Erhan Vergili
Köşe Yazarı
Erhan Vergili
 

28 Şubat: Hafızanın Soğuk Günü ve Bugüne Düşen Gölgesi

Tarihler 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde Türkiye, tankların Sincan sokaklarında yürüdüğü ama “post-modern” denilerek adının yumuşatılmaya çalışıldığı bir müdahaleye tanıklık etti. O gün aslında yalnızca bir hükümet hedef alınmadı; millet iradesi, sandığın itibarı ve demokrasinin ruhu hedef alındı. 28 Şubat süreci, klasik darbe yöntemlerinden farklıydı. Silah sesleri duyulmadı belki ama manşetler silah gibi kullanıldı. Brifingler, medya baskısı, bürokratik kuşatma ve psikolojik harp yöntemleriyle seçilmiş bir irade adım adım tasfiye edildi. “Balans ayarı” ifadesi hafızalara kazındı. Oysa demokrasiye balans ayarı yapılmaz; demokrasi ya vardır ya yoktur. Bu sürecin en ağır bedelini toplum ödedi. Başörtülü öğrenciler üniversite kapılarında ağladı. İnançları nedeniyle insanlar fişlendi, mesleklerinden uzaklaştırıldı. İş dünyasında “yeşil sermaye” yaftaları dolaştı. Kamuda cadı avları başladı. Bir toplum, kendi evlatlarını kimlikleri üzerinden ayrıştırmanın utancıyla yüzleşti. Bugüne baktığımızda 28 Şubat yalnızca bir tarih değildir; bir zihniyetin adıdır. Vesayetçi anlayışın, halkın tercihine güvenmeyen üstenci bakışın sembolüdür. Ve asıl tehlike de burada yatar: O zihniyet şekil değiştirerek yeniden üretilebilir. Demokrasi sadece sandık günü hatırlanacak bir kavram değildir. Demokrasi; hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç hürriyeti ve adil yargı ile anlam kazanır. Eğer bir ülkede insanlar düşüncelerini korkmadan ifade edemiyorsa, medya özgür değilse, hukuk herkese eşit işlemiyorsa; 28 Şubat’ın gölgesi hâlâ üzerimizde demektir. Bugün yapılması gereken, geçmişi siyasi hesaplaşmaların malzemesi yapmak değil; ders çıkarmaktır. Hiçbir ideoloji, hiçbir güç odağı, millet iradesinin üstünde değildir. Siyaset kurumu da bu acı tecrübeyi unutmamalı; demokrasi dışı yöntemlere kapı aralayacak dili ve tutumu terk etmelidir. Çünkü vesayet yalnızca üniformalarla gelmez; bazen kalemle, bazen ekranla, bazen de yargı eliyle gelir. 28 Şubat’ı anlamak, yalnızca mağduriyetleri hatırlamak değil; bir daha asla yaşanmaması için ortak bir demokratik bilinç oluşturmaktır. Farklı görüşlere sahip olabiliriz. İnançlarımız, yaşam tarzlarımız, ideolojilerimiz farklı olabilir. Ancak bizi bir arada tutan şey; sandığa ve hukuka olan ortak bağlılığımızdır. Demokrasi intikam duygusuyla değil, adaletle güçlenir. Geçmişin yanlışlarını tekrar etmemek için herkesin aynı ilkede buluşması gerekir: Milli irade tartışmaya kapalıdır. 28 Şubat’ın en büyük mirası, aslında bize bıraktığı uyarıdır. Eğer hafıza diri tutulmazsa, tarih kendini tekrar eder. Ve tekrar eden tarih, genellikle daha ağır bedeller ödetir. Bugün yapılması gereken, geçmişin acılarından siyasi kazanç devşirmek değil; demokrasi kültürünü kurumsallaştırmaktır. Çünkü güçlü bir Türkiye, ancak güçlü bir hukuk devletiyle mümkündür. Ve unutulmamalıdır: Tankların gölgesi geçer… Ama demokrasinin gölgesi kalıcı olmalıdır.
Ekleme Tarihi: 28 Şubat 2026 -Cumartesi

28 Şubat: Hafızanın Soğuk Günü ve Bugüne Düşen Gölgesi

Tarihler 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde Türkiye, tankların Sincan sokaklarında yürüdüğü ama “post-modern” denilerek adının yumuşatılmaya çalışıldığı bir müdahaleye tanıklık etti. O gün aslında yalnızca bir hükümet hedef alınmadı; millet iradesi, sandığın itibarı ve demokrasinin ruhu hedef alındı.

28 Şubat süreci, klasik darbe yöntemlerinden farklıydı. Silah sesleri duyulmadı belki ama manşetler silah gibi kullanıldı. Brifingler, medya baskısı, bürokratik kuşatma ve psikolojik harp yöntemleriyle seçilmiş bir irade adım adım tasfiye edildi. “Balans ayarı” ifadesi hafızalara kazındı. Oysa demokrasiye balans ayarı yapılmaz; demokrasi ya vardır ya yoktur.

Bu sürecin en ağır bedelini toplum ödedi. Başörtülü öğrenciler üniversite kapılarında ağladı. İnançları nedeniyle insanlar fişlendi, mesleklerinden uzaklaştırıldı. İş dünyasında “yeşil sermaye” yaftaları dolaştı. Kamuda cadı avları başladı. Bir toplum, kendi evlatlarını kimlikleri üzerinden ayrıştırmanın utancıyla yüzleşti.

Bugüne baktığımızda 28 Şubat yalnızca bir tarih değildir; bir zihniyetin adıdır. Vesayetçi anlayışın, halkın tercihine güvenmeyen üstenci bakışın sembolüdür. Ve asıl tehlike de burada yatar: O zihniyet şekil değiştirerek yeniden üretilebilir.

Demokrasi sadece sandık günü hatırlanacak bir kavram değildir. Demokrasi; hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç hürriyeti ve adil yargı ile anlam kazanır. Eğer bir ülkede insanlar düşüncelerini korkmadan ifade edemiyorsa, medya özgür değilse, hukuk herkese eşit işlemiyorsa; 28 Şubat’ın gölgesi hâlâ üzerimizde demektir.

Bugün yapılması gereken, geçmişi siyasi hesaplaşmaların malzemesi yapmak değil; ders çıkarmaktır. Hiçbir ideoloji, hiçbir güç odağı, millet iradesinin üstünde değildir. Siyaset kurumu da bu acı tecrübeyi unutmamalı; demokrasi dışı yöntemlere kapı aralayacak dili ve tutumu terk etmelidir. Çünkü vesayet yalnızca üniformalarla gelmez; bazen kalemle, bazen ekranla, bazen de yargı eliyle gelir.

28 Şubat’ı anlamak, yalnızca mağduriyetleri hatırlamak değil; bir daha asla yaşanmaması için ortak bir demokratik bilinç oluşturmaktır. Farklı görüşlere sahip olabiliriz. İnançlarımız, yaşam tarzlarımız, ideolojilerimiz farklı olabilir. Ancak bizi bir arada tutan şey; sandığa ve hukuka olan ortak bağlılığımızdır.

Demokrasi intikam duygusuyla değil, adaletle güçlenir. Geçmişin yanlışlarını tekrar etmemek için herkesin aynı ilkede buluşması gerekir:
Milli irade tartışmaya kapalıdır.

28 Şubat’ın en büyük mirası, aslında bize bıraktığı uyarıdır. Eğer hafıza diri tutulmazsa, tarih kendini tekrar eder. Ve tekrar eden tarih, genellikle daha ağır bedeller ödetir.

Bugün yapılması gereken, geçmişin acılarından siyasi kazanç devşirmek değil; demokrasi kültürünü kurumsallaştırmaktır. Çünkü güçlü bir Türkiye, ancak güçlü bir hukuk devletiyle mümkündür.

Ve unutulmamalıdır:
Tankların gölgesi geçer…
Ama demokrasinin gölgesi kalıcı olmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sariyersoz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.