Benim İstanbul'um konuğu yapımcı Şahin Özer: Ben İstanbul'u İstanbul gibi yaşamak isterim
Benim İstanbul'um konuğu yapımcı Şahin Özer: Ben İstanbul'u İstanbul gibi yaşamak isterim
Sarıyer Söz Gazetesi için “Benim İstanbul’um” konseptinde soruları yanıtlayan ünlü yapımcı Şahin Özer, hayatının büyük bölümünü geçirdiği İstanbul’a duyduğu bağlılığı anlattı. Özer “Ben İstanbul’u İstanbul gibi yaşamak isterim. Eski İstanbul’u hayal edip yeni İstanbul’a ayak uydurarak yaşamak isterim” dedi.
“Benim İstanbul’um” röportaj serisinin bu haftaki konuğu ünlü yapımcı Şahin Özer oldu. İstanbul’a dair düşüncelerini ve anılarını paylaşan Özer, Sarıyer Söz Gazetesi’ne konuştu.
İstanbul’u üç kelimeyle anlatması istendiğinde Özer, “Muhteşem, güzel, peygamber emaneti müjdecisi ama bugünkü İstanbul çok yoğun çok sıkıcı. İstanbul dışına kaçmak lazım. İstanbul’u İstanbul olarak gönlümüzde yaşatmamız lazım” dedi.
“DÜNYANIN HİÇBİR ÜLKESİNDE BU KADAR GÜZELLİK YOK”
Özer, İstanbul’da kendisini en çok etkileyen manzaranın sorulması üzerine ise şehrin her köşesinin ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu söyleyerek, “İstanbul’da siz baktığınızda gönül gözüyle bakarsanız görürsünüz. Boğaz çok güzel, kalelerimiz surlarımız güzel. Yani ağaca bile baktığınızda İstanbul’da bir başka güzel. Gönül gözüyle bakmak lazım İstanbul’a. Gözlerinizi kapatıp boğazı düşündüğünüzde muhteşem. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar güzellik yok. Ayasofya öyle, camilerimiz öyle. İstanbul tarih kokan bir şehir” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL’UN TAŞI TOPRAĞI ALTIN”
İstanbul’da kaybolmayı sevdiği yerleri de anlatan Özer, “Zekeriyaköy’de bulunan ormanları seviyorum. Oradaki akarsuları çok iyi biliyorum. Kaybolmak istediğim yerlerin en başında boğaz gelir. Günlerce yaşarım orada. Hem rızkımı bulurum hem de gözümü kapatıp baktığımda hayallerimi bulurum. Taşı toprağı altın İstanbul derler ya, denizden ekmeğinizi ve balığınızı alabilirsiniz. İstanbul’un her yerinde kaybolmak isterdim” dedi.
“TÜRKİYE GİBİ DÜNYADA HİÇBİR ÜLKE YOKTUR”
Özer, Türkiye’nin birçok yerini ve dünyanın pek çok ülkesini gezdiğini anlatarak, “Hemen hemen dünyanın bütün ülkelerini dolaştım. Ülkemizde o zaman bu kadar il yoktu, bütün şehirlerini, illerini ve ilçelerini gezdim. Dünyayı da ülkesini de iyi tanıyan birisiyim. Gidip gelirim, yurt dışına gider gelirim. Havaalanına her dönüşümde uçağın inmesinin ardından toprağı öperdim. Çünkü benim ülkem gibi Türkiye gibi dünyada hiçbir ülke yoktur. Türkiye’nin her yeri güzeldir. İzmir de güzeldir, Edirne de Kars Sarıkamış da Doğubayazıt da. Oralara gittiğimde gönlüm rahatlar, ruhum doyar. Yurt dışına gittiğinizde genelde sadece kalabalık ve beton görürsünüz. Bizde ise hem modernlik hem de tarih bir aradadır. Eğer biraz gözünüz açıksa, her şehrimiz gerçekten on numaradır” diye konuştu.

