Psikolog Büşra Yazıcı’dan ebeveynlere önemli tavsiyeler

Özel Haberler 27.04.2026 - 10:07, Güncelleme: 27.04.2026 - 10:12
 

Psikolog Büşra Yazıcı’dan ebeveynlere önemli tavsiyeler

Kahramanmaraş ile Şanlıurfa’da yaşanan silahlı okul saldırıları ve ardından farklı illerden gelen saldırı girişimi haberleri “Çocuklar neden şiddete meyilli?” sorusunu akıllara getirdi. Merak edilen tüm soruları Sarıyer Söz sordu, Psikolog Büşra Yazıcı yanıtladı.
Psikolog Büşra Yazıcı ile şiddete meyilli çocukları, aile içi sevginin önemini, çocuk-ebeveyn iletişimini, toplumsal hayata kapalı çocuklardaki empati yoksunluğunu konuştuk. “SALDIRILAR YALNIZCA ŞİDDET İÇERİKLİ DİZİ, FİLM VE OYUNLARA BAĞLANAMAZ” Gerçekleşen saldırıları yalnızca şiddet içerikli dizi, film ve oyunlara bağlanamayacağını söyleyen Yazıcı, “Yaşanan olaylar çok üzücü. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Şiddet içerikli dizi, film ve oyunların bazı çocuklar üzerinde daha fazla etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu tarz davranışların artmasında etkili olduğunu görebiliyoruz. Fakat bu tür olayları yalnızca dizi, film veya oyunlara bağlayamayız. Bu bir süreç. Çocuklar bu olaylar öncesi bazı sinyaller verir. Aileden uzaklaşabilir, agresyon davranışları artabilir, akran ilişkilerinde sorunlar yaşayabilir... Bu durumlar okulda da görülebilir. Rehber öğretmenler de aileyi bilgilendirebilir. Aileler de zaman kaybetmeden mutlaka ilişkileri daha güçlendirmek için destek almalı. Bu sayede olası kötü sonuçların da önüne geçilebilir” dedi. “HEM OKULU HEM DE AİLEYİ BİLİNÇLENDİRMEK ÇOK ÖNEMLİ” Şiddete meyilli veya içine kapanık çocuklar için izlenmesi gereken yolu anlatan Yazıcı, “Birlikte yol izlenmeli. Rehber öğretmenlerin desteği ve yönlendirmeleriyle bu süreç yürütülebilir. Aile-okul-rehber öğretmen-psikolog/psikiyatrist işbirliğiyle yapılacak çalışmalarla bu tarz agresyon ve diğer davranışlara önlem alınabilir. Hem okulu hem de aileyi bilinçlendirmek çok önemli. Bu yüzden rehber öğretmenlerin etkisi çok büyük” şeklinde konuştu. OKULDA ALINAN ÖNLEMLER YETERLİ Mİ? Milli Eğitim Bakanlığı’nın saldırılar sonrası aldığı önlemlere değinen Yazıcı, “Okul içlerinde ve önlerinde güvenliği artırmak bazı olumsuz olayların önüne geçilmesinde muhakkak etkisi olacaktır. Fakat bu tek çözüm olamaz. Sadece okulda tedbirleri artırarak veya çevresini düzenleyerek bu soruna çözüm bulamayız. Bu çok uzun bir süreç. Bu olaylar veya o çocukların yaptıkları bir sürecin sonucudur. O sürece gelmeden süreci sağlıklı yürütmek sonucu değiştirecektir. Burada en önemli çözüm metodları; aile içi iletişimi güçlendirmek, empati becerisini geliştirmek, onun duygularıyla ilgili konuşmak, ona vakit ayırmak, sınır bilincini geliştirmek. Bunu da çocukla iletişim halinde kalarak sağlayabiliriz” ifadelerini kullandı. “BU OLAYLAR SÜRECİN GETİRDİĞİ SONUÇLARDIR” Ebeveynlerin sebep-sonuç ilişkisi kurmada eksik kaldığını aktaran Yazıcı, “İnsanlar olaylardan sonra ‘neden’ sorusundan ziyade ‘sonuç’ kısmına odaklanıyor. Yani ‘nasıl cezalandırabilirim?’ ‘Cezalarla bu işi nasıl önleyebiliriz?’ diye düşünüyorlar. Fakat bu olaylar sürecin getirdiği sonuçlardır. Bu süreç nasıl başladı, nasıl ilerledi... Buralara doğru müdahaleler yaparsak süreci daha iyi yürütürüz ve daha olumlu sonuçlar alırız” diye konuştu. EMPATİ YOKSUNLUĞU NEDEN ÖNEMLİ? “Buradaki en önemli faktör empati yoksunluğu” diyen Yazıcı, “Bu çok önemli bir faktör. Empatinin kökenleri aile içerisinde, çocukluğumuzda atılan kökleri var. Büyüdüğümüz evde duygularımıza yer verilmiyorsa, çocuğun düşüncelerini ifade etmesinde özgürlük yoksa, ebeveynler kendi duygu ve düşüncelerini açmıyorsa çocuk empati geliştiremiyor. Empati becerisi gelişmediği için de başkasının duygusunu anlayamıyor. Bu yoksunluk da çocukları olumsuz durumların içerisine sürükleyebiliyor” ifadelerini kullandı. ÇOCUK AİLEDEN NE GÖRÜRSE DIŞ DÜNYADA DA ONU KULLANIYOR Aile içi iletişimin önemine vurgu yapan Yazıcı, “Ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu iletişim, o çocuğun dış dünyayla kurduğu iletişimi doğrudan etkiliyor. Anne ve babalar çocuğuyla nasıl iletişim kuruyorsa çocuğu da arkadaşlarıyla aynı şekilde iletişim kuruyor. Çocuk dış dünyayla aileden şiddet görüyorsa şiddetle, sevgi görüyorsa sevgiyle iletişim kurar. Akran zorbalığı bu tarz olaylarla yakından ilgisi var. Akran zorbalığı da bu sürecin içerisinde yer alıyor. Zorbalık yaşayan bir çocuğun aile içi iletişimi biraz zayıf olur. Ailesinden biraz kopuk...” dedi. “EKRANLAR ÇOCUKLA EBEVEYN ARASINA GİRDİ” Televizyon, telefon veya tabletlerin çocuk-ebeveyn ilişkisine büyük zarar verdiğini kaydeden Yazıcı, şunları söyledi: “Televizyon ve telefon ekranı çocukla ebeveyn arasına girmiş durumda. Birbirinden uzaklaştıran, onların iletişimini etkileyen bir konu haline geldi. Çocuk ekranda vakit geçirip ailesinden uzaklaşıyor. Çocuk zihni nörobiyolojik olarak bir başkasını model almaya yatkındır. Çocuklar bir lider arar. Eğer ailede iletişim kopuksa çocuk da güvenebileceği, lider olarak kabul edebileceği birine ihtiyaç duyuyor. Eğer çocuk anne ve babayı lider görmediğinde iletişim daha da kopuk oluyor. Bu yüzden çocuklar da dizi, film veya oyunlarda gördüğü karakterleri kendilerine rol model kabul ediyorlar. Tehlikeli ilişkiler tam da bu noktada başlıyor.”
Kahramanmaraş ile Şanlıurfa’da yaşanan silahlı okul saldırıları ve ardından farklı illerden gelen saldırı girişimi haberleri “Çocuklar neden şiddete meyilli?” sorusunu akıllara getirdi. Merak edilen tüm soruları Sarıyer Söz sordu, Psikolog Büşra Yazıcı yanıtladı.

