COP31 - İklim Verileri Ruznamesi ve Sır Katipleri
COP31 toplantısı ülkemizde düzenleniyor.
İklim güvenliği artık yalnızca Çevre ve Şehircilik meselesi değil; egemenlik, veri egemenliği ve ulusal güvenlik meselesidir. Çünkü; 21. yüzyılda iklim güvenliğinin korunması, iklim verisinin korunmasından ayrı düşünülemez.
Bu nedenle bu verilerin yalnızca toplanması değil, kim tarafından kayda geçirildiği, kim tarafından erişildiği, hangi amaçla işlendiği ve hangi sınırlar içinde saklandığı da bir devlet yönetimi meselesidir.
İklim güvenliği verisi tek başına hassas görünmeyebilir; ancak farklı veri kümeleriyle birleştirildiğinde kişilerin, toplumların, şehirlerin ve devletlerin kırılganlıklarını gösteren bir stratejik istihbarat katmanına dönüşebilir.
Zira; nüfus yoğunluğu, su tüketimi, tarımsal üretim, enerji tüketimi, baraj dolulukları, sanayi tesisleri, limanlar, ulaşım güzergâhları, hastane ve sağlık altyapısı, göç hareketleri, şirketlerin finansal verileri eklendiğinde karşımıza çıkan şey iklim risk haritası değildir. Ticari yaklaşımlar; iklim verileri stratejik kırılganlık olarak değerlendirmesi, öngörülebilir insan davranışları analiz edilerek ekonomik kararların yön haritasının oluşturulması mümkündür. Bu da; kamu otoritesinin sahip olduğu veya kamu kaynaklarından üretilen iklim güvenliği verisinin ticari amaçlarla kullanılmaya başlanması demektir.
İklim güvenliği fiziksel tehditlere karşı güvenlik sağlarken, denetlenmeyen veri yapılanması bizzat yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir.
Tehlikenin çanlarını duyduğumuza göre; iklim güvenliği verilerinin istihbarat, kolluk, özel dedektiflik veya ticari profil oluşturma amacıyla ikincil kullanımı; açık hukuki dayanak, amaçla bağlantı, gereklilik, ölçülülük, veri minimizasyonu ve bağımsız denetim koşullarına bağlanmalı diyebiliriz.
Stratejik istihbarata dönüşme riski vardır. İklim, su, enerji, tarım, göç ve afet verileriyle birleşirse bölgesel kırılganlıklar haritalanabilir.
Kritik altyapının haritalanması riski vardır. Enerji santralleri, barajlar, limanlar, su tesisleri, haberleşme altyapısı hakkındaki verilerin analiz edilmesi halinde kritik altyapının zayıf noktaları tespit edilebilir.
Kişilerin davranış profillerinin çıkarılması riski vardır. Konum, tüketim, ulaşım, sağlık/afet maruziyeti ve çevresel verilerin birleştirilmesi halinde; kişilerin yaşam tarzı, hareketleri ve ekonomik durumları hakkında profil oluşturulabilir
Araştırma faaliyetlerinin görünmez istihbarata dönüşmesi riski vardır. Ticari veya hukuki araştırma amacıyla toplanan verilerin başka veri kümeleriyle eşleştirilmesi halinde özel sektör istihbaratı ile devlet istihbaratı arasındaki sınır bulanıklaşabilir.
Siyasi manipülasyon riski vardır. İklim kaynaklı göç, su kıtlığı veya afet riski verilerinin belirli gruplarla ilişkilendirilmesi halinde toplumsal korku ve kutuplaşma üretilebilir.
Ekonomik istihbarat riski vardır. Tarımsal üretim, su rezervleri, enerji ihtiyacı ve şirketlerin iklim riskleri analiz edilir ve rakip şirketler veya yabancı aktörler ekonomik avantaj elde edebilir.
Sigorta ve kredi ayrımcılığı riski vardır. Küresel veya bölgesel iklim riskleri en küçük birime kadar yerelleştirilerek uygulanabilir ve kredi, sigorta veya hizmetlere erişimleri zorlaşabilir.
Göç ve nüfus hareketlerinin izlenmesi riski vardır. İklim göçü verilerinin kişi ve hane düzeyinde takip edilmesi, hassas nüfus gruplarının fiilen izlenmesini mümkün kılabilir.
Veri kimliklerinin yeniden kimliklendirilmesi riski vardır. Anonim görünen iklim verilerinin başka veri tabanlarıyla eşleştirilmesi, anonimlik fiilen ortadan kalkabilir.
Yapay zeka kaynaklı kitlesel profil çıkarma riski vardır. Büyük iklim veri kümelerinin yapay zekâ ile analiz edilmesi halinde, insanların henüz gerçekleşmemiş davranışları hakkında tahminler üretilebilir.
Yapay zeka kaynaklı kitlesel profil çıkarılması riski vardır. Büyük iklim veri kümelerinin yapay zekâ ile analiz edilmesi, insanların henüz gerçekleşmemiş davranışları hakkında tahminler üretilebilir.
Fonksiyon kayması riski vardır. Afet/iklim güvenliği amacıyla toplanan verinin, kullanım amacı farklılaştığında toplama amacı ile kullanım amacı arasındaki hukuki bağ kopar.
Devlet dışı aktörlere aktarım riski vardır. Verilerin özel istihbarat, güvenlik, danışmanlık adı altında faaliyet gösteren yapılara aktarımı halinde kamu gücü niteliğindeki bilgiler özel aktörlerin eline geçebilir.
İklim verileri enerji verileriyle birleştirildiğinde; enerji arz kırılganlığı oluşturabilir. Su veya göç verileriyle birleştirildiğinde devletin dayanıklılığını ölçen bir göstergeye dönüşebilir. Savunma sanayi verileriyle birleştirildiğinde ulaşım ve lojistik kapasitenin çevresel koşullardan etkilenmesi ölçülebilir. Limanlar ve deniz ulaşımı verileriyle birleştirildiğinde kritik altyapı istihbaratına dönüşebilir.
Basit bir hava sıcaklığına ilişkin iklim verisi, nüfus, enerji, su, tarım, ulaşım, sağlık, sanayi, liman, ekonomik faaliyet verileriyle analiz edildiğinde; ülkenin iklim kaynaklı stratejik kırılganlık modeli oluşturulabilir ve bu bir ulusal güvenlik sorunudur. Ulusal güvenlik sorununun kapsamı yapay zeka ile öngörücü istihbarata dönüşebilir. Hangi bölgelerde hangi ekonomik, sosyal, göçsel veya altyapısal baskıların ortaya çıkmasını mümkün olabileceği öngörülebilir. Zira; Tek tek veriler düşük değerli olabilir; veri kümelerinin ilişkilendirilmesi yüksek değerli istihbarat üretebilir.
İklim güvenliği veri mimarisi kurulmadan önce veri yönetişimi mimarisi kurulmalıdır. İklim güvenliğinin güvenlikleştirilmesi değil, iklim güvenliğinin güvenlik risklerinin hukuk içinde yönetilmesi değerlendirilmelidir.
İklim güvenliğini yalnızca fiziksel, askerî ve çevresel tehditlerin yönetimi olarak değil; aynı zamanda iklim verisinin kendisinin doğurabileceği istihbarat, gözetim ve hak ihlali risklerinin yönetimi olarak tanımlanmalıdır.
İklim güvenliği veri sistemi, iklim kaynaklı tehditleri öngörmek amacıyla kurulurken, kendisi yeni bir istihbarat ve gözetim altyapısına dönüşmemelidir.
İklim krizi nedeniyle korunması gereken insanlar, iklim güvenliği sisteminin nesnesi haline getirilmemelidir.
İklim güvenliği gerekçesi, devlete veya özel aktörlere sınırsız veri toplama, sınırsız veri birleştirme, kitlesel gözetim veya sınırsız istihbarat üretme yetkisi vermemelidir.
İklim güvenliği amacıyla toplanan, üretilen, işlenen veya yapay zekâ sistemleri aracılığıyla türetilen veriler; açık ve öngörülebilir bir hukukî dayanak bulunmaksızın istihbarat, kitlesel gözetim, bireysel davranış profillemesi, siyasi/sosyal hedefleme veya özel istihbarat faaliyeti amacıyla kullanılamamalıdır.
Bugünün iklim güvenliği verileri, yarının devlet hafızasıdır.
Kırmızı çizgiler belirlenmelidir.
Risk seviyesi düşük iklim modellemesi, afet erken uyarısı, ekosistem izleme gibi konularda izin mekanizmaları gereklidir.
Risk seviyesi orta/yüksek olan kritik altyapı, iklim dayanıklılığı, bölgesel iklim göçü gibi konularda özel denetim mekanizmaları gereklidir.
Ancak; kişi/kurum bazlı iklim davranışı tahmini, iklim verisiyle siyasi profil çıkarma ve kitlesel gözetim, gibi çok yüksek risk taşıyan konular yasaklanmalı, iklim verilerinin istihbarat veri tabanına aktarılması açık hukuki yetki ve denetim mekanizmalarına tabi olmalı, iklim verisinin tehdit olarak sınıflandırılması kesinlikle yasak olmalıdır.
İklim değişikliği ulusal güvenlik tehdidi oluşturabilir; ancak iklim güvenliği gerekçesi, devlete veya özel aktörlere sınırsız veri toplama, sınırsız veri birleştirme, kitlesel gözetim veya sınırsız istihbarat üretme yetkisi vermemelidir.
Dolayısıyla; “İklim Güvenliği ve Savunma Yönetim Merkezi ve Sır katipleri” konusu gündeme gelmelidir. Bu katipler Ruznamelerinde; teknik koruma, stratejik, ekonomik, toplumsal ve bireysel sonuçlar farkındalığında, iklim verilerinin hukukî amacını, güvenliğini, erişim sınırlarını ve hesap verebilirliğini koruyan, bağımsız denetime açık, özgür çalışabilecek yetkin veri yöneticileri olarak görev yapmalıdır.
COP31 Türkiye’ye yalnızca iklim politikalarını anlatma değil, iklim çağında devlet yönetiminin yeni sorusunu dünyaya sorma fırsatı veriyor: Geleceğimizi korumak için topladığımız veriler, gelecekte bizi koruyacak mı; yoksa bir gün bizim bütün kırılganlıklarımızı gösteren bir haritaya mı dönüşecek? Türkiye, COP31’de bu soruyu gündeme getirerek iklim güvenliği ile veri egemenliği, yapay zekâ, ulusal güvenlik ve temel haklar arasındaki sınırları tartışmaya açabilir. Belki de COP31’in Türkiye açısından en kalıcı mirası, yalnızca iklim için ne yapılacağını değil, iklimin geleceğini gösteren verilerin kime, hangi hukukla ve hangi sorumlulukla emanet edileceğini dünyaya sordurmak olacaktır.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Yemekteki Kıl Kime Ait?
Görüntüle →Son Yazıları
İlginizi Çekebilir
Trend Makaleler
Tugay Toydemir yazdı... Turizmin Kanseri: Kalitesizlik ve Fahiş Fiyatlar