“KAMERA NEYİ GÖRMEK İSTERSE ONU GÖRÜR”
İstanbul’u bir film sahnesiyle anlatması istendiğinde ise şehrin tamamının bir plato olduğunu söyleyen Özer, “Sadece kamerayla dolaşırım. İstanbul’un her yeri muhteşem bir plato. Kameramanın bakış açısıyla düşündüğünüzde, denizin altına indiğinizi hayal edin. Orada mercanları ararken balıkları görürsünüz. Balıkların ayrı bir güzelliği vardır. Biz sadece tezgâhta satılan balığı düşünüyorsak yanılıyoruz. Denizin içine girdiğinizde gördükleriniz sizi renkli balıklara, yılan balıklarına, alacalı balıklara götürür.
Gönül gözünüz biraz iyiyse, rızayla bakıyorsanız İstanbul’da her şeyi görürsünüz, sevdayı görürsünüz, aşkı görürsünüz. Şarkıların yüzde 99’u, hatta yüzde 100’e yakını İstanbul’a çıkmıştır. Sevdalılar İstanbul için sayısız şarkı yazmıştır. Dünyanın hangi ülkesinde bir şehre yüzlerce, binlerce şarkı yazılmıştır? Hangi şehirde bu kadar aşk yaşanmıştır? Kamera neyi görmek istiyorsa, siz onu gösterirsiniz” dedi.
“TARİH BİZE AYASOFYA’YI SÖYLEDİ”
Özer, şehirde kendisini en çok etkileyen yerleri anlatarak, “Tarih bize Ayasofya’yı söyledi. Önce kilise olan sonra camiye döndürülen, sonra müze olan ve şimdi tekrar cami olan dünyanın en önemli tarih eserlerinden biri. Çok muhteşem bir cami. Boğazdan baktığınızda da Fatih’te yürüdüğünüzde de her yer başka güzel” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL’U DIŞARIDAN SEYRETMEYİ DAHA UYGUN BULDUM”
İstanbul’da kalabalığından yalnız kalamadığını söyleyen Özer, “İstanbul’da çok yalnız kalınmaz ama ben artık İstanbul’u dışarıdan seyretmeyi daha uygun buldum. Zekeriyaköy’de 15–20 sene oturdum. Orası çok güzeldi ama şehre gelmek bir buçuk saat sürüyordu. İstanbul’a gelip dışarıdan gözleyip yuvanıza geri dönmeniz lazım, ben de onu yapıyorum” şeklinde konuştu.
“ÇALIŞAN İNSAN İSTANBUL’DA AÇ KALMAZ”
Özer, çocukluk yıllarından itibaren İstanbul’da büyüdüğünü anlatarak, “İstanbul’da ne satarsan olur, taşı toprağı altın derlerdi. Biz o taşı toprağı altını 14–15 yaşında öğrendik. Çalışan, azimli ve yaratıcı olan insan İstanbul’da aç kalmaz” dedi.

‘ İSTANBUL İSTANBUL OLALI’ ŞARKISI
İstanbul’u en iyi anlatan film, şarkı ya da kitap varmı sorusuna ise müzik üzerinden yanıtlayan Özer, “Mesela sabah sofrada ‘ İstanbul İstanbul olalı’ diye Sezen Aksu’nun şarkısı aklıma geldi. İstanbul için yazılmış bir dolu güzel şarkı var” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL’U İSTANBUL GİBİ YAŞATMAK İSTERİM”
Özer, yurt dışından gelen bir misafirine İstanbul’u nasıl gezdireceğini de anlatarak, “Eminönü’ne götürürüm. Balık ekmek, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı, camiler vs. Oradan Ayasofya’ya, sonra boğaza. Anadolu Hisarı’na da giderim Rumeli Hisarı’na da giderim. İstanbul’u İstanbul gibi yaşatmak isterim” diye konuştu.