Psikolog Büşra Yazıcı ile şiddete meyilli çocukları, aile içi sevginin önemini, çocuk-ebeveyn iletişimini, toplumsal hayata kapalı çocuklardaki empati yoksunluğunu konuştuk.

“SALDIRILAR YALNIZCA ŞİDDET İÇERİKLİ DİZİ, FİLM VE OYUNLARA BAĞLANAMAZ”

Gerçekleşen saldırıları yalnızca şiddet içerikli dizi, film ve oyunlara bağlanamayacağını söyleyen Yazıcı, “Yaşanan olaylar çok üzücü. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Şiddet içerikli dizi, film ve oyunların bazı çocuklar üzerinde daha fazla etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu tarz davranışların artmasında etkili olduğunu görebiliyoruz. Fakat bu tür olayları yalnızca dizi, film veya oyunlara bağlayamayız. Bu bir süreç. Çocuklar bu olaylar öncesi bazı sinyaller verir. Aileden uzaklaşabilir, agresyon davranışları artabilir, akran ilişkilerinde sorunlar yaşayabilir... Bu durumlar okulda da görülebilir. Rehber öğretmenler de aileyi bilgilendirebilir. Aileler de zaman kaybetmeden mutlaka ilişkileri daha güçlendirmek için destek almalı. Bu sayede olası kötü sonuçların da önüne geçilebilir” dedi.

“HEM OKULU HEM DE AİLEYİ BİLİNÇLENDİRMEK ÇOK ÖNEMLİ”

Şiddete meyilli veya içine kapanık çocuklar için izlenmesi gereken yolu anlatan Yazıcı, “Birlikte yol izlenmeli. Rehber öğretmenlerin desteği ve yönlendirmeleriyle bu süreç yürütülebilir. Aile-okul-rehber öğretmen-psikolog/psikiyatrist işbirliğiyle yapılacak çalışmalarla bu tarz agresyon ve diğer davranışlara önlem alınabilir. Hem okulu hem de aileyi bilinçlendirmek çok önemli. Bu yüzden rehber öğretmenlerin etkisi çok büyük” şeklinde konuştu.

OKULDA ALINAN ÖNLEMLER YETERLİ Mİ?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın saldırılar sonrası aldığı önlemlere değinen Yazıcı, “Okul içlerinde ve önlerinde güvenliği artırmak bazı olumsuz olayların önüne geçilmesinde muhakkak etkisi olacaktır. Fakat bu tek çözüm olamaz. Sadece okulda tedbirleri artırarak veya çevresini düzenleyerek bu soruna çözüm bulamayız. Bu çok uzun bir süreç. Bu olaylar veya o çocukların yaptıkları bir sürecin sonucudur. O sürece gelmeden süreci sağlıklı yürütmek sonucu değiştirecektir. Burada en önemli çözüm metodları; aile içi iletişimi güçlendirmek, empati becerisini geliştirmek, onun duygularıyla ilgili konuşmak, ona vakit ayırmak, sınır bilincini geliştirmek. Bunu da çocukla iletişim halinde kalarak sağlayabiliriz” ifadelerini kullandı.

“BU OLAYLAR SÜRECİN GETİRDİĞİ SONUÇLARDIR”

Ebeveynlerin sebep-sonuç ilişkisi kurmada eksik kaldığını aktaran Yazıcı, “İnsanlar olaylardan sonra ‘neden’ sorusundan ziyade ‘sonuç’ kısmına odaklanıyor. Yani ‘nasıl cezalandırabilirim?’ ‘Cezalarla bu işi nasıl önleyebiliriz?’ diye düşünüyorlar. Fakat bu olaylar sürecin getirdiği sonuçlardır. Bu süreç nasıl başladı, nasıl ilerledi... Buralara doğru müdahaleler yaparsak süreci daha iyi yürütürüz ve daha olumlu sonuçlar alırız” diye konuştu.

EMPATİ YOKSUNLUĞU NEDEN ÖNEMLİ?

“Buradaki en önemli faktör empati yoksunluğu” diyen Yazıcı, “Bu çok önemli bir faktör. Empatinin kökenleri aile içerisinde, çocukluğumuzda atılan kökleri var. Büyüdüğümüz evde duygularımıza yer verilmiyorsa, çocuğun düşüncelerini ifade etmesinde özgürlük yoksa, ebeveynler kendi duygu ve düşüncelerini açmıyorsa çocuk empati geliştiremiyor. Empati becerisi gelişmediği için de başkasının duygusunu anlayamıyor. Bu yoksunluk da çocukları olumsuz durumların içerisine sürükleyebiliyor” ifadelerini kullandı.

ÇOCUK AİLEDEN NE GÖRÜRSE DIŞ DÜNYADA DA ONU KULLANIYOR

Aile içi iletişimin önemine vurgu yapan Yazıcı, “Ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu iletişim, o çocuğun dış dünyayla kurduğu iletişimi doğrudan etkiliyor. Anne ve babalar çocuğuyla nasıl iletişim kuruyorsa çocuğu da arkadaşlarıyla aynı şekilde iletişim kuruyor. Çocuk dış dünyayla aileden şiddet görüyorsa şiddetle, sevgi görüyorsa sevgiyle iletişim kurar. Akran zorbalığı bu tarz olaylarla yakından ilgisi var. Akran zorbalığı da bu sürecin içerisinde yer alıyor. Zorbalık yaşayan bir çocuğun aile içi iletişimi biraz zayıf olur. Ailesinden biraz kopuk...” dedi.

“EKRANLAR ÇOCUKLA EBEVEYN ARASINA GİRDİ”

Televizyon, telefon veya tabletlerin çocuk-ebeveyn ilişkisine büyük zarar verdiğini kaydeden Yazıcı, şunları söyledi: “Televizyon ve telefon ekranı çocukla ebeveyn arasına girmiş durumda. Birbirinden uzaklaştıran, onların iletişimini etkileyen bir konu haline geldi. Çocuk ekranda vakit geçirip ailesinden uzaklaşıyor. Çocuk zihni nörobiyolojik olarak bir başkasını model almaya yatkındır. Çocuklar bir lider arar. Eğer ailede iletişim kopuksa çocuk da güvenebileceği, lider olarak kabul edebileceği birine ihtiyaç duyuyor. Eğer çocuk anne ve babayı lider görmediğinde iletişim daha da kopuk oluyor. Bu yüzden çocuklar da dizi, film veya oyunlarda gördüğü karakterleri kendilerine rol model kabul ediyorlar. Tehlikeli ilişkiler tam da bu noktada başlıyor.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.