Gıda Yüksek Mühendisi açıkladı: Yediğimiz etin at eti olup olmadığını anlayabilir miyiz?
Gıda Yüksek Mühendisi açıkladı: Yediğimiz etin at eti olup olmadığını anlayabilir miyiz?
Tüketici olarak 'yediğimiz etin at eti olup olmadığını anlayabilir miyiz?' sorusuna cevap veren Gıda Yüksek Mühendisi Elif Aşlamacı Attepe, “Ben de gıda mühendisi olarak ayıramam. Yani bu at eti, eşek eti, inek eti şeklinde bir ayrımda bulunamayız. Hiç anlaşılmaz sadece bozuk olan bir şey anlaşılır. Farklı bir hayvanın eti olduğu kokusundan, görüntüsünden anlaşılmaz” dedi.
ÖZEL HABER/ BEYZA NUR ALNİAÇIK
Gıda Yüksek Mühendisi, Elif Aşlamacı Attepe Mersin’de aşevinde dağıtılan kavurmanın at eti çıkması skandalı sonrası Sarıyer Söz Gazetesi’ne konuştu. Türkiye’de gıda güvenliği konusunda dikkat edilmesi gereken konulara değinen Elif Aşlamacı Attepe şunları kaydetti:
“ Gıda güvenliğinde zincirin kırılmaması gerekiyor. Gıda güvenliği dediğimiz şey tamamen bir zincir. Aldığımız topraktan veya neredeyse işte o an maddeye alındı işlendi, son haline getirildi tüketiciye ulaştı bu arada adı atıldığı bir yerlere girdim muhafaza edilmesi gerekiyorsa muhafaza edildi, soğuk dolaba girdi çıktı veya tadı işte kuru gıda deposuna girdi çıktı bunların tamamı bir zincir. Oralarda bunların taşınması bir zincirin halkası bu zincirin halkasında herhangi bir kopukluk gıda güvenliğini riskini düşüren durumlar. Burada en büyük şey işte hani zinciri halkalarına yani ticari firmalara düşüyor. Çünkü bunların hepsi yani üretimi bize satmak için yapıyor. Yani ticari bir amacı var. Yani o dağıttığı ürün üzerinden para kazanıyor.

Buralarda onlar dikkat etmeli. Onların dikkat edip etmediği de bunun kontrolünü de hem bağımsız firmalar denetleyebilir. Hem de tabii ki çatı kuruluş Tarım Bakanlığı denetliyor. Bu denetimler tabii ki yetersiz. Yani denetimlerin yetersiz olduğunu, yeterli olamayacağını kendileri de zaten kabul ediyorlar. Bunun diğer bir boyutu da 80 bin tane denetçi var bunu 800 bine çıkarsak da bu sefer bir polis toplumu olur. Yani herkes böyle denetleniyor böyle sürekli olarak denetleyen insanlar olması.
"TÜKETİCİYE ÇOK BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR"
Burada tüketiciye çok büyük görev düşüyor. Tüketici bilinçli olacak, ne yediğini bilecek şeyi alırken neyi aldığını bilecek. Ürünün arkasını okumayı bilecek, şikay et etmeyi bilecek ki o korku imparatorluğu oluşmasın. Yani diğer ülkelerde de yapılan şey bu. Farklı ülkelerde bizden çok değil hatta daha az olduğu ülkeler de var. Burada bir zincir var gıda güvenliğini sağlayan o zincirin kırılmaması adına da çeşitli denetimler yapılması gerekiyor. Denetimlerle de güvenlik sağlanacak”

TÜKETİMDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR NELER?
Tüketicilerin doğru bildiği yanlışlara da örnek veren Attepe, “Doğru bilinen yanlışlar işte bizim gibi STK’larda bununla savaşıyorlar. Bu sadece kişilere aktarılan değil bazen ticar et savaşları nedeniyle de yapılıyor. Örneğin taze sebze-meyveci şoklu sebzeye olan talebi düşürüp kendi talebini yükseltmek için de böyle haberler yaptırabiliyor. Veya böyle bir kamuoyuna yanlış bilgi yarayabiliyor. Artık sosyal medyayla da daha kolay böyle yanlış bilgiyi yaymak. İşte bizim gibi STK’lara, kamu kurumlarına görev düşüyor. Hep aynı şeyi söylüyorum ama burada hepsinin başı tüketici. Tüketici bilinçli olmalı” ifadelerini kullandı.

Tüketilen etin ne eti olduğunun anlaşılmasının mümkün olmadığını belirten Attepe, şu ifadeleri kullandı: “Bu çok ekstrem bir durum normalde şey yani böyle tüketiciyi bu şekilde korkutmamak lazım. Ev et hani çok kötü bir durum. Orada bir zincirde denetimde bir kopukluk var. Yine araştırılıyor çok düşük bir ihtimalle karşılaşılabilecek karşılaşıldığı anda da işte hani ortaya çıkan bir durum. O anlamda hani nasıl ayırsın diye bir şey yok ayıramaz. Ben de gıda mühendisi olarak ayıramam. Yani bu at eti, eşek eti, inek eti şeklinde bir ayrımda bulunamayız. Hiç anlaşılmaz sadece bozuk olan bir şey anlaşılır.

Farklı bir hayvanın eti olduğu kokusundan, görüntüsünden anlaşılmaz. Her seferinde söylediğimiz şey şudur güvenilir yerlerden alışveriş yapacak güvenilir yerlerden aldıklarını yiyecek. Üzerinde etiketi olan ambalajı olan şeyleri alacaklar. Aleladede yerlerden alışveriş yapmayacak. Bunun haricinde eğer bir anormallik hissediyorsa, gittiği bir restorana koku hissettiğinde hemen ALO 174’ü arayacak. Diyecek ki ‘ben çünkü ben buraya gittim buradaki etlerle değişik bir koku var’ ve iyi bir şikây et edecek. Tüketicinin yapacağı sorumluluğu bu. Şikayetinde bulunacak. Şikayetçi bilgileri tamamen gizli kalıyor. Tarım İlçe’den dahi bilgiler görünmüyor gizli kalıyor.”

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