“YAPIMCI OLMASAYDIM EN İYİ AYAKKABI BOYACISI OLURDUM”
İstanbul’da yaşamanın en zor tarafını anlatan Özer, şu ifadeleri kullandı:
“Tabii ki İstanbul’da çok çalışıp çok kazanmak lazım ama çalışacağınız işi iyi organize ederseniz. Ben zaman zaman arkadaşlarla konuşurken prodüktör olmasaydım, yapımcı olmasaydım en iyi ayakkabı boyacısı olurdum. Bana ayakkabı boyatmak için Amerika’dan gelirlerdi. Öyle iyi olurdum. İstanbul’da iyi olursanız nerede olursanız olun para kazanabiliyorsunuz. En iyi kameraman, en iyi sunucu da para kazanabilir. Biz en iyi olabilmek için mücadele ediyoruz, Allah da size yardımcı olur diye düşünüyoruz.”

“HER YERE KENDİMİ AİT HİSSEDERİM”
İstanbul’da kendini tek bir semte bağlı hissetmediğini belirten Özer, “Ben Fatih’te yetiştim, Vatan Caddesi’nde kendime geldim, Laleli’de yetiştim, Yeşilköy’de, Zekeriyaköy’de yaşadım. Bu saydığım yerlerde hep onar on beşer senem geçti. Her yerde yaşarım, her yere kendimi ait hissederim. 65 sene İstanbul’u yaşayarak geçti, her tarafını çok seviyorum” dedi.
Özer, günlük yaşamında doğayla iç içe olmayı tercih ettiğini söyleyerek, “Ben daha çok doğa sever, deniz sever, ağacı ve yeşili seven biriyim. Kahvaltımı dışarıda ekmek peynirle yaparım. Boğaza giderim, orman içindeki akarsuları görmek isterim. Kapalı alanları değil, doğayla birlikte sabahımı ve akşamımı geçirmek isterim” ifadelerini kullandı.

“İNTERNET ÇIKTI MERTLİK BOZULDU”
İstanbul’un geleceği için en büyük dileğini de anlatan Özer, “İnternet çıktı mertlik bozuldu. Sosyal medya ile birlikte kendimizi kaybettik. Örf ve adetlerimiz zayıfladı. İstanbul için en büyük dileğim, benliğimizi unutmadan yaşayabileceğimiz bir şehir olmasıdır. Her şeye ihtiyacımız var ama benliğimizi unutmadan. İstanbul bir dünya cennetidir, orada yaşıyoruz ve buna layık olmamız lazım” diye konuştu.
“İSTANBUL’A AYAK UYDURARAK YAŞAMAK İSTERİM”
Hayatının büyük bölümünü İstanbul’da geçirdiğini söyleyen Özer, sözlerini şu cümleyle tamamladı:
“Ben İstanbul’u İstanbul gibi yaşamak isterim. Eski İstanbul’u hayal edip yeni İstanbul’a ayak uydurarak yaşamak isterim.”
Şahin Özer karşılaştırmalı sorulara şu şekilde yanıt verdi:
- Avrupa Yakası mı, Anadolu Yakası mı?
Avrupa Yakası - Sahil mi, şehir içi mi?
Sahil - Tarih mi, modern İstanbul mu?
Tarih - Eski İstanbul mu, yeni İstanbul mu?
Eski İstanbul - Sessiz sokak mı, kalabalık meydan mı?
Kalabalık meydan - Vapur mu, metro mu?
Vapur - Yürümek mi, araç kullanmak mı?
Yürümek - Trafik mi, kalabalık metro mu?
Trafik - Gündüzü mü, gecesi mi?
İkisi de - Gün doğumu mu, gün batımı mı?
İkisi de - Eminönü’nde balık ekmek mi, Sultanahmet’te köfte mi?
İkisi de - Vefa bozası mı, Kanlıca yoğurdu mu?
İkisi de - Sokak lezzeti mi, restoran mı?
Sokak lezzeti - Kahvaltı mı, akşam yemeği mi?
Kahvaltı - Boğaz mı, tarihi yarımada mı?
İkisi de - Orman yürüyüşü mü, sahilde yürüyüş mü?
İkisi de - Yalnız gezmek mi, biriyle gezmek mi?
Biriyle gezmek - Yeni yerler keşfetmek mi, bildiğiniz bir yere gitmek mi?
Yeni yerler keşfetmek - Spontane gezmek mi, planlı gezmek mi?
Spontane gezmek
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



