon izlenmiş, bizim klibimiz 400-500 bin izlenmiş ama sözleri ve bestesi bana ait olduğu için ciddi getirisi oluyor bana. O adam tabi hiçbir şey kazanamıyor ama bunu da kimse bilmiyor. Çok acı bir durum. Bunların tabi ki çokça dile gelmesi lazım, bahsedilmesi lazım ekranlarda. Kültürel ve sosyal programlarda bunlar dile getirildikçe, insanlar daha çok bilinçlenmiş olur."
"SİYASET SANATÇININ İLGİ ALANINDA OLMAMALIDIR"
Sanat ve siyaset ilişkisindeki tavrını net bir şekilde ifade eden Şentürk, "Bence sanatını yapmak 'in' siyaset yapmak 'out'dur. Benim çoğu insan hangi takımlı olduğumu bile bilmez ki siyasi yönümü hiç bilmezler. Benim evlatlarım var iki tane, birinin ismi 'Mustafa Kemal' diğerinin ismi 'Ata'dır. Biz, ülkemizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'e çok büyük saygı duyuyoruz, o bizim kırmızı çizgimizdir. Fakat şu tabiri de kullanmak istemiyorum; 'Atatürkçüyüm' değil tabi. Her şeyi yerinde yaşamak güzeldir. Biz Osmanlı zamanında Karamanoğulları Türkleri olarak Balkanlara götürülmüşüz. Dini bütün insanlarız ve hayatı yaşayan bir toplumuz. Biz milyonlarca insanın katledildiği Balkan Türkleri'ndeniz. Acıyı da yaşadık ama bu acıyı sindirip hayatımızı sürdürmeyi çok iyi bilen bir toplumuz. Bundan dolayı da siyaset sanatçının hiçbir şekilde ilgi alanında olmamalıdır." dedi.
"HALKA HİTAP EDİYORSAK DAHA DİKKATLİ OLMALIYIZ"
Son dönemde konserleri iptal edilen veya şarkı sözlerine müdahale edilen sanatçılara yönelik de konuşan Şentürk, "Ben şarkı sözlerini çok dikkat ederek yazıyorum. Cinsel içerikli olmaması, siyasi görüş barındırmaması ya da insanları rencide edici olmamasına özen gösteriyorum. Aslında bu konuda çok katı olmasa da benim de biraz ön yargım var açıkçası. Çünkü halka hitap ediyoruz, daha dikkatli olmamız lazım. Hem hareketlerimizle hem de bestelerimizi yansıtığımız sözlerle. Bu konuda açıkçası hak verdiğim yerler de var ama bu kadar gaddarca insanların işlerinin engellenmesi de hoş bir şey değil." ifadelerine yer verdi.
ÖZEL HABER: Kevser Karaduman
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



