Sarıyer Söz
Sarıyer Söz
Bulutlu
Afyonkarahisar · 11°C
Bizi Takip Edin
24 Eylül 2026 - 12:34

Şehit Yakınları Devlete Emanet

0 Paylaşım
Şehit Yakınları Devlete Emanet

Askerî uçuş, doğası gereği yüksek risk içeren bir kamu hizmetidir.

Pilot, uçuş mürettebatı ve görev nedeniyle askerî hava aracında bulunan personel, Devletin emri ve organizasyonu altında, çoğu zaman olağan çalışma koşullarının çok üzerinde ölüm ve ağır yaralanma riski taşıyan bir faaliyeti yerine getirmektedir.

Bu nedenle askerî uçuş kazalarında mürettebatın korunması yalnızca teknik emniyet veya kaza soruşturması meselesi değil; aynı zamanda yaşam hakkı, sosyal güvenlik ve Devletin pozitif yükümlülükleri bakımından anayasal bir meseledir.

Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının Devlete yalnızca öldürmeme şeklinde negatif bir yükümlülük yüklemediğini; kişilerin yaşamını koruyacak yeterli hukuki ve idari çerçevenin oluşturulmasını da gerektirdiğini kabul etmektedir. Özellikle askerlik hizmeti bakımından, kişilerin yaşam ve sağlıklarının korunmasına yönelik yeterli yasal ve idari çerçeve oluşturulmasının Devletin yükümlülüğü olduğunu açıkça belirtmektedir. Mahkeme ayrıca askerî faaliyetlerin yaşam ve vücut bütünlüğü bakımından taşıdığı risk nedeniyle “tehlikeli faaliyet” niteliğine dikkat çekmektedir.

Bu yaklaşım, askerî uçuş personelinin yalnızca kazadan önce korunmasını değil, ölüm veya ağır maluliyet halinde ortaya çıkan sosyal ve ekonomik sonuçların da etkili biçimde karşılanmasını gündeme getirir.

Pozitif yükümlülük, Devlete belirli tek bir araç değil, etkili bir koruma sistemi kurma ödevi yüklemektedir. AYM de pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesinde birden fazla yöntemin kullanılabileceğini ve Devlete belirli ölçüde takdir alanı tanınması gerektiğini kabul etmektedir.

Görev sırasında hayatını kaybeden askerî personelin geride bıraktığı aile bakımından yalnızca sembolik veya sınırlı bir ödeme değil, etkili ve öngörülebilir bir sosyal ve mali koruma sistemi tartışması ortaya çıkmaktadır.

Türk hukukunda 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu, askerî uçuş faaliyetinin özel riskini zaten kabul etmektedir. Bunun yanında 5434 ve 5510 sayılı sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında vazife ve harp malullüğü ile hak sahiplerine yönelik sosyal güvenlik korumaları bulunmaktadır.

Dolayısıyla mesele, askerî personelin hiçbir korumasının bulunup bulunmadığı değil; mevcut koruma mekanizmalarının Anayasa'nın öngördüğü yeterlilik ve etkinlik düzeyine ulaşıp ulaşmadığı meselesidir.

AİHS'nin 2. maddesi kapsamında AİHM, Devletlerin yaşamı korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini özellikle askerlik hizmeti bağlamında incelemektedir. Bu yükümlülük; uygun hukuki ve idari düzenlemelerin oluşturulmasını, öngörülebilir risklere karşı makul tedbirlerin alınmasını ve ölüm olaylarının etkili biçimde soruşturulmasını kapsamaktadır.

ILO'nun 102 sayılı Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Sözleşmesi'nin iş kazalarına ilişkin VI. Bölümü de ölüm sonucunda geçimini sağlayan kişinin kaybına uğrayan eş ve çocukların sosyal güvenlik yardımlarından yararlanmasını öngörmektedir. Bu standart, yüksek riskli hizmetlerde ölümün yalnızca bireysel değil, aynı zamanda aile bakımından ekonomik bir sosyal risk olduğunu göstermektedir.
Karşılaştırmalı hukukta ise daha ileri modeller bulunmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Servicemembers' Group Life Insurance (SGLI), uygun askerî personel için grup hayat sigortası sistemi oluşturmakta ve tam zamanlı kapsamdaki personel bakımından otomatik sigorta koruması sağlamaktadır. Ayrıca askerî personelin eş ve çocukları için Family SGLI mekanizması bulunmaktadır.

Sonuç olarak, Türk hukukunda askerî uçuş mürettebatının özel sigortası yoktur. Anayasal Pozitif Yükümlülükler; yüksek riskli askerî uçuş faaliyetinde personelin yaşamını ve ölüm halinde ailesinin ekonomik güvenliğini etkili biçimde koruma sorumluluğunu devlete yüklemektedir.

Özel hayat veya ferdi kaza sigortası bu yükümlülüğün tek hukuki aracı değildir; ancak mevcut tazminat ve sosyal güvenlik mekanizmaları yetersiz kalıyorsa, Devlet tarafından ayrıca bir grup hayat veya görev risk sigortası kurulması anayasal sosyal koruma politikasının güçlü ve hukukî açıdan savunulabilir bir aracı olarak gündeme gelebilir.

Bu değerlendirme, Devleti veya mevcut mevzuatı eleştirmekten ziyade, askerî havacılığın taşıdığı yüksek risk karşısında mevcut koruma mekanizmalarının geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda daha da güçlendirilmesi ihtiyacının dile getirilmesidir.

Askerî uçuş personelinin ve ailelerinin güvenliği bakımından, mevcut haklara ilave olarak, devlet destekli bir grup hayat sigortası veya görev risk sigortası modelinin değerlendirilmesi; teminat tutarlarının günün ekonomik koşullarına göre belirli aralıklarla gözden geçirilmesi ve ölüm veya ağır maluliyet halinde ailelerin hızlı, öngörülebilir ve yeterli bir mali güvenceye kavuşmasının sağlanması, Devletin şehitlerine ve onların emanetlerine verdiği değerin somut bir göstergesi olabilir.

Böyle bir düzenleme yalnızca bir tazminat mekanizması değil, aynı zamanda askerî personelin Devlete duyduğu güveni güçlendiren, görev bilincini destekleyen ve “Devlet, görev başında şehit olanları ve ailesini yalnız bırakmaz” anlayışını kurumsallaştıran ileri bir sosyal devlet uygulaması olacaktır.

 

#şehit #emanet #devlete

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!