Oses
Göçmen's Ranch

Fatoş Pınar Türker çıplak aramaya maruz bırakılmış!

Gündem 10.06.2026 - 10:09, Güncelleme: 10.06.2026 - 10:09
 

Fatoş Pınar Türker çıplak aramaya maruz bırakılmış!

Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, İBB Davası'nda ağlayarak yaptığı savunmasında, 19 Mart’ta gözaltına alınma sürecinde çıplak aramaya maruz bırakıldığını anlattı. Fatoş Pınar Türker, söz konusu işkenceyi anlatırken "Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum" dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 47’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapıldı. Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker savunmasına devam etti. ANKA'nın aktardığına göre; iki kızıyla birlikte yaşadığını belirten Türker, konuşurken sık sık zorlandı, ağladı ve duygusal anlar yaşadı. Türker, 19 Mart’ta gözaltına alınma sürecini “Polisler eve geldi. Girince polisler hemen telefonumu aldılar, ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler. Çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, ‘Bir su vereyim’, ‘Hayır’. Küçük kızım okula gidecek, ‘Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın’ diyor sürekli polis bey, komiser herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı, en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki ‘Kaşe var mı’ dedim. ‘Ne kaşesi’ dedim. ‘Şirket kaşesi’ dedi. ‘Yok. Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım’ dedim. ‘Arayın evi. Kimse yerinden kımıldamasın’ filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da hâliyle ağlıyorlar ve bana sarılmak istiyorlar. ‘Sakın kimse birbirine dokunmasın’ filan dedi. Dedim ‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız’. Polis, ‘Biz cinayet masadan geliyoruz’ dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben ‘Ne cinayeti’ dedim. ‘Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik’ dedi” sözleriyle anlattı. 'ZAMAN MEFHUMUNUZU YİTİRİYORSUNUZ' O anda çocuğuna bir bardak su bile veremediğini anlatan Türker, “İnsani olan bir polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde -başına bir şey gelmeyecekse- annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, ‘Kızınız iyi’ dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabii akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan’a girdik emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm ama sonra ben ikinci kez girdim herhalde nezarete. Asistanım vardı. ‘Sen niye buradasın’ dedim. ‘Beni de aldılar Pınar Hanım’ dedi. Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen, görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün, bilmiyorum; bir kadın memur geldi, ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Ben de gittim” diye konuştu. ÇIPLAK ARAMAYI ANLATIRKEN 'UTANAN VARSA ÇIKABİLİR' DEDİ Çıplak arama sürecini anlatan Türker, yer yer zorlandığı konuşmasında yaşadıklarını şöyle dile getirdi: “Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. ‘Soyun’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler, çok küçük bir oda. ‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Kontrol yaptı. ‘Tamam. Üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Gidebilir miyim’ dedim. ‘Hayır. Eşofmanını da indir’ dedi. İndirdim. ‘Çamaşırını da’, ‘Nasıl yani’ dedim. ‘İndireceksin’ dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. Şimdi yere çömel’ dedi. Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum. ‘Cinsel organını aç’ dedi. ‘Başını, arkanı dön, eğil’ filan. ‘Tamam’ dedi. Hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla Elif’in ağlamasını hiç unutmuyorum.”
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, İBB Davası'nda ağlayarak yaptığı savunmasında, 19 Mart’ta gözaltına alınma sürecinde çıplak aramaya maruz bırakıldığını anlattı. Fatoş Pınar Türker, söz konusu işkenceyi anlatırken "Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum" dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 47’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapıldı. Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker savunmasına devam etti.

ANKA'nın aktardığına göre; iki kızıyla birlikte yaşadığını belirten Türker, konuşurken sık sık zorlandı, ağladı ve duygusal anlar yaşadı. Türker, 19 Mart’ta gözaltına alınma sürecini “Polisler eve geldi. Girince polisler hemen telefonumu aldılar, ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler. Çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, ‘Bir su vereyim’, ‘Hayır’. Küçük kızım okula gidecek, ‘Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın’ diyor sürekli polis bey, komiser herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı, en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki ‘Kaşe var mı’ dedim. ‘Ne kaşesi’ dedim. ‘Şirket kaşesi’ dedi. ‘Yok. Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım’ dedim. ‘Arayın evi. Kimse yerinden kımıldamasın’ filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da hâliyle ağlıyorlar ve bana sarılmak istiyorlar. ‘Sakın kimse birbirine dokunmasın’ filan dedi. Dedim ‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız’. Polis, ‘Biz cinayet masadan geliyoruz’ dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben ‘Ne cinayeti’ dedim. ‘Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik’ dedi” sözleriyle anlattı.

'ZAMAN MEFHUMUNUZU YİTİRİYORSUNUZ'

O anda çocuğuna bir bardak su bile veremediğini anlatan Türker, “İnsani olan bir polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde -başına bir şey gelmeyecekse- annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, ‘Kızınız iyi’ dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabii akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan’a girdik emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm ama sonra ben ikinci kez girdim herhalde nezarete. Asistanım vardı. ‘Sen niye buradasın’ dedim. ‘Beni de aldılar Pınar Hanım’ dedi. Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen, görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün, bilmiyorum; bir kadın memur geldi, ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Ben de gittim” diye konuştu.

ÇIPLAK ARAMAYI ANLATIRKEN 'UTANAN VARSA ÇIKABİLİR' DEDİ

Çıplak arama sürecini anlatan Türker, yer yer zorlandığı konuşmasında yaşadıklarını şöyle dile getirdi:

“Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. ‘Soyun’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler, çok küçük bir oda. ‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Kontrol yaptı. ‘Tamam. Üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Gidebilir miyim’ dedim. ‘Hayır. Eşofmanını da indir’ dedi. İndirdim. ‘Çamaşırını da’, ‘Nasıl yani’ dedim. ‘İndireceksin’ dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. Şimdi yere çömel’ dedi. Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum. ‘Cinsel organını aç’ dedi. ‘Başını, arkanı dön, eğil’ filan. ‘Tamam’ dedi. Hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla Elif’in ağlamasını hiç unutmuyorum.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.