air park
Sarıyer Diyaliz
Oses
Göçmen's Ranch

İhtimalleri tek tek sıraladı: Prof. Dr. Osman Bektaş’tan ezber bozan çıkış: İstanbul Depremi için beklenen senaryolar

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 30.06.2026 - 12:37, Güncelleme: 30.06.2026 - 13:13
 

İhtimalleri tek tek sıraladı: Prof. Dr. Osman Bektaş’tan ezber bozan çıkış: İstanbul Depremi için beklenen senaryolar

İstanbul'da beklenen olası büyük depreme ilişkin tartışmalar devam ederken, Prof. Dr. Osman Bektaş'ın yayımladığı son analiz, deprem senaryolarına yeni bir bilimsel boyut kazandırdı. Marmara'daki kırık hatlarını detaylı bir infografikle açıklayan Bektaş, "Marmara'da Eksik Halka: 1766 Segmenti Neden Kırılmadı?" sorusuna cevap aradı.
Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara’da 1766’dan bu yana büyük deprem üretmediği belirtilen segment üzerinden yapılan “250 yıllık deprem periyodu doldu” yorumlarının yanıltıcı olabileceğini söyledi. Bektaş, Marmara’da riskin sürdüğünü ancak İstanbul depremi için kesin zaman verilemeyeceğini vurgulayarak, “Deprem için kesin zaman verilemez; olasılık verilir” dedi. Bektaş, Marmara Denizi’nde batıda 1912 ve 2011-2025 deprem dizisi, doğuda ise 1963 ve 1999 depremleri yaşanmasına rağmen, arada kalan ve 1766 depremiyle ilişkilendirilen segmentin yaklaşık 260 yıldır büyük bir deprem üretmediğine dikkat çekti. Bu durumun tek başına “deprem zamanı doldu” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirten Bektaş, Marmara’daki deprem tehlikesinin anlaşılması için tüm jeolojik ve jeofizik verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “1766 SEGMENTİ NEDEN KIRILMADI?” Bektaş’ın değerlendirmesine göre Marmara’daki tartışmanın merkezinde, 1766’dan bu yana büyük deprem üretmediği belirtilen segment yer alıyor. Batıda Tekirdağ Çukurluğu çevresinde 1912 depremi ve sonraki orta büyüklükteki depremler, doğuda ise 1963 ve 1999 depremleri meydana geldi. Ancak bu iki alan arasında kalan Orta Marmara segmentinin büyük bir deprem üretmemiş olması, “eksik halka” tartışmasını gündeme getiriyor. Bektaş, bu durumun söz konusu segmentin davranışının diğer fay parçalarından farklı olabileceğini gösterdiğini belirtti. LEVHA HAREKETİ TALİ FAYLARA PAYLAŞILIYOR OLABİLİR Prof. Dr. Bektaş’a göre Marmara’daki levha hareketi yalnızca Ana Marmara Fayı boyunca gerçekleşmiyor olabilir. Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çukurları çevresindeki tali fayların da bu harekete ortak olabileceğini belirten Bektaş, gerilimin farklı fay sistemleri arasında paylaşılmasının Ana Marmara Fayı üzerindeki birikimi azaltabileceğini ifade etti. Bu yaklaşım, Marmara’daki deprem tehlikesinin yalnızca tek bir ana fay hattı üzerinden okunmasının eksik kalabileceğini ortaya koyuyor. “CREEP” VE ORTA BÜYÜKLÜKTE DEPREMLER GERİLİMİ AZALTIYOR OLABİLİR Bektaş’ın dikkat çektiği bir diğer olasılık ise fay sürünmesi olarak bilinen “creep” mekanizması. Buna göre aradaki segment tamamen kilitli olmayabilir. Fay hattı zaman içinde yavaş kayma hareketleriyle ve küçük-orta büyüklükteki depremlerle biriken enerjinin bir kısmını boşaltıyor olabilir. Bektaş, bu tür sürekli küçük boşalımların, büyük depremin zamanlamasını geciktirebileceğini belirtti. “250 YILLIK PERİYOT” UYARISI Prof. Dr. Bektaş, yalnızca 1766 depreminden bu yana geçen süreye bakarak “İstanbul depremi için zaman doldu” sonucuna varmanın bilimsel açıdan yanıltıcı olabileceğini vurguladı. Bektaş’a göre deprem periyotları sabit çalışan saatler gibi değerlendirilemez. Jeolojik süreçler, fayların kilitlenme durumu, gerilim aktarımı, tali fayların rolü ve fay sürünmesi gibi birçok değişken birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle Marmara’daki deprem tehlikesini tek bir zamansal modele indirgemek doğru değildir. “RİSK ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL” Bektaş’ın açıklamasında en kritik vurgu ise riskin devam ettiği yönünde oldu. Prof. Dr. Bektaş, 1766 segmentinin bugüne kadar büyük deprem üretmemiş olmasının İstanbul’un deprem riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. Bektaş, “Marmara’nın deprem tehlikesini doğru anlamak için tek bir veriye değil, tüm jeolojik ve jeofizik verilere birlikte bakmalıyız” değerlendirmesinde bulundu. Bektaş, İstanbul depremiyle ilgili kamuoyunda sık sık dile getirilen kesin tarihli ve yüksek kaygı oluşturan açıklamalara da mesafe koydu. Prof. Dr. Bektaş, “İstanbul için saat doldu, büyük deprem kapıda” söyleminin çağdaş deprem bilimiyle uyuşmadığını söyledi. Bektaş, “Deprem için kesin zaman verilemez; olasılık verilir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Marmara’daki riskin sürdüğünü ancak bilimsel değerlendirmenin kesin tarih iddiaları üzerinden değil, olasılık, fay davranışı ve çoklu veri analizleri üzerinden yapılması gerektiğini ortaya koydu.
İstanbul'da beklenen olası büyük depreme ilişkin tartışmalar devam ederken, Prof. Dr. Osman Bektaş'ın yayımladığı son analiz, deprem senaryolarına yeni bir bilimsel boyut kazandırdı. Marmara'daki kırık hatlarını detaylı bir infografikle açıklayan Bektaş, "Marmara'da Eksik Halka: 1766 Segmenti Neden Kırılmadı?" sorusuna cevap aradı.

Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara’da 1766’dan bu yana büyük deprem üretmediği belirtilen segment üzerinden yapılan “250 yıllık deprem periyodu doldu” yorumlarının yanıltıcı olabileceğini söyledi. Bektaş, Marmara’da riskin sürdüğünü ancak İstanbul depremi için kesin zaman verilemeyeceğini vurgulayarak, “ Deprem için kesin zaman verilemez; olasılık verilir” dedi.

Bektaş, Marmara Denizi’nde batıda 1912 ve 2011-2025 deprem dizisi, doğuda ise 1963 ve 1999 depremleri yaşanmasına rağmen, arada kalan ve 1766 depremiyle ilişkilendirilen segmentin yaklaşık 260 yıldır büyük bir deprem üretmediğine dikkat çekti. Bu durumun tek başına “ deprem zamanı doldu” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirten Bektaş, Marmara’daki deprem tehlikesinin anlaşılması için tüm jeolojik ve jeofizik verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“1766 SEGMENTİ NEDEN KIRILMADI?”

Bektaş’ın değerlendirmesine göre Marmara’daki tartışmanın merkezinde, 1766’dan bu yana büyük deprem üretmediği belirtilen segment yer alıyor. Batıda Tekirdağ Çukurluğu çevresinde 1912 depremi ve sonraki orta büyüklükteki depremler, doğuda ise 1963 ve 1999 depremleri meydana geldi. Ancak bu iki alan arasında kalan Orta Marmara segmentinin büyük bir deprem üretmemiş olması, “eksik halka” tartışmasını gündeme getiriyor.

Bektaş, bu durumun söz konusu segmentin davranışının diğer fay parçalarından farklı olabileceğini gösterdiğini belirtti.

LEVHA HAREKETİ TALİ FAYLARA PAYLAŞILIYOR OLABİLİR

Prof. Dr. Bektaş’a göre Marmara’daki levha hareketi yalnızca Ana Marmara Fayı boyunca gerçekleşmiyor olabilir. Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çukurları çevresindeki tali fayların da bu harekete ortak olabileceğini belirten Bektaş, gerilimin farklı fay sistemleri arasında paylaşılmasının Ana Marmara Fayı üzerindeki birikimi azaltabileceğini ifade etti. Bu yaklaşım, Marmara’daki deprem tehlikesinin yalnızca tek bir ana fay hattı üzerinden okunmasının eksik kalabileceğini ortaya koyuyor.

“CREEP” VE ORTA BÜYÜKLÜKTE DEPREMLER GERİLİMİ AZALTIYOR OLABİLİR

Bektaş’ın dikkat çektiği bir diğer olasılık ise fay sürünmesi olarak bilinen “creep” mekanizması. Buna göre aradaki segment tamamen kilitli olmayabilir. Fay hattı zaman içinde yavaş kayma hareketleriyle ve küçük-orta büyüklükteki depremlerle biriken enerjinin bir kısmını boşaltıyor olabilir. Bektaş, bu tür sürekli küçük boşalımların, büyük depremin zamanlamasını geciktirebileceğini belirtti.

“250 YILLIK PERİYOT” UYARISI

Prof. Dr. Bektaş, yalnızca 1766 depreminden bu yana geçen süreye bakarak “İstanbul depremi için zaman doldu” sonucuna varmanın bilimsel açıdan yanıltıcı olabileceğini vurguladı. Bektaş’a göre deprem periyotları sabit çalışan saatler gibi değerlendirilemez. Jeolojik süreçler, fayların kilitlenme durumu, gerilim aktarımı, tali fayların rolü ve fay sürünmesi gibi birçok değişken birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle Marmara’daki deprem tehlikesini tek bir zamansal modele indirgemek doğru değildir.

“RİSK ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL”

Bektaş’ın açıklamasında en kritik vurgu ise riskin devam ettiği yönünde oldu. Prof. Dr. Bektaş, 1766 segmentinin bugüne kadar büyük deprem üretmemiş olmasının İstanbul’un deprem riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. Bektaş, “Marmara’nın deprem tehlikesini doğru anlamak için tek bir veriye değil, tüm jeolojik ve jeofizik verilere birlikte bakmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Bektaş, İstanbul depremiyle ilgili kamuoyunda sık sık dile getirilen kesin tarihli ve yüksek kaygı oluşturan açıklamalara da mesafe koydu. Prof. Dr. Bektaş, “İstanbul için saat doldu, büyük deprem kapıda” söyleminin çağdaş deprem bilimiyle uyuşmadığını söyledi. Bektaş, “ Deprem için kesin zaman verilemez; olasılık verilir” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Marmara’daki riskin sürdüğünü ancak bilimsel değerlendirmenin kesin tarih iddiaları üzerinden değil, olasılık, fay davranışı ve çoklu veri analizleri üzerinden yapılması gerektiğini ortaya koydu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.