Kadın Güçlenirse Toplum Nefes Alır
Her sabah yeni bir gündemle uyanıyoruz. Ekonomik zorluklar, iklim krizi, şiddet haberleri, toplumsal kutuplaşma, eğitimde fırsat eşitsizliği... Sorunların listesi uzayıp gidiyor. Fakat bu başlıkların neredeyse tamamının ortak bir kesişim noktası var: Kadın.
Bir kadın sabah evinden işe giderken güvenliğini düşünüyorsa, bu sadece bir kadın meselesi değildir. Bir anne çocuğunun beslenmesini ekonomik nedenlerle planlamak zorunda kalıyorsa, bu sadece aileyi ilgilendiren bir konu değildir. Bir genç kız eğitim hayallerini ertelemek zorunda kalıyorsa, aslında geleceğimiz erteleniyordur.
Bugün Türkiye'nin en büyük ihtiyacı, kadınların yalnızca sorunlarını konuşmak değil; çözümlerin öznesi olmalarını sağlamaktır. Çünkü kadınlar karar alma mekanizmalarında yer aldığında şehirler daha yaşanabilir, çevre politikaları daha sürdürülebilir, sosyal hizmetler daha kapsayıcı ve ekonomi daha dirençli hale geliyor. Dünyanın birçok ülkesinde yapılan araştırmalar bunu açıkça ortaya koyuyor.
Ancak güçlenme yalnızca bir makam elde etmek değildir. Güçlenmek; ekonomik bağımsızlığa sahip olmak, eğitim fırsatlarına erişebilmek, şiddetten uzak bir yaşam sürebilmek, düşüncesini özgürce ifade edebilmek ve geleceğe umutla bakabilmektir.
Bugün dijital dönüşüm konuşuluyor. Yapay zeka konuşuluyor. Yeşil dönüşüm konuşuluyor. İklim değişikliği konuşuluyor. Fakat bu dönüşümlerin hiçbirinin merkezinde kadın yoksa, dönüşüm eksik kalacaktır. Çünkü kadınların bilgiye, teknolojiye, istihdama ve karar alma süreçlerine eşit katılımı sağlanmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.
Özellikle son yıllarda iklim krizinin etkileri arttıkça kadınların üzerindeki yük de ağırlaşıyor. Afetlerde en fazla etkilenen gruplardan biri kadınlar olurken, çözüm masalarında hala yeterince temsil edilmiyorlar. Oysa çevreyi koruyan, aile bütçesini yöneten, çocuklarına doğa sevgisini aşılayan kadınların deneyimi, iklim politikalarının en önemli parçasıdır.
Toplum olarak artık kadınları sadece belirli günlerde hatırlayan bir anlayıştan uzaklaşmalıyız. Kadın haklarını yalnızca 8 Mart'ta konuşan değil, yılın her günü eşitliği savunan bir kültür oluşturmalıyız. Çünkü eşitlik kadınlara verilmiş bir ayrıcalık değil; toplumun tamamının kazanacağı ortak bir değerdir.
Kadına Dair Derneği olarak inanıyoruz ki; değişim, büyük söylemlerle değil, küçük ama kararlı adımlarla başlar. Bir kız çocuğunun eğitimine destek olmak, bir kadının girişimcilik yolculuğuna omuz vermek, şiddete sessiz kalmamak, dayanışmayı büyütmek... Bunların her biri geleceğe bırakılan güçlü bir mirastır.
Bugün ihtiyacımız olan şey umudu kaybetmeden üretmeye, konuşmaya ve birlikte hareket etmeye devam etmektir. Çünkü kadın güçlenirse aile güçlenir. Aile güçlenirse toplum güçlenir. Toplum güçlenirse ülkemizin geleceği de güçlenir.
Ve unutmayalım…
Kadınların sesi yükseldikçe, demokrasi derinleşir. Kadınların emeği görünür oldukça ekonomi büyür. Kadınların umudu çoğaldıkça, geleceğimiz aydınlanır.
Gülşen ARAS GÜLMEZ
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Erken Rezervasyon Yaptıranlar Dikkat!
Görüntüle →Son Yazıları
- Kadınların Hayatına Dokunmayan Bir Gündem Eksiktir
- Ahmet Telli'nin Ardından: Şiir Sustu Sanmayın, Vicdan Konuşmaya Devam Ediyor
- Kadın ve Göç: Bavula Sığmayan Hayatlar
- Babalar Günü: Sessiz Kahramanların Günü
- Dünya Çevre Günü: Doğayla Uyumlu Bir Geleceğin İnşası
- Dijital güç: kadınların sosyal medyada yükselen sesi
- Kadının Siyasetteki Yeri: Temsil mi, Dönüşüm mü?
- 8 Mart: Bir Gün Değil, Bir Mücadele
- Sevginin En Gerçek Hali: Kadın Ve 14 Şubat
- Kadın Olmanın Sessiz Gürültüsü