Hamlet'i Omlet Sanan Turizm
Rekor turist sayılarıyla övünürken geleceği kaçırıyor olabilir miyiz?
Her yıl aynı cümleleri duyuyoruz: "Turizmde rekor kırdık...", “Şu kadar milyon turist ağırladık...”
Elbette bunlar önemli, ancak bana göre asıl mesele şu: Biz gerçekten turizm yapıyor muyuz, yoksa sadece turist mi ağırlıyoruz?
Turizm otel yapmak değildir. Turizm nezakettir, bilgidir, kültürdür, ince bir zarafettir.
Meslek hayatımda öyle örnekler gördüm ki, insan önce gülüyor, sonra üzülüyor. Hamlet'i "omlet" sanan garsonlar... Homeros'u "hemoroid" zanneden işletmeciler... Topkapı Sarayı'nı soran turisti Topkapı semtine gönderen resepsiyonistler... Bunlar ilk bakışta sosyal medyada paylaşılacak anekdotlar gibi görünebilir, ama aslında bir sistem arızasının işaretidir.
Çünkü turist, ülkeyi önce insanından tanır. Bugün artık turizm yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değil. İnsanlar artık "dijital detoks, sessizlik, wellness, longevity" arıyor. İnsanlar sadece dinlenmek istemiyor; yenilenmek, anlam bulmak istiyor.
Bu değişimi ıskalarsak, sadece rakiplerimizi değil, zamanı da geriden takip ederiz. Ve taşıma kapasitesi... Doğanın da bir sabrı var, şehirlerin de. Bir kıyıya kaldırabileceğinden fazla otel yaparsanız, önce suyu kaybedersiniz, sonra sessizliği, en sonunda da misafiri.
Sürdürülebilir turizm tam da bu dengeyi kurabilmektir. Sadece çevreyi değil, insanı da yetiştirmektir.
Belki de artık başarıyı yalnızca gelen kişi sayısıyla değil, ayrılırken yanında kaç güzel hatıra götürdüğüyle ölçmeliyiz. Çünkü turizm sadece döviz kazandırmaz; ülkenin hikâyesini anlatır.
Ve son söz şudur: Hamlet'i omlet sanan bir turizm anlayışı, yalnızca bir kelimeyi değil, geleceği de yanlış okur.
Turizmin gerçek sermayesi oteller değil; eğitimli insan, korunmuş doğa ve yaşatılan kültürdür.
Tugay TOYDEMİR
TÜKONFED Turizm Uzmanı
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Hürmüz Takvimi-8
Görüntüle →