Kırmızı Halı mı, Turkuaz Halı mı?
Siyasette bazen bir renk, uzun uzun anlatılacak bir anlayışı tek başına anlatabilir.
Kırmızı halı; gücü, makamı, protokolü ve gösterişi çağrıştırır.
Turkuaz ise bana göre daha farklı bir anlam taşır: Ferahlık, huzur, samimiyet ve halkla aradaki mesafenin kalkması…
Ama asıl mesele halının rengi değildir.
Asıl mesele, siyasetçinin o halının üzerinde yürürken kendisini halktan ne kadar ayrı gördüğüdür.
Ben bağımsız bir siyasetçi olarak siyaseti makamların, koltukların ve siyasi parti hesaplarının üzerinde tutuyorum.
Çünkü bağımsız olmak, sadece bir partinin mensubu olmamak değildir.
Bağımsız olmak; doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmektir.
Kim yaparsa yapsın haksızlığın karşısında durabilmek, kimden gelirse gelsin doğru hizmeti destekleyebilmek ve hiçbir siyasi hesabı halkın menfaatinin önüne koymamaktır.
Benim için kırmızı halının bir tarafında makam, diğer tarafında halk varsa; tercihimi halktan yana kullanırım.
Çünkü siyasetçinin gerçek itibarı, kaç kişinin önünde yürüdüğüyle değil, kaç insanın derdine dokunduğuyla ölçülmelidir.
Bugün vatandaş ekonomik sıkıntıyla mücadele ederken, esnaf borçlarını düşünürken, gençler gelecek kaygısı yaşarken; siyasetin kendi konfor alanını büyütmesi kabul edilemez.
Vatandaşın ayağının bastığı yer, siyasetçinin de ayağının basması gereken yerdir.
Benim siyaset anlayışımda kırmızı halıdan çok, halkın sokağı önemlidir.
Protokolden çok vatandaşın sesi önemlidir.
Makamdan çok emanet önemlidir.
Parti çıkarından çok kamu yararı önemlidir.
İşte bağımsız siyasetin farkı da burada ortaya çıkar.
Kimsenin adamı olmadan, herkesin hakkını savunabilmek…
Kimseye borçlu olmadan, sadece halka karşı sorumluluk taşımak…
Ve gerektiğinde kendi siyasi çevrene bile itiraz edebilmek…
Bağımsızlığın gerçek anlamı budur.
Bu nedenle benim için mesele kırmızı halı mı, turkuaz halı mı sorusu değildir.
Benim için asıl soru şudur:
Siyasetçi halkın üzerine mi çıkacak, yoksa halkın yanına mı inecek?
Benim cevabım nettir:
Ben halkın yanındayım.
Çünkü makamlar geçicidir, siyasi hesaplar değişir, koltuklar el değiştirir.
Ama halka verilen söz, vicdanda taşınan sorumluluk ve adalet duygusu kalıcıdır.
Benim halımın rengi değil, yürüdüğüm yol önemlidir.
O yolun adı da bellidir:
Bağımsız siyaset, temiz toplum, adaletli yönetim.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Hürmüz Takvimi-6
Görüntüle →Son Yazıları
- Kırmızı Halı mı, Turkuaz Halı mı?
- Belediye Salonunda Akraba Tarifesi: Tanıdığın Yoksa Evlenmek Yüzde 25 Daha Pahalı!
- Cumhurbaşkanımıza açık mektup: Sandığın anahtarı çarşıda mı? Esnafın beklentisi net!
- 1 Mayıs 1905 Emeğin Türkiye’ye yansıması
- Egemenliğin En Saf Emaneti: Çocuklar
- Farkındalık ayrıcalık değildir...
- İtibardan tasarruf olmaz mış…
- ÇANAKKALE GEÇİLMEDİ, TÜRKİYE ASLA GEÇİLMEZ
- 28 Şubat: Hafızanın Soğuk Günü ve Bugüne Düşen Gölgesi
- Gündemi Kim Belirliyor